İnsan hayatı boyunca farkında olmadan en çok zaman geçirdiği insanların izlerini taşır. Karakter dediğimiz şey sadece doğuştan gelen bir özellik değildir; yaşadığımız ortam, kurduğumuz ilişkiler ve birlikte yürüdüğümüz insanlar tarafından şekillenir.
Bir insanın kim olduğunu anlamak istiyorsanız, sadece söylediklerine değil; çevresine, dostlarına ve birlikte vakit geçirdiği insanlara bakmanız yeterlidir. Çünkü insan zamanla yanında bulunduğu insanların düşünce biçimini, tepkilerini ve hayata bakışını benimser.
Atalarımız bu gerçeği iki güçlü sözle anlatmış:
“Üzüm üzüme baka baka kararır.”
İnsan, sürekli temas hâlinde olduğu ortamın rengini alır. Pozitif bir çevrede büyüyen birinin bakışı genişler, ufku açılır. Sürekli olumsuzluk içinde bulunan biri ise farkında olmadan aynı düşünce kalıplarına hapsolur.
“Kıratın yanında duran ya huyundan ya suyundan.”
Yani güçlü, erdemli ve disiplinli insanların yanında duran kişi zamanla onların özelliklerinden etkilenir. Ancak tam tersine, sorumluluktan kaçan ya da sürekli şikâyet eden insanların arasında kalan biri de aynı alışkanlıkları normal görmeye başlar.
Bu bir üstünlük meselesi değildir.
Bu bir bilinç ve tercih meselesidir.
İnsan bazen kendine şu soruları sormalıdır:
Ben kimlerle aynı masada oturuyorum?
Kimlerin sözünü daha çok dinliyorum?
Hangi ortam benim gelişimime katkı sağlıyor?
Çünkü tahammül ettiğimiz davranışlar, sustuğumuz yanlışlar ve alkışladığımız tavırlar zamanla bizim karakterimizin bir parçası hâline gelir.
Gerçek gelişim; iyi insanlarla birlikte olmak, doğru değerleri paylaşmak ve kendini sürekli daha ileri taşıyacak bir çevrenin içinde kalmakla mümkündür. İnsan yalnız başına büyüyebilir ama çevresi onu hızlandırır ya da yavaşlatır.
Unutulmamalıdır ki; Hayatta başarı sadece bireysel çabayla değil, doğru yol arkadaşlarıyla da şekillenir.
İnsanın istikameti çoğu zaman yanında yürüyenlerle belli olur.
Ve belki de tam bu yüzden…
Son günlerde yaşadığımız üzücü hadiseler, bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı; Toplum olarak sadece olaylara değil, o olayları doğuran ortamlara da bakmak zorundayız.
Çünkü hiçbir yanlış bir anda ortaya çıkmaz. Yanlış; görmezden gelinerek, normalleştirilerek ve yanlış insanlarla sürdürülen ilişkiler içinde büyür.
Bugün karşılaştığımız her olumsuzluk, aslında bize şu soruyu sormaktadır:
“Biz kimi büyütüyoruz, kiminle yürüyoruz, neyi normalleştiriyoruz?”
Artık daha dikkatli olmak zorundayız.
Sadece kendimiz için değil; ailemiz, çocuklarımız ve toplumun geleceği için…
Çünkü bir nesli yetiştiren sadece anne-baba değil, aynı zamanda o neslin içinde bulunduğu çevredir.
Ve unutmayalım;
İyi insanların çoğaldığı bir toplumda kötülük barınamaz.
Ama kötülüğe sessiz kalınan bir toplumda, iyilik zamanla yalnızlaşır.
Tercihlerimiz sadece bugünü değil, yarını da inşa eder.