Son günlerde nereye gitsem aynı duyguyu görüyorum… İnsanlar gülümsüyor ama gözlerinde kaygı var. Geçim derdi, sağlık endişesi, aile meseleleri, yarın korkusu… Hepimiz farklı imtihanlardan geçiyoruz. İşte tam da böyle bir zamanda karşıma çıkan kısa bir yazı, bana çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı…

Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerden sınar. Bir gün sağlıkla ilgili bir haber alırsınız, ertesi gün maddi sıkıntılar kapınızı çalar. Kimi evliliğinde huzuru arar, kimi evladının geleceği için uykusuz kalır, kimi de yarının ne getireceğini düşünmekten bugünün güzelliğini göremez.

Şunu yıllar içinde öğrendim: Kaygı, henüz yaşanmamış bir yarını bugünden yaşamaya çalışmaktır. Oysa hayat, bugünde nefes almayı ve bugünde şükretmeyi öğretir.

Elbette tedbirimizi alacağız, çalışacağız, mücadelemizi vereceğiz. Ama bir noktadan sonra yükü tek başımıza taşımaya çalışmak, omuzlarımızı gereksiz yere yorar. İşte o anda tevekkül devreye girer. Tevekkül; hiçbir şey yapmadan beklemek değil, elinden geleni yaptıktan sonra gönlünü Allah’ın takdirine emanet edebilmektir.

Belki bugün kapalı görünen kapılar, yarın sizin için açılacak en hayırlı kapılardır. Belki “Neden?” diye sorduğunuz olaylar, bir süre sonra “İyi ki…” dedirtecektir. Çünkü biz sadece bugünü görürüz; Rabb'imiz ise sonunu da bilir.

İçiniz daraldığında kendinize şu cümleyi hatırlatın:

“Rabbim benimle… O, benim için en hayırlısını bilir.”

Bu cümle bütün sorunları bir anda çözmeyebilir; ama kalbe umut verir, insana güç verir. Umut ise insanın yeniden ayağa kalkmasını sağlayan en büyük sermayedir.

Bugün etrafınıza bakın. Belki bir dostunuzun bir tebessüme, bir telefonunuza, “Yanındayım.” sözünüze ihtiyacı vardır. Umut bulaşıcıdır. Siz umut olursanız, bir başkasının karanlığına da ışık olabilirsiniz.

Unutmayalım…

Gece ne kadar uzun olursa olsun, sabah mutlaka olur.

Sıkıntı ne kadar ağır olursa olsun, Allah’ın rahmeti ondan daha büyüktür.

Rabbim gönlünüze huzur, evinize bereket, bedeninize sağlık, sevdiklerinizle birlikte nice güzel günler nasip etsin. Kaygının değil, umudun sesini dinleyelim.

Sevgi ve muhabbetle…