Hayat gerçekten mevsimler gibi…

Bazen güneş açar, içimiz ısınır.

Bazen yağmur yağar, sessizce içine döner insan.

Kimi zaman fırtınalar savurur kimi zaman da tarifsiz bir huzur sarar ruhumuzu.

Ama bütün bu değişkenliğin içinde değişmeyen bir şey vardır:

İnsanın özü… Duruşu… Vicdanı…

Geçtiğimiz günlerde kıymetli ağabeyim, turizm sektörünün duayen iş insanı Ramazan Aslan ile yaptığımız bir sohbet, bu gerçeği bir kez daha hatırlattı bana. Çok uzun konuşmadık aslında… Ama bazen birkaç cümle, sayfalar dolusu nasihatten daha derin iz bırakır.

Şöyle dedi:

Sevgiyi paylaş, mütevazı ol…

Ama en önemlisi, sana yapılmasını istemediğin hiçbir şeyi kimseye yapma.”

Sohbetin en çarpıcı anında ise şu sözü zihnime kazındı;

Bedelini ödemediğin hiçbir şey senin değildir.”

Çünkü hayatta gerçekten bize ait olan; emek verdiğimiz, sabrettiğimiz ve uğruna fedakârlık yaptığımızdır.

Kolay gelen kolay gider…

Ama bedel ödenerek kazanılan, insanın karakterine ve duruşuna yerleşir…

Bir başka cümlesi ise başarıya bakışını çok net anlatıyordu:

Ya bir işte ilk olacaksın… ya da o işte en olacaksın.”

Aslında burada anlatmak istediği şey çok derindi…

İnsan yaptıklarına sadece “” gözüyle bakmamalı.

Fark koymalı, değer katmalı, iz bırakmalı…

Eğer bir yolda yürüyorsan; ya o yolu ilk açan olmalı, ya da o işi en iyi yapanlardan biri olmalısın.

Çünkü sıradan olmak gelip geçer…

Ama emeğiyle, vizyonuyla ve duruşuyla fark yaratan insanlar unutulmaz.

İşte bütün mesele tam da burada başlıyor.

Hayatın karmaşasında insanlar çoğu zaman ne olacaklarına, nereye geleceklerine, ne kazanacaklarına odaklanıyor. Oysa asıl mesele; nasıl bir insan olarak kalabildiğimizdir.

Sevgi eksilmez… Paylaştıkça çoğalır.

İyilik küçülmez… Yapıldıkça büyür.

Ve insan, sahip olduklarıyla değil; başkalarına nasıl davrandığıyla iz bırakır bu dünyada.

Tam da bu noktada şunu unutmamak gerekir;

İyilikle kalabilmek, hayatta kazanılacak en büyük itibardır.”

Belki zengin olursun, belki güçlü…

Belki tanınırsın, belki alkışlanırsın…

Ama kalplerde yer edinmek, bambaşka bir şeydir.

Çünkü kalp, samimiyeti tanır.

Vicdan, adaleti bilir.

Ve hayat, herkese yaptığını bir gün mutlaka geri getirir.

O yüzden mesele çok karmaşık değil aslında…

Oldukça sade, ama bir o kadar derin;

Kimseye yük olma, kimseyi kırma, kimseye haksızlık etme.

Ve her ne olursa olsun, insan kal.

İnanıyorum ki insan kalbini temiz tuttuğu sürece,

Allah onu korur…

Ve hiçbir güç, onu bulunduğu doğru yerden koparamaz.

İnsan bu hayatta ne kazandığıyla değil, kimseye zarar vermeden ne kadar insan kalabildiğiyle hatırlanır.