Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan ile görüşürken geçen yaz Ege’yi kuşatan alevler arasındaki hâlleri geldi gözümün önüne… Dumanların arasından feryat ve isyan ediyordu Turan, “Sözün bittiği yerdeyiz. Her şey elimizde kalıyor!” diyordu.

Zaman bazı şeyleri unutturuyor da izi silinmiyor. Konuya döneceğim ama önce şu sosyal medyanın kamu kurum ve kuruluşlarına kadar girmesinden, bazı yöneticilerin TikTok videosu üretmesinin sonuçlarından söz edelim.

Dijital Gaste’nin özellikle sosyal medya haberlerinin takip ve değerlendirmede yetkin editörü Batuhan Yavuz ile “sanal gerçeklik” üzerinde sıkça istişare ederiz. İletişim bilimlerinde akademik yolculuğa da devam eden Batuhan’a, fotoğraf gönderip “Bir bakar mısın, gerçek mi sanal mı?” diye sorarım. Dün onlardan biri geldi önüme.

Çocukluğu İzmir’de geçen Sivas’ın Zara Kaymakamı Enes Emircan, yoğun kar yağışı yüzünden yollar kapanınca, “İzmir’de Allah’ım bir kar yağsın da oynayalım.” diye dua ettiğini, şimdi ise dua sözlerini kar yağmasın da Sivas yolları kapanmasın diye değiştirdiğini söylemiş.

İlgimi çekti. Harika bir sosyal medya haberi malzemesi diye düşünüp gönderdim Batuhan’a… Biraz sonra “Geçen yılın haberi.” diye yazdı.

Bu hassasiyeti göstermesek, alt metne bakmasak, saygınlık kaygımız olmasaydı gazetecilik bilgi ve birikimiyle ilgiyi zirveye taşıyabilirdik. “Genç kaymakam İzmir’de dua etti, Sivas’da pişman oldu” diye paylaşabilirdik. Ya da “İzmir’de dua etti, Sivas’da kabul oldu” diyebilirdik.

Her neyse… Bu örneği vermemin sebebi, sosyal medyanın toplumda yarattığı dönüşümün geldiği düzeye işaret etmekti.

BAŞKAN MUSTAFA TURAN’IN SESSİZ FERYADINI DUYUN!

Çağımızda aşırı uyaranların yoğunluğu nedeniyle insan hafızası daha az şey muhafaza edebiliyor. Odaklanma gerektiren bir konu üzerinde bile ayrıntılı düşünmek zorluyor.

Kadim sözdür, “Hafızayı beşer nisyan ile maluldür.

Kısaca insan unutur!

Ege’nin en verimli orman ve tarım alanlarını küle çeviren yangınları zihninizde toparlayın. Daha 4-5 ay öncesinden söz ettim.

Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan’ın sosyal medyada “Sözün bittiği yerdeyiz.” sözleriyle yakarışı kadar yangını hatırlamıyoruz.

Bu durum iletişimin temel prensiplerinden birini, “Göründüğün kadar varsın.” gerçeğinin tezahürüdür.

O günden sonra Başkan Turan’ın Ödemiş için yaptığı o kadar çok şey var ki, sadece ilçede yaşayanlar görebiliyor.

Bir sokakta işçilerin değiştirdiği mazgalın başında video çekip paylaşsaydı… Bir de yöresel ağızla birkaç kelam etseydi… Başkanın retoriği de güçlü aslında.

Geçenlerde Akgül Medya Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Akgül ile Başkan Mustafa Turan’ı ziyaret ettik.

Konuşurken hep bunlar geçti aklımdan, söylemedim.

Bu kez başka önemli bir konunun altını çizdi, “Kuraklık kapıdan içeri girdi.” dedi.

Yazın kavurucu sıcağında yangınlarla boğuşan Ödemiş çiftçisi, elinde ne kaldıysa toplayıp pazara çıkardı.

Çünkü barajda ne kadar kaldıysa, Küçük Menderes Nehri ne kadar ıslattıysa toprağını o kadar ürün alabildi çiftçi. Başkan Turan’ın dediğine göre, bu yaz sıkıntı falan çekilmeyecek. Tam olarak susuz yazın başladığı yıl olacak bu yaz.

Türkiye’nin en verimli patates tarlaları susuzluk yüzünden ürün vermeyecek. Sebze meyveler yetişmeyecek.

Bunlar felaket senaryosu değil. Bağ bahçe elbette taşıma suyla yetiştirenlere yetebilir. Ancak tarım ürünlerinin yetiştirilmesi ve satışı açısından ne yazık ki umutlu bir gelecekten söz edilemiyor.

Şunu da söylemeden geçmeyelim; Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, seçilmeden önce yörenin her türlü spor, sosyal ve ekonomik alanında aktifti. Yani yaşadığı coğrafyanın bütün sorunlarına hâkim. Elbette çözüm önerileri de var.

Zararın neresinden dönülürse Ödemiş’in kazanç hanesine yazacak. O yüzden devlet kurumlarının yerel yönetimle daha sıkı bağ kurması gerekir.

KAR YAĞDI, CIVA COŞTU!

Zonguldak Eskipazar Belediye Başkanı Serkan Cıva’yı son günlerdeki video bombardımanından tanıyor olabilirsiniz. Kar yağışında kâh yolda kalmış rolü yaparak ekiplerini arıyor, “Başkan yolda kaydıysa demek ki belediye çalışmıyor.” gibi sözlerle mührünü de vuruyor. Yolda yürüyen teyzelere “Var mı benden isteğin?” diyerek onlara takılıyor, eğleniyor ve çok seviliyor izlenimi veriyor.

Görmeyenlere, özellikle belediye başkanlarına öneririm. Çıtayı giderek yükseltiyor. Fikir ve içerik üreten influencer gibi bu yolda ilerliyor.

Sosyal medyayı böylesine etkin kullanmak yöneticiye iki önemli kazanım sağlar. İlki, görünür olmanın getirdiği güvenilirlik. İkincisi, yaptığı her olumlu davranışın anında karşılık görmesi… Diğer artılar kişiye ve fiillerine göre değişir.

Dezavantajları da var elbette. Örneğin halk, sürekli olumsuza işaret edip düzeltilmesi için yapacağı baskı karşısında yorgunluk yaratır. Zaman içinde telafi edilecek hasar ve hatalar gizlenemez hâle gelir.

Sizin de görüp gözlemlediğiniz bakan, vali, kaymakam, belediye başkanı ve kamu kurum yöneticilerinin sosyal medyayı içerik üreticisi gibi kullanma becerisine tanık oluyoruz.

Bu kaçınılmaz bir durum. Ancak kontrolden çıkmış bir sanal yönetim, insanı ve gerçek sorunlarını gölgede bırakabilir.

Tarihe tanıklık yapmak, kişisel egosunu tatmin etmek için gerçeğin asaletini zedelememek gerekir.

Burada medya okuryazarlığına girerek konuyu dağıtmak istemiyorum. Ancak bu önemli konuyu başka bir yazıda ele alalım.

Sosyal medya hayatımızın gerçeği ama hayatımızın özü değil.

Bunu da unutmadan ölçülü ve istikrarlı olmayı öneriyoruz.