İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 5 Nisan 2024’te CHP’li Tunç Soyer’den görevi devraldı. 18 Haziran 2026’da CHP’den istifa etti.

Artık bağımsız. Ancak o gün bugündür Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılacağı söylentileri devam ediyor.

Tugay’ın bir siyasi partiye bağlılığı bitti ama dedikoducuların esaretinden kurtulamadı.

Meşhur olmak isteyen gazeteciler, “Cemil Tugay, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü. Anlaşma tamam”, “Cemil Tugay, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı ile görüşmeleri yürütüyor”, “Haftaya bitiyor…” gibi iddialar ortaya atıyor.

Nihayetinde Cemil Tugay, ısrarla reddediyor: “Ben AK Parti’ye geçersem sokakta yürüyemem. Eşim, annem, dostlarım benimle konuşmaz…

Daha ne desin?

Yalanların sonu gelmiyor. Hatta elini yükseltip “Cemil Tugay, AK Parti’ye geçmezse gazeteciliği bırakacağım.” diye yemin edenler var.

Gazeteciliği çıkarsızca yaşam biçimi olarak seçen kişi mesleğini kumar gibi ortaya koymaz.

Öte yandan AK Parti'li kurmaylar da net bir şey demiyor. Hatta “Usulsüz işlere bulaşmadıysa kapımız açık.” diyerek meşhur konu üzerinden kamuoyunda görünürlüğünü sürdürmek istiyor.

Yok öyle bir görüşme.” diyebilecek bilgi ve yetkinliğe sahip olmasına rağmen ortada bırakmak da aynı bir politik tavır.

Neyse… Bu konu artık herkesi sıktı. Söyleyecek yalan da kalmadığına göre işin aslını yazmak gerekir.

Aslında basit bir konu. Belediyenin iş yaptığı firmalardan birinin sahibinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi sırasında geçen bir diyaloğun paylaşılması…

Erdoğan’ın sözünün tam olarak ne olduğunu kimse bilmiyor ama olumsuz bir şey söylemediği anlaşılıyor.

Bu konu büyütülerek her söyleyenin dilinden yeni bir sözcük ve anlam yükleniyor.

Dönüp dolaşıp 3 haftadır, İzmir’in bir başka meselesi yokmuş gibi Başkan Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılacağı iddialarına geliniyor.

Dünya başka ciddi konularla yatıp kalkıyor.

Ancak çocuksu beyniyle kocaman bir dünyada uzun bir ömür geçiren kişiler bile hala İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın varlık sürdürme biçimini hayati mesele haline getirebiliyor.

Üstelik gerçeğe dayanmayan yalanlar üzerine kurulu bir yaşam…

BİR BAŞKAN BU KADAR KONUŞULMADI

İzmir’e 40 yıldır gazetecilik yapıyorum. 12 Eylül 1980 sonrası atanan Cahit Günay ve Ceyhan Demir’den sonra ilk seçilen Dr. Burhan Özfatura (iki dönem), Yüksel Çakmur, Ahmet Piriştina ve Aziz Kocaoğlu’nun başkanlık dönemlerine tanık oldum.

1994-1999 dönemi için seçim kampanyasında gazeteciliğe ara verip Burhan Özfatura’nın seçim kampanyasında kısa süreli basın danışmanlığı yürüttüm. O dönemde de seçimde stratejik hamleler vardı. O zamanın ruhuna uygun halkla ilişkiler yürütülüyordu. Sosyal medyasız…

İlk dönem 1984 seçimlerinde ANAVATAN Partisi’nden, 1994’teki ikinci dönem seçimlerinde DYP’den aday olarak kazandığı seçimlerde Burhan Özfatura’nın şahsi sempatisi inkâr edilemez. Özellikle de İzmir için iddialı hizmet atakları vardı. Kimi hayal kırıklığı yaratsa da hâlen onun eserleri önemli bir yatırım olarak hatırlanır.

Hatırlamak derken, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından Kolombiyalı gazeteci ve senarist Gabriel Garcia Marquez, “Geçmiş olduğu gibi değil, hatırlandığı gibi yazılır.” sözü çok değerlidir. Hatta insanoğlunun yegâne gerçeğidir.

Bir olayı yaşarken hissettiklerimiz, anlatırken hatırladıklarımızla sınırlı ve yaşandığı gerçeklikten çıkabilir.

Büyülü gerçeklik, “magic realism” akımının temsilcisi olarak bilinir Marquez… Ne kadar sade ve net anlatıyor gerçekliği…

Şimdi bu satırlarımdan, “Eskiler ne kadar güzeldi, eski başkanlar daha başarılıydı.” dediğim anlamı çıkarılmasın.

Asla geçmiş zamanlara güzelleme yapmam. Gerçeği tıpkı Marquez ustanın bakış açısıyla aktarmak isterim.

90’lardaki seçim strateji oyunlarının iç yüzünü tam idrak edemesem de, gerçekten o dönemlerde de yaşananlar vardı.

MHP’nin adayı Nihat Yazıcı’nın adaylık başvurusunun niye kabul edilmediğini hâlâ merak ederim.

Niye son gün saat 17.00’yi 10 dakika geçtiği için adaylık başvurusunun reddedildiği… O dönem MHP İl Başkanı Naşit Birgüvi’ye de sorduğumda, “Kampanya sırasında ziyaretlerden geç döndük.” mazeretindeki samimiyetin seviyesini hâlâ bilemem…

Elbette amaç ve hedefinin DYP adayı Burhan Özfatura lehine MHP seçmeninin oylarının alınması yönünde söylentileri öne çıktı. Bilemeyiz… Hayli konuşuldu.

Ancak 40 yıldır hiçbir başkan, Dr. Cemil Tugay’ın 5 Nisan 2024’te göreve geldiği günden beri konuşulduğu kadar konuşulmadı.

Konuyu şöyle bağlayalım.

Dedikoduların toplumsal yararları sosyal psikoloji açısından yararlı olsa da bir kentin sorumluluğunu üstlenmiş ciddi bir iş yapan insanı basit düzeyde bir dedikodunun hedefi haline getirmek yakışıksız bir durumdur.

Meşhur ve meşru bir sözdür: Büyük insanlar fikirlerle; orta insanlar olaylarla; küçük insanlar, insanlarla uğraşır.

Şimdi bakalım tercihi ne yönde yaptığımıza… Sadece olaylar ve insanlarla uğraşmak mı?

Fikirlerle meşgul olup ideallerin peşinden gitmek mi