Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, İzmir Amerikan Hastanesi’nin açılışında bir gaf yaptı. Altı üstü “bir fıkra anlattı, ne var bunda” denilebilecek cinsten değildi.
Belki de 96 yıllık hayatının en zor anını yaşadı.
Türkiye’de ve dünyada bir fıkrayla hayatını karartan pek çok kişi var. Yazımızda örneklerimizde okuyabilirsiniz.
Başlıkta kullandığım “şaka maka” ifadesiyle konuyu basitleştirmek istemem. Bu tabir normal koşullarda ciddiye alınmayan bir konunun, zamanla farkında olmadan gerçeğe dönüşmesi, şaşırtıcı boyut kazanması için kullanılan ikilemedir.
Bir de “vay canına nereden nereye” anlamında günlük dilde kullanılır.
Konuya dönelim; Rahmi Koç, şaka maka derken, bu yaşında sözleri yüzünden adalet önüne çıkacak hale geldi.
Demek ki, neymiş?
İnsan mal, servet, şöhret sahibi de olsa; insan olmanın nezaket, saygı, zarafet ve sorumluluğunu bir an bile unutsa sıradan bir hayat yaşayan insandan kat kat daha fazla bedel ödemek zorunda kalabiliyor.
Bu hayatın gerçekliğinden yola çıkarak belki de bildiğimizi sandığımız ama hayat bize her zaman büyük dersler veriyor.
Şimdi konuya dönüp üzerinde biraz düşünelim.
“BİR SÖZCÜKLE DÜNYA KURULUR”
Bu sözün esası Mevlânâ’ya aittir ve tamamı, “Bir sözle dünya kurulur, bir sözle dünya yıkılır.”
Kişisel hayatınıza yükleyin ve anlamını idrak edin.
Temel iletişim kuralıdır; din, dil, etnik köken, cinsiyet kimliği, özel hayat… kısacası insanı bireysel ve toplumsal olarak varlık göstermesini sağlayan değerler üzerine alaycı, küçümseyici, hakaret içeren sözler sarf edilmesi kabul edilemez. Ciddi bir iletişim kusurudur. Çoğunlukla bu kusuru işleyenler toplum dışına itilir.
İşte Rahmi Koç’un durumu da tam da bu anlayışın etrafında dönüyor.
İzmir’deki açılış töreninde her zamanki gibi renkli kıyafetleri içinde neşeyle konukları ağırlıyordu.
Ne olduysa bir anda coştu ve etnik köken içerikli bir fıkra çıktı ağzından. Fıkrada geçen kadına “etnik kimlik” yüklemesi sorun oldu.
İnsanın dilini doğru sözcüklerle kullanması; nerede neyi söylemesi gerektiğini bilmesinin önemi ülkenin en varlıklı ailenin reisi tarafından bir ders olarak sunuldu adeta...
Zira fıkralar, hayatın içinden süzülüp gelen beynimizi gıdıklayan, kimsenin kırılmadığı, kendisinden söz edilse bile memnuniyetle karşıladığı mizahî şakalardır.
Mizahî fıkralar, eğlendirirken düşündürmeyi amaçlar. Beklenmedik bir nükteyle biten özlü sözlerden kurulur fıkra… Nasreddin Hoca, Bektaşi gibi tarihsel örnekler yanında binlerce Karadeniz fıkrası da mizahi fıkranın gücüne gösterir.
Rahmi Bey’in anlattığı fıkradan ders aldık mı?
Hayır!
Ancak Rahmi Bey’in durumundan ders almış olmalıyız.
Çünkü 100 yaşına yaklaşmış bir insan aralarında Türkiye’nin son Başbakanı Binali Yıldırım’ın da bulunduğu seçkin topluluğun duyacağı şekilde etnik kökene dayanan bir fıkra anlattı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, bu sözleri “Halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçu kapsamında değerlendirerek soruşturma açtı.
Diğer yandan bazı siyasi partiler ve iş dünyasından da cinsiyetçi ve ayrımcı ifadeler kullanıldığı iddiasıyla suç duyurularının yapıldığı öğrenildi.
Rahmi Koç, özür dileyerek böyle bir niyeti olmadığını kamuoyuyla paylaştı. Niyetinin elbette kötü olmadığı bilinir ama söz ağızdan çıkmıştı. Üstelik o ağız, Türkiye’de ergenliğe ulaşmış her insanın hatta dünya iş çevrelerinde de bilinen bir kişiye ait olunca masum düzeyde kalmıyor.
FIKRAYLA BAŞINI YAKANLAR
Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, gerçekten Türkiye için değerli ve önemli bir kimlik… Koç, çalışma hayatına başladığında biz henüz dünyada değilmişiz. 1930 yılında doğmuş. ABD’de John Hopkins Üniversitesi’nde İşletme eğitimi almış, 1958’de iş hayatına babası Vehbi Koç’un kurduğu Otokoç’ta başlamış.
Sadece yaşından dolayı bir saygı borcumuz yok. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak hazır bir şirkette kral gibi yaşadığını düşünmem. Ailenin bu şirketini büyütmek, ileriye taşımak, binlerce insana istihdam olanağı sağlamak için gösterdiği çabaya saygı duyarım.
Ancak, bu saygımızın sınırı, “para bende, istediğim her şeyi yapar ve söylerim” mantığına dayandığında biter.
Türkiye’de ve dünyada televizyonlarda, sahne hayatında ve göz önünde bulunan; şaka maka derken hayatının bir dönemini kâbusa çeviren pek çok insan var.
Bakalım kimler?
Hatırlayın, daha üzerinden bir ay geçmedi.
Müzisyen Mustafa Keser, konser sırasında Kayserililerin ticari zekâsını överken Yahudi temalı bir fıkra anlattı. Yahudi ile Kayserili arasında bir fark olmadığını, “ikisi de hesap kitap bilir” ifadesiyle anlattı.
Pek çok suç duyurusu ve toplumsal tepki gösterildi. Ünlü sanatçı sıkıntılı günler geçiriyor.
Karadenizli merhum sanatçı Volkan Konak, Trabzonlularla ilgili anlattığı fıkradaki dini ve mizahi üslubu nedeniyle “dini değerleri aşağılama” gerekçesiyle hukuk önünde hesap verdi.
Gösteri dünyasının şöhretlilerinden Mehmet Ali Erbil, Alevi vatandaşların hassasiyeti olan bir konuda yaptığı şaka yüzünden televizyon kariyeri ciddi zarar gördü.
DÜNYA ŞAKAYA GELMİYOR
Dünyada da bu tür olaylar yaşanır.
Birkaç örnek verelim: ABD’li komedyen Gilbert Gottfried’in 2011 yılında Japonya’daki deprem ve tsunami felaketinin ardından kara mizah yapması affedilmedi.
Seinfeld dizisinde “Kramer” karakteriyle dünya çapında bilinen aktör Michael Richards, 2006’da stand-up gösterisi sırasında sözlerini bölen siyahi seyircilere öfkesini fıkra görünümlü hareket ve sözlerle dile getirmesi kariyerini bitirdi.
ABD’nin en çok izlenen televizyon figürlerinden Roseanne Barr, eski ABD Başkanı Obama’nın siyahi danışmanı Velarie Jarett hakkında “Maymunlar Cehennemi” filmiyle bağdaştırdığı ırkçı bir şaka paylaştı.
Aynı gece ABC Televizyon kanalı reyting rekorları kıran Roseanne dizisini iptal etti, oyuncu bir gecede milyar dolarlık endüstriden silindi.
Yine Amerikalı ünlü komedyen Kathl Griffin’in başına gelenler var. Komedyen, ABD Başkanı Donald Trump’ın kesik ve kanlı maket kafasını elinde tuttuğu bir fotoğraf paylaştı, siyahi bir mizah olarak açıkladı. Ancak yansımaları öyle olmadı. CNN işine son verdi, uzun süre tehdit aldı, kara listeye yazıldı.
Bu alanda pek çok örnek var. Biz, en son örnekle sonlandıralım.
Türkiye’de her kesime istihdam sağlayan bir ekonomi imparatorluğunun şeref başkanı Rahmi Koç, bir sözüyle 100 yıla dayanan ömrünün en sıkıntılı anını yaşadı.
Bu yaşanmış bir hayatta sağlanan itibarı zirvede bir sözle zedeleyebileceğinin bir dersi olarak nitelendirilmedi.
ADALETİN TERAZİSİ…
Nihayet Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu konuyu adalet terazisinden ele aldı. Bakan Gürlek’in açıklaması tam olarak şöyle:
"Sosyal medya platformlarında yer alan paylaşımlarda bir iş insanı tarafından bir açılış programında kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşlarımızı hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır.
Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur. Kadınların onurunu zedeleyen, haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul edilemez.
Bu tür sözlerin bir 'fıkra' veya mizah adı altında sarf edilmesi, kadınlarımıza ve toplumumuzun belirli bir kesimine yönelik sergilenen bu nezaketsizliği hafifletmez. Toplumumuzun temel direği olan kadınlarımızın onuruna ve vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı yaklaşımın karşısında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz."
Ne demiştik yazımızın başında; Bir sözle dünya kurulur, bir sözle dünya yıkılır.