Zorunluluk, “başka türlü” çıkar yol kalmadığı zaman herkes için kolektif sorumluluğun vicdan yükünü artırır.
Misal, su kaynaklarını hoyratça kullanmanın bedelini toplumun her kesimi eşit ölçüde öder. Benim tasarruf modelim, sadece su faturasında kalan romantik bir davranış halini alır. Hatta sırf “israf haramdır” inancıyla yetişmiş birey olarak motivasyonum kamu hukukuna dayansa da; susuzluk yıllarında su hoyratlarının ceza yüküne ortak olacağımı da biliyorum.
Üstelik hijyen takıntılı bir kişi olarak suyun her damlasına sahip çıkmaya devam ederim, tasarruf felsefemden sapmam.
İzmir’de 11 Ocak 2026 Pazar günü öğle saatlerinde aniden su kesildi. İZSU, kesintinin büyük bir arızadan kaynaklandığını ve 12 Ocak Pazartesi saat 13.00’e kadar yaklaşık 24 saat kesintinin devam edeceğini açıkladı.
Akşam saatlerinde İZSU’da yetkili bir arkadaşımı aradım, gerçekten 17.00’de gelir mi? diye sordum. Samimiyetle çalışmanın tüm hızıyla devam ettiğini, ancak arızanın ana borularda ve sıkıntılı olduğunu anlattı, “planlanandan önce gelmesi de zor” dedi.
Dediği gibi oldu ve saatler 13.00’i gösterirken, “arıza giderilemedi, kesinti 4 saat daha uzatıldı” açıklaması geldi.
Şu satırları yazarken çeşmeyi açtım, tıs yok!
Şu iki günde ne yaşadık? Şehrin göbeğinde medeniyetten mahrum kalmanın provasını yaptık. Su medeniyetin nüvesidir. Yüzyıllardır kurulan medeniyetlere bakın; suyun yakınında değilse uzun sürmez. Şimdi biz ne yaşıyoruz?
Önümüzde büyük bir kuraklık gerçeği var ama hala “sanal bir senaryo” gibi geliyor. Oysa resmi rakamlar barajların yüzyılın en düşük seviyesini gösteriyor. Resmi ağızlar, “susuzluk kapıda” diyor. Ancak bir insanımız anlamıyor bu gerçeği.
Şu iki gün içinde kış ortasındaki susuzluğu unutmayalım. Çok işimize yarayacak.
VALİ ELBAN’I DİNLEYİN
İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, önceki gün “denizden su üretilsin” diye açıklama yaptı. Bunu kim yapacak? Valinin işi değil bu ama devlet aklıyla konuşuyor, yol yordam gösteriyor.
Zira nüfusu 5 milyonu aşmış bir kentte su kaynakları zaten yetersiz. Bir de iklim koşullarının yarattığı kuraklık sonucu içme suyu sağlayan barajların durumuna bakınca susuzluğu öngörmek kâhinlik gerektirmez.
Kuraklık ve su krizinin şehirlerde en büyük sorun olacağı gerçek. İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, küresel iklim değişikliğinin İzmir’i doğrudan etkilediğine dikkat çekti, klasik yöntemlerin artık yetersiz kaldığını ifade etti.
İzmir’in deniz kıyısında olmasının avantajıyla önünde güçlü bir alternatifi bulunduğunu belirten Vali Elban, bunun için geç kalınmaması gerektiğini hatırlattı, “hızlıca adım atmamız gerekiyor. Denizden su arıtmanın maliyeti, bugün İZSU’nun maliyetiyle aynı” dedi.
Yağışların yetersiz kalması yüzünden barajların beslenemediğine dikkat çeken Elban, deniz suyunun arıtılarak kullanılmasının zorunluluk haline geldiğini ve ertelenmemesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin belki de 30 ilinden daha büyük Konak ve Karabağlar ilçelerinin büyük bölümü iki gündür bir damla suya hasret.
Vatandaş tepki gösteriyor ama neye isyan ettiğinin farkında değil. Harıl harıl suyu akıtırken bu günleri hayal bile etmeyenlere ders olsun.
Tasarruf, cimrilik değil; medeni bir davranıştır.