Medyanın dışında kalan, sadece okur düzeyinde gazetecilikle ilgili ya da günümüzde sosyal medya takipçileri için yazıyorum. Zira meslek içinde yolu kesişmemiş olanlar da Çetin Gürel’in sadece adını duymuş ya da cemiyet toplantılarında karşılaşmıştır. Bu yüzden Çetin Gürel ile ölçülü mesafede tanışmış birisi olarak anlatmayı borç bilirim.
Her insan için birden fazla yol vardır. Mesleki seçimler de öyle. Çetin Gürel’i tanıyanlar bilir, eğer gazeteciliği seçmeseydi o yine başarılı olurdu ve kendi efsanesini yaratabilirdi. Çünkü o iyi bir insandı.
Meslektaşlarım, pek güzel ifadelerle kimisi de olağanüstü sözcüklerle andı Çetin Gürel’i… Dün son yolculuğa uğurlarken Alsancak Hocazade Cami avlusu 40 derece sıcağa rağmen doluydu. Böylesine iyi anılmak, sevilmek her insanın arzusudur. Ölümlülerin fâniler arasındaki son günü, yaşadığı onurlu hayatın kanıtıdır.
Duayenimiz, Çetin ağabeyimizin ölümü de her ölüm gibi herkes için nihaî kaderine her gün biraz daha yaklaştığının ağırbaşlı bir hatırlatmasıydı. Her cenaze töreninde hatırlatılan “Her nefis ölümü tadacaktır.” kutlu prensibinin, cami avlusundan çıktıktan sonra unutulduğu gerçeği de bir kenarda dursun. Zira Çetin Gürel, bu hayattaki duruşuyla ölümsüz olduğu izlenimi veriyordu.
O halde bu dünyanın geçici olduğunun en kudretli hatırlatmasını Çetin ağabeyimizin vefatı yapmış olmalı. Çetin Gürel de bu dünyadan ayrıldıysa herkes ölür!
ANILARIYLA YAŞAYAN EFSANE
Herkes ve her olay için “efsane” kullanılmasıyla sözcüğün gizemi de kayboldu. Ancak bazı değerler vardır ki, silikleşen sözcüklere hayat verir. Çetin Gürel işte öyle birisiydi. Toplumların kültür, sanat, medya gibi alanlarda ortalama zekâ ve yaşam kültürünü temsil eden “ana akım”ın dışına çıkabilenler ancak efsane olabilir. Ölçeği ne olursa olsun Çetin Gürel, bana göre marjinalleşmeden medya dünyasında efsaneleşmiş bir kişidir.
Aynı medya gruplarında farklı zamanlarda çalıştık. Çetin Gürel’in Cumhuriyet, Ege Ekspres, Demokrat İzmir, Yeni Asır ve Sabah’taki yıllarını bilmem. Ancak İzmir çıkışlı Gözlem gibi bir ekonomi gazetesini Türkiye’ye armağan ederek kattığı değeri çok iyi bilirim.
Çetin Gürel ile Tercüman gazetesinden ayrılıp 1995’te kurulan Türkiye’nin ilk bölgesel televizyonu Ege TV’de yolumuz kesişti. Gazete Ege ve televizyonun da yönetim kurulunda olan Çetin ağabeyimiz bizim için örnek ve özel bir insandı. Televizyonun haber müdürüyken İzmirli işadamlarıyla Rusya Federasyonu’na bir iş seyahatine katıldım.
Moskova ve St. Petersburg’taki bir haftalık temasların ardından haberlerim Gazete Ege ve Ege TV’de yayınlandı.
Çetin ağabeyin, o dönem Ege TV Genel Müdürü Erol Yaraş’a “Ali Kayadibi’nin yazısını çok beğendim, Gözlem’e de yazsın.” demiş. Çok gurur duydum.
Kısa süre sonra İstanbul’a TGRT’de çalışmaya başladım. Tatil için İzmir’e geldiğimde mutlaka uğrardım Çetin abiye… Bana İstanbul’dan da yazabilirsin demişti ama fırsat olmadı. Yıllar sonra tekrar İzmir’e döndüğümde şimdi İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi’nin genel yayın yönetmeni olarak çalıştığı 2001 yıllarında ilavelere destek vermemi istemişti.
Almanya’nın Köln kentinde iki yılda bir düzenlenen dünyanın en büyük gıda fuarlarından ANUGA için ilave hazırladık. Bunun için değerli dostum Filiz Kasapoğlu ile Anadolu’nun yarısını dolaştık. En keyifli çalışma dönemleriydi.
Yeni Asır’ın 2006 -2016 yılları arasında bölge haberler müdürü olarak çalıştım. Sıkça Çetin Gürel’in adı iyilikler hanesinde anıldı. Halen gazetecilerden söz edilirken, çoğunlukla mesleki başarılarından söz edilir. Ancak Çetin Gürel’in insanlık hanesindeki başarısı kalplerde özel bir yer tutmuş.
Yine 10 yıldan fazla olmuştur, Çetin ağabeyle karşılaşmamızda, “Seni bir türlü bu gazeteye kalıcı olarak transfer edemedik. Hep gurur duyacağımız yerlerdesin.” demişti. Ben Çetin ağabeyin iltifatına muhatap olmaktan özel bir gurur duydum. Onu tanımaktan şeref duydum. İyi ki yollarımız kesişti.
Son bir hatırayı da paylaşmak isterim. 2010 yıllarında Urla Zeytinalanı’nda oturuyorum. Çankaya’ya her gün arabamla gelip gidiyorum. Çetin ağabey arabasıyla yolda hep beni geçiyordu. Bir gün kırmızı ışıkta yan yana geldik, “Çetin ağabey, çok hızlısın.” dedim. Tatlı bir tebessümle “Severim hız yapmayı.” dedi.
Keşke bu hayattan bu kadar hızlı geçmeseydin.
İyi kalpli, güzel insan huzur içinde uyu.
Rahmet ve hürmetle hatırlayacağız.