Bazı filmler vardır, izlenip bitmez; insanın içinde dolaşmaya devam eder. Günlük hayatın sıradan anlarında bile kendini hatırlatır. Erkan Tahhuşoğlu’nun “Döngü” filmi de bende tam olarak böyle bir yerde duruyor. Belki de bu yüzden, 20 Aralık Cumartesi günü saat 14.00’de Bornova’daki Bayetav Sanat’ta yapılacak söyleşi, takvimimde sıradan bir kültür etkinliği olarak durmuyor.
“Döngü”, ilk bakışta tanıdık bir hikâye anlatıyor. Yıllardır aynı evde çalışan bir gündelikçi kadın, yeni işe girecek başka bir kadına aracı oluyor. Evde yaşanan bir kaza ise herkesin hayatında bir kırılma yaratıyor. Film ilerledikçe fark ediliyor ki anlatılan, tek bir olayın etrafında dönen bir hikâye değil; daha çok, hepimizin içinde yaşadığı toplumsal düzenin küçük bir kesiti.
Tahhuşoğlu’nun sineması sessiz. Büyük laflar etmiyor, kolay cevaplar sunmuyor. Kamera, karakterlerin yüzünde uzun süre kalıyor; suskunluklar konuşuyor. Özellikle kadın emeği, ev içindeki görünmezlik ve sınıfsal mesafeler filmin merkezinde yer alıyor. İzlerken insan ister istemez kendi konumunu düşünmeye başlıyor. Kim, hangi sınırın içinde yaşıyor? Hangi alışkanlıklar sorgulanmadan sürdürülüyor?
Filmin festivallerde aldığı ödüller, bu soruların yalnızca benim zihnimde yankılanmadığını gösteriyor. “Döngü”, izleyiciyi rahatsız eden ama kaçılmak istenmeyen bir alan açıyor. Yargı dağıtan bir yerden konuşmak yerine, herkesin kendi cevabını aramasına alan tanıyor.
Bayetav Sanat’ta yapılacak söyleşinin benim için anlamı da burada. Bayetav, uzun zamandır İzmir’de düşünmeye alan açan, konuşmayı teşvik eden bir mekân. Bu filmle ve bu yönetmenle buluşması, rastlantı gibi durmuyor. Bir arada yaşama fikrini tartışırken, sınıfsal eşitsizlikleri ve gündelik hayattaki görünmez duvarları konuşmadan ilerlemek mümkün olmuyor.
Bu buluşmada konuşulacakların, teknik sinema tartışmalarıyla sınırlı kalacağını sanmıyorum. Daha çok, bu hikâyenin neden bu kadar tanıdık geldiği, neden rahatsız ettiği ve neden uzun süre akılda kaldığı üzerine düşünmek gerekecek. Sinemanın, hayatın içinden aldığı bir hikâyeyi bize nasıl geri sunduğu üzerine durulacak.
Yılın sonuna yaklaşırken, “Döngü” bana şunu hatırlatıyor; hayat çoğu zaman aynı sorular etrafında dönüp duruyor. Bazen bir film, o döngünün farkına varmamızı sağlıyor. Bayetav’daki buluşma da bu farkındalığı büyütmek için iyi bir durak gibi görünüyor.