Sahne perdesi açılmadan çok önce başlayan bir hikâyesi vardır balenin. İzleyicinin karşısında birkaç dakika içinde hayat bulan bir hareketin ardında, yıllara yayılan bir kültür mirası, sabırla işlenen bir eğitim süreci ve insanın kendini sanat aracılığıyla ifade etme isteği yer alır. Bale; müziğin, beden dilinin, tiyatronun ve görsel estetiğin aynı sahnede birleştiği, geçmişten bugüne değerini koruyan en özel sahne sanatlarından biridir. Hareketlerle anlatılan her hikâye, insanlığın ortak duygularına açılan farklı bir kapı gibidir. Bu nedenle bale izlemek, sahnede sergilenen hareketlerin ötesinde, geçmişle bugün arasında kurulan sanatsal bir bağı takip etmektir.
Balenin tarih sahnesindeki yolculuğu, Avrupa’da sanat anlayışının yeniden şekillendiği Rönesans dönemine kadar uzanır. 15. yüzyıl İtalya’sındaki saray gösterileriyle başlayan bu zarif anlatım biçimi, ilerleyen dönemlerde Fransa’da gelişerek belirli tekniklere ve sahne kurallarına kavuştu. 17. yüzyıldan itibaren kendi eğitim sistemi oluşan bale, zaman içinde Avrupa’nın farklı sanat merkezlerine yayıldı. Rus ekolünün katkıları, büyük bestecilerin eserleri ve unutulmaz sahne yorumlarıyla bugünkü zengin kimliğini kazandı. Bugün bir bale gösterisini izlerken aslında bir dans gösterisinden çok daha fazlasına, yüzyıllardır gelişen bir sanat geleneğinin günümüzdeki izlerine tanıklık ederiz.

Bu köklü sahne kültürünün İzmir’deki buluşmalarından biri, 21 Haziran Pazar akşamı saat 20.00’de Bayraklı Tepekule MMO Anadolu Salonu’nda gerçekleşecek. Bestem Bale ve Dans Kursu’nun gösterisi, izleyicileri iki farklı dünyanın içinde keyifli bir yolculuğa çıkaracak. İlk perdede “Elsa ve Anna – Gökkuşağı Vadisi Maceraları”, ikinci perdede ise dünya sahnelerinde büyük ilgi gören “Cats Müzikali” sanatseverlerle buluşacak.
Gecenin ilk bölümünde sahnelenecek “Elsa ve Anna – Gökkuşağı Vadisi Maceraları”, masalların ve hayal dünyasının sahne sanatlarıyla kurduğu bağı izleyiciye taşıyacak. Masallar, tarih boyunca toplumların değerlerini, umutlarını ve hayallerini aktaran önemli anlatılar arasında yer aldı. Tiyatrodan operaya, sinemadan dans sanatına kadar pek çok alanda masalların etkisini görmek mümkündür. Elsa ve Anna karakterlerinin çevresinde gelişen bu sahne anlatımı da kardeşlik, sevgi, dayanışma ve birlikte hareket edebilme duygularını bale diliyle yorumlayacak. Gökkuşağı Vadisi’nin renkli atmosferi, çocukların hayal dünyasıyla sahne sanatının estetik yönünü bir araya getirecek.

Bale eğitimi alan genç dansçılar için böyle eserlerde sahne almak, bir gösterinin parçası olmanın ötesinde önemli bir deneyimdir. Çünkü bale eğitimi, sadece adımları ve hareketleri öğrenmekten ibaret değildir; dansçı müziği hissetmeyi, sahnede bir karakter oluşturmayı, ekip ruhunu ve emeğin değerini öğrenir. Seyircinin karşısına çıkan her sahnenin arkasında uzun prova saatleri, tekrarlar ve büyük bir hazırlık süreci bulunur.
Masal dünyasından müzikal tiyatronun farklı anlatım diline uzanan gecenin ikinci perdesinde ise izleyicileri sanat tarihinde önemli bir yere sahip olan “Cats Müzikali” bekliyor. İngiliz besteci Andrew Lloyd Webber’in imzasını taşıyan Cats, ilk kez 1981 yılında Londra’da sahnelendi ve kısa sürede dünyanın en tanınan müzikal yapımlarından biri haline geldi. Ünlü şair T. S. Eliot’ın kediler üzerine yazdığı şiirlerden esinlenen eser; dansı, oyunculuğu ve müziği bir araya getiren yapısıyla sahne sanatlarında özel bir yer edindi.
Cats’in dikkat çeken taraflarından biri, kedi karakterleri aracılığıyla insana ait duyguları ve farklı kişilikleri anlatmasıdır. Her karakterin kendine özgü hareket dili, enerjisi ve sahnedeki varlığı bulunur. Bu nedenle Cats’i yorumlayan bir dansçı, koreografiyi uygulamanın yanında bir karakterin ruhunu sahneye taşır. Bu yönüyle eser, bale disiplini ile müzikal tiyatronun anlatım zenginliğini aynı çizgide buluşturur.
Bir sahne gösterisinin izleyiciyle karşılaştığı an, uzun bir hazırlığın görünen bölümüdür. Perde açılmadan önce başlayan çalışmalar; kostüm hazırlıklarından müzik uyumuna, sahne düzeninden dansçıların tekrarlarına kadar birçok ayrıntıyla şekillenir. Özellikle küçük yaşlarda sanatla tanışmak, çocukların hayatında estetik bakışın, özgüvenin ve üretme isteğinin gelişmesine katkı sağlar. Bale sahnesinde öğrenilen disiplin ve sorumluluk duygusu, hayatın farklı alanlarında da iz bırakır.
İzmirli sanatseverleri 21 Haziran Pazar günü saat 20.00’de Bayraklı Tepekule MMO Anadolu Salonu’nda bekleyen bu gösteriye katılmak isteyenler biletlerini Bostanlı Bestem Bale Okulu’ndan temin edebilir.
İzmir’de sahneye taşınacak bu çalışma geçmişten gelen köklü bir sanat geleneğini sürdürecek. Genç balerinlerin emeğine, heyecanına ve hayal dünyalarına eşlik etmek isteyen İzmirli sanatseverlere duyurulur.
Sanat var oldukça hayaller de dans etmeye devam edecek.