“Türk gibi sigara içmek.”

Bu, İtalya'da çok sigara içenler için kullanılan bir deyim.

Açıkçası ilk duyduğum zamanlarda biraz bozuluyordum.

Hatta 2000 yılında Andrea Bocelli ile tanıştığımda bana sorduğu ilk sorulardan biri buydu:

“Türk gibi sigara içiyor musun?”

Ben de gençliğin verdiği özgüvenle:

“Hayır, Türk gibi dans ediyorum.” demiştim.

Sigarayı hiç sevmedim. Bocelli o yıllarda Türkiye'ye hiç gelmediği için muhtemelen ülkemiz hakkında bildiği birkaç şeyden biri buydu.

İtalyanlar yüzyıllardır çok sigara içenler için “Türk gibi sigara içiyor” der. Bir milletin adı, başka bir dilde deyime dönüşecek kadar tarihe iz bırakmışsa artık, vardır bir bildikleri.

Neymiş bu olayın aslı diyerek biraz geriye bakalım mı?

Bu deyimin ortaya çıkışıyla ilgili en yaygın açıklama, 17. yüzyıla uzanıyor.

Bu sabah Yeşilay'ın “Bağımlılıklarla Mücadele” konulu basın toplantısına gittim.

İzmir Yeşilay Şube Başkanı Sayın Ömer YAHŞİ’nin açıklamalarını dikkatle dinledim.

Yeşilay'ın dünyada yalnızca Türkiye'de doğmuş bir hareket olduğunu ve bugün 97 ülkeye ilham verdiğini öğrendim.

Şimdi ilk adıyla Hilal-İ Ahdar’ı (Yeşil Hilal) kim kurmuş bir bakalım.

1920 yılında Ordinaryüs Prof. Dr. Mahzar Osman tarafından kurulan bu kurumun varlığı, aslında ne kadar ileri görüşlü bir düşüncenin ürünü olduğunu gösteriyor.

Kendisini dünyanın en duyarlı insanı ilan ediyorum ve sonsuza kadar alkışlıyorum!

Değinilen en önemli noktalardan birisi de bağımlı olan kimselerin yardım çığlıklarına cevap olacak Danışmanlık Merkezi:

YEDAM

Tütün, alkol, madde, internet veya kumar ile ilgili sizi yıkıma götüren, depresyona sokan bir sorununuz mu var?

Hemen YEDAM’a başvurun, ücretsiz danışmanlık alın.

Bugünkü bağımlılık kavramı daha geniş bir yelpazenin içinden, küçükten büyüğe herkesin hayatına nanik yapıyor.

Elektronik tehlikelerin alışkanlığa dönüşmesi ise hayatlarımıza yavaş yavaş eğlenceli bir şekilde girerek gerçekleşmiştir.

Bütün teknolojinin içinde radyo en masum olanı ama televizyon…

Nedir televizyon? Tell a Vision: Vizyonunu söyle

İzlediğinize göre gelecekle ilgili vizyonunuz şekilleniyor.

İzlediğimiz her şey bizim vizyonumuz haline dönüşüyor.

Bilinçaltı gördüğü her şeyi maalesef gerçek kabul ediyor. Ve o gerçekliği bir şekilde yaşıyor, yaşatıyor.

Bugünkü bağımlılıkların listesini yaparsak;

Madde, Alkol, Sigara, Kumar, Sosyal medya, TV, Telefon, İnternet, Oyun, Alışveriş, Onaylanma, Şöhret ve Görünür olma, Eşe, Sevgiliye, Çocuğa, Tüketim, Lüks, Malına mülküne, Kötü haber, Adrenalin, Dedikodu, Sürekli şikâyet etme, Konfor alanına ve Geçmişe bağımlılık…

Bitmek bilmeyen bir liste bu ve uzar gider.

Bunlardan hiçbiri bende yok diyebilen varsa, ilk taşı atsın diyeceğim ama…

Bağımlıların dünyasına hoş geldiniz…

Herkes başlık sırasına girsin lütfen. En uzun kuyruk nerede oluşuyor görelim.

Türkiye: Sigara/tütün, madde bağımlılığı, sosyal medya ve telefon kullanımı

İtalya: Sigara/tütün, sosyal medya ve telefon kullanımı

Almanya: Alkol ve tütün Avrupa ortalamasının üzerindedir.

Fransa: Alkol, sigara

Hollanda: Alkol, tütün, madde bağımlılığı

Rusya: Alkol ve tütün

Finlandiya, İrlanda, Kuzey Avrupa ülkeleri: Alkol

Avustralya - Birleşik Krallık: Alkol, kumar

ABD: Reçeteli opioid bağımlılığı, alkol, sosyal medya

Kanada: Alkol ve opioidler

Çin - Güney Kore: İnternet ve oyun bağımlılığı

Japonya: Oyun, internet ve iş bağımlılığı

İsveç: Nikotin ürünleri ve dijital bağımlılıklar

Brezilya: Alkol, Sosyal medya

Gördüğümüz gibi bağımlılık artık sadece bir dumanın, bir şişenin ya da bir maddenin içinde yaşamıyor.

Bağımlılık şekil değiştirse de yaptığı şey hep aynı: İnsanın özgürlüğünü elinden almak.

Hiçbir bağımlılık masum değildir.

Çünkü bağımlılık, insanın bir şeyi yönetmesi gerekirken o şey tarafından yönetilmeye başlamasıdır.

Bu yüzden bağımlılığı bir ahlak meselesi değil, bir sağlık meselesi olarak görmek gerekir.

Bağımlılıkla mücadele eden insanlar yargılanmayı değil, anlaşılmayı hak eder.

Ve bu yazının sonunda kendimize şunu soralım mı?

Hayatımızın dümeni kimde? Esaret altında mıyız?

Özgürlük, her istediğini yapmak değildir.

Özgürlük, sana zarar verdiğini bildiğin bir şeyi yapmamayı başarabilmektir.

Bunun için de önce kendinle savaşman gerekir.