Tuğçe ile ilk görüştüğümüzde eylül ayıydı. "Telefon numaranızı hocamdan aldım, görüşebilir miyiz?" dedi. Daha ilk konuşmamızda zeki, ne istediğini bilen, genç bir kadınla karşı karşıya olduğumu anlamıştım. O gün ve o günü takip eden günlerde birçok defa telefonla görüştük.
Sosyoloji okumuş üzerine bir de çocuk gelişimi lisansını almıştı. Ailelerle, çocuklarla çalışmak istiyordu. Kendisi ve çevresindeki birçok insan için, yaşadığı şehir için bir şeyler yapmak istiyordu. Neler yapabileceğini, sınırları ve yetkinlikleri hakkında uzun sohbetler ettik, ihtimalleri değerlendirdik birlikte.
Aradan biraz zaman geçti ve bir akşam Tuğçe'den bir davetiye mesajı aldım. "Hocam, Aile Danışma Merkezinin işlemlerini tamamladık, açılışa bekliyorum." Rize gibi küçük ve muhafazakâr bir şehirde, aile sorunlarının aile içerisinde dahi konuşulmasının zor olduğu bir şehirde üstelik sessiz ama güçlü bir adım atmıştı
Tuğçe'ye "Tabii ki, gelirim." dedim ve birkaç gün içinde işlerimi ayarlayıp Rize'ye açılışa gittim.
ŞEHRE RUH KAZANDIRMAK
Bir şehrin gelişimi adına kurulmuş bir ruh sağlığı merkezi; yükselen binalar, gelen turist sayısı, artan lüks restoranlardan daha önemsiz değil elbette. Bir otel açılışı için protokol mensupları binlerce kilometre uçarken Aile Danışma Merkezi için neden aynı ihtimam gösterilmesin?
Kurulan bir tiyatro sahnesi, sanat sergileri için kurulmuş bir stüdyo... Sanat ve kültürel zenginlik şüphesiz maddi zenginlik ve fiziksel gelişim kadar önemli ve elzem bir yerde. Bana kalırsa çok daha önemli bir yerde. Bir aile danışma merkezi bir şehir için kelebek etkisi yaratabilecek bir kurum, bir merkez.
Genç bir kadının böyle bir girişim için ilk adımı atması, yaşadığı toplumda kadınlar ve genç kızlar için rol model olabilecek bir cesaret örneği.
Daha geleneksel bir bakışla kadına biçilen rolün dışına çıkabilmek yaşadığımız ülkenin her bölgesinde aynı yankıyı uyandırmadığı, uzun bir süre uyandırmayacağı da muhakkak. Bu nedenle bu adım bireysel bir adım olmaktan daha fazla anlam barındırıyor.
Açılışta farklı meslek alanlarından insanlarla sohbet etme fırsatım oldu. Oldukça misafirperver bir şekilde karşılandım. İkramlar, takdim, kurdele kesimi ve tebriklerle birlikte Denge Aile Danışma Merkezinden ayrıldım.
DOĞALLIĞINI KAYBEDEN DOĞA…
O gün uçaktan indiğimde beni güneşli bir hava karşılamıştı Rize'de. Yazın dahi böyle bir havaya denk gelmek Norveç'e gidip kuzey ışıklarına denk gelmek gibi bir şey bu coğrafya için. Atkı, bere, eldiven bindiğim uçaktan kabansız olarak inip yarım saatlik bir yolculuğun ardından Rize merkeze ulaştım. Şehirde son yıllardaki turizm artışının etkisi açıkça görünüyor. 2022 yılında faaliyete başlayan Rize-Artvin Havalimanı ile hareketlilik belirgin şekilde artmış. Gelişimi gece konaklayacağım şekilde ayarladığım için biraz yükseklere çıkalım, karlı tepelere temas edelim istedim ve hava kararmadan Ayder Yaylası'na ulaşmayı başardım.
Ayder Yaylası'nın bozulan doğası, kalabalığı ve fahiş fiyatları nedeniyle en son 2011 yılında gittiğimde çok üzülerek ayrılmış bir daha da gitmemiştim. Bu kadar uzun zaman sonra gelince değişimi çok net görebiliyorsunuz. Giriş kısmına ziyaretçilerin fotoğraf çekmesi için cam bir balkon yapılmış, hemen yanında yapma çiçeklerden oluşturulmuş bir salıncak görüyorsunuz. Instagram'da görünmesi için üzerine Ayder Yaylası diye kazınmış ahşap bir tabela gözünüze çarpıyor.
Bir yere kadar kar temizlenmiş ama oteller bölgesinin çıkışında yol tamamen kapalıydı. Bir süre karın sesini tabanlarımda hissederek yürümek istedim. Bıraktığım gibi bulamadığım her şeyin üzüntüsünü doğanın bir nimet gibi sunduğu bu değişmez sesle biraz olsun dindirmek istedim. Biraz yürüyüp, biraz fotoğraf çektikten sonra hava kararmadan şehre ulaşmayı başardım.
Ve tabii yılların değişmeyen lezzeti Lale Lokantası. Şehirdeki değişmeyen tek şey olabilir Lale Lokantası'nın kuru fasulyesinin lezzeti. Yaz aylarında kapıda dakikalarca beklediğimiz restorana mevsim nedeniyle kolayca girebildik. Restoranın yıllardır bu lezzeti nasıl koruduğundan, taviz vermediği menüsünden ve Hamsiköy'de dahi bulamadığımız sütlacından uzun uzun konuştuk.
Bir şehri gezerken, en ince ayrıntısına kadar dikkat kesilmek; insanıyla sohbet etmek, havasına toprağına dokunmak insanı kendi dünyasının monoton gelgitlerinden çıkartan, içeriye yeni deneyimler almasına aracılık eden, tıpkı çocukken yaşadığımız "Beş misketim vardı, bir tane daha oldu." duygusunu tattıran bir deneyim.
Denge Aile Danışma Merkezi hem Tuğçe'ye hem Rize'ye hayırlı olsun...