Vahap Aydoğan'ın sanat anlayışı, farklı disiplinleri bir araya getirerek sürreal bir şekilde insan biyografilerini tabloya aktarmasıyla öne çıkıyor. Aydoğan, eserlerinde materyalleri çeşitli tekniklerle birleştirip melez bir üslupla biyografik eserler ortaya koyuyor.

Tablosunu yapacağı kişiye yazılı olarak iletişim kuran Vahap Aydoğan, hayatlarına dair sorular sorarak eserde işleyeceği imgeleri netleştiriyor, ”Renk biçim yada mekan algısını ortadan kaldırarak insanların hayat hikayelerine yöneliyor, bu hayattaki yansımalarını başka imgeler ile stilize ediyorum. Beyaz bir tuval üzerine melez üslup ile biyografileri karakterize ediyorum…” diyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2024, zalimlerin hak ettikleri cezayı gördüğü bir yıl olacak Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2024, zalimlerin hak ettikleri cezayı gördüğü bir yıl olacak

“Birçok Disiplini Bir Paydada Birleştirmek Haz Veriyor”

Melez sanat anlayışını benimseyen Aydoğan, farklı disiplinleri birleştirerek üretmenin kendisine büyük bir haz verdiğini belirtiyor. Sanatın, insanı var eden çevrenin hamuruyla harmanlandığını düşünen sanatçı, kültürlerin değişimiyle birlikte sanat anlayışında çoklu üslup ve tekniklerin çoğaldığını ifade ediyor.

“Değer yargıları ve insan yaşamındaki algoritmalar değiştikçe, kültürlerin sanat anlayışında da çoklu üslup ve tekniklerin çoğaldığını görüyoruz.” diyen sanatçı “Küreselleşen, kültürlerin iç içe geçtiği bu dönemde melez sanat bir zorunluluk mu?” sorumuza kendisi için bir tercih olduğu yanıtını veriyor. Aydoğan, bu konuyu “Bazen bizim dışımızda gelişen durumlar olur. Ve bu durum ya da olaylar bizleri sarmalar; hatta bazen direkt etkiler. Sanat da hayatın içinde var olan bir olgu. Yaşamın içinde stiller, yaşam tarzları, felsefe ve mimaride nasıl değişimler oluyorsa ve bizler kayıtsız kalmıyorsak, sanat da bu değişime  kayıtsız kalamaz. Melez sanat bir yönüyle kesinlikle bir tercih ama aynı zamanda da zorunluluğa doğru sanatçıları iten pozitif bir güç. Kendi perspektifimden bakarsam benim için tercih oldu her zaman.” sözleriyle açıklıyor.

Melez sanatın pozitif yönlerini anlatan sanatçı “Bir disiplin alanına bağlı kalmadan, bir çok disiplini bir paydada birleştirip üretmek çok farklı bir haz veriyor. Üretimlerimi bir akıma bir çağa benzemesini asla önemsemedim. Benim için teklik anlayışı, sanatın gelişimine duvar ören, set çeken bir anlayış. Bu yüzden birçok disiplin alanını bir paydada  birleştirmek elzem diye düşünüyorum” diyor.

“Kullandığım Sembollerin Tarihsel Anlamları Var”

Aydoğan'ın tablolarında kullanılan sembollerin tarihsel anlamları bulunuyor. Çatlamış toprak motifleri, insan siluetleri ve iskambil kağıtları gibi semboller, eserlerinde minimal bir şekilde ruh hallerini yansıtıyor. Sanatçı, iskambil kağıtlarındaki sembollerin oyunun ötesinde güç, emek, para, soy, şans gibi düşünceleri içerdikleri gibi tarihsel olarak da anlamlar taşıdığını vurguluyor.

Aydoğan, üslubunun olmazsa olmazlarını “Çatlamış susuz, hatta suya hasret Anadolu topraklarının izlerini, insan siluetlerini ve gölgelerin tabloda minimal olarak ruh hallerini yansıtması , iskambil kağıtlarının her insandaki sembolü ve sayısı, tuvalin yan kısımlarında iç içe geçmiş halatlarsa bağlılığın ve vazgeçilmezin temsilidir.” sözleriyle aktarıyor.

Eserlerinde kompozisyon olarak iskambil kartlarını seçmesinin sebebini ise “İskambil kağıtlarındaki sembollerle ayı zeminde ilerlemiyor çalışmalarım. Kişinin yaşamı, yaşamındaki dinamikler semboller ve sayılarda yer edinir. Ama sembollerin bir oyunun ötesinde olduğu şüphesiz; güç, emek, para, soy, şans gibi düşünceleri içinde barındırdığı gibi tarihsel olarak da sembollere anlamlar atfedilmiştir. ‘Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu.’ Bu rivayetlere benzer bir çok yoruma denk gelmek olası.” şeklinde açıklıyor.

Pozitif Ayrımcılıkla Kadın İmgesini Tablolarına Kodluyor


Aydoğan’ın eserlerinde dikkat çeken başka bir konu ise çoğunlukla kadın portreleri üzerine çalışması. Öyle ki çalışmaları arasında Tahran’da zorunlu başörtüsüne karşı çıktığı için tutuklanıp polis nezaretinde öldürülen ve İranlı kadınlar için bir simge haline gelen Mahsa Amini de var.

Özellikle kadın portreleri üzerine çalışan Aydoğan, toplumsal eşitsizliği ele alarak kadın imgesini cinsiyetçi bir yaklaşımın ötesine taşıdığını ifade ediyor. Kadın cinayetleri ve istismarlarını toplumsal ve politik bir sorun olarak gören sanatçı, eserlerinde kadın imgesini işlemenin nedenini, bu konulara ses olma arzusu ve biyografilerle derinleşen duygu dünyaları olarak açıklıyor. “Kadın olgusunu cinsiyetçi bir yaklaşımın ötesine taşıyorum” diyen Aydoğan, “Bu başlangıçta verilmiş bir karar mı yoksa dinleyip tuvale yansıttığınız biyografiler mi sizi bu tutuma itti?” sorumuza şu yanıtı veriyor:


“Bu sistemin içinde yaşıyorsanız ve kadın imgesinin  sistematik olarak yaşamdaki dinamiklerin dışına itildiğini görmüyorsanız ya körsünüz ya da kör taklidi yapıyorsunuzdur. Aynı zamanda kadın cinayetleri ve istismarlar toplumsal ve politik bir sorun olarak yüzümüze çarpmış durumda. Eserlerimde, kadın imgesini işlememin nedeni de yukarıda saydığım konular.
Açıkçası Türkiye’de kadın cinayetlerini görmeniz için sanatçı olmanıza gerek yok. Akşam bültenlerinde utanmamıza yetecek kadar done var zaten.  Ama bu konuyu üretimlerimin öznesi haline getiren neden, hayatın içindeki kesitlere ses olmamdı. Ayrıca biyografisini dinlediğim kişilerin duygu dünyaları daha da derinleştirdi konuyu. Var olan bir düşüncenin, biyografilerle daha da sağlam bir zemine evrildiğini söylemek yerinde olur.”

Vahap Aydoğan'ın melez sanat anlayışı, sembollerle yüklü eserleri ve kadın imgesine pozitif ayrımcılıkla yaklaşımı, sanatını zenginleştiren ve toplumsal sorunlara dikkat çeken bir perspektifi yansıtıyor. Aydoğan, sanatını sadece bir tercih olarak değil, aynı zamanda pozitif bir güç olarak görerek, farklı disiplinleri bir araya getirerek özgün eserler ortaya koymaya devam ediyor.

Editör: Nigar Topcu