Vatandaşlar artan enflasyon ve ekonomik krizle mücadele ederken, AKP iktidarı ara zamma kapıları kapattı. İktidarın bu kararının ardından, 3 işçi konfederasyonu birleşerek karşı hamleye hazırlandı. DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ, bugün TÜRK-İŞ Genel Merkezi’nde asgari ücrete ara zam talebine ilişkin ortak bir basın açıklaması yaptı.

Menzilcilerin denize sıfır tatil keyfi! Denize sıfır bir yerde imar izni nasıl verildi? Menzilcilerin denize sıfır tatil keyfi! Denize sıfır bir yerde imar izni nasıl verildi?

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Ülkemizde hep beraber bir süreç yaşıyoruz. Çalışanlar insan onuruna yaraşır bir yaşam talep ediyor. 1994, 2001, 2008 krizini yaşadık. Şimdi de bir kriz yaşıyoruz. Bu yaşadığımız ekonomik kriz ne 94'e ne 2001'e ne de 2008'e benzemiyor.

Marketteki fiyatlar ortada. Biz işçiler, emekçiler, işsizler dayanma gücümüz kalmadı. TÜİK'in açıkladığı rakamları ne ben ne buradaki arkadaşlar ne de kamuoyu hiç gerçekçi bulmuyor.

"BUNLAR BİZİ KÖLE ZANNEDİYORLAR"
Geçmişte kamuda ücretler yüksekti, normal bir ücret alıyordu. Şimdi kamu en düşük duruma düştü. Ama maalesef özel sektördeki patronlar, kazandıkları para ve kârları ortada. Ona rağmen 10 yıllık 20 yıllık bir işçiye 10-15-20 bin lira parayı çok görüyorlar. Bunlar bizi köle zannediyorlar. Bu meseleyle ilgili üzerimize ne düşüyorsa noksansız yapmak zorundayız.

Bizim üçümüzün de sık sık işçi meselesinde, emekçi meselesinde bir araya gelme mecburiyetimiz var. Şimdi ülkede seçim oldu toplum kanaatini belli etti, bir sene sonra başka belli edecek. Türk toplumu akıllı bir toplumdur nerede ne yapacağını iyi bilir. Bu meseleyi emekçinin üstüne, dar ve sabit gelirlinin üstüne yıkmanın anlamı yok. Kemeri sık, faizi arttır, vergiyi yükselt, bahşişten vergi nasıl alırım onun yoluna bak. Böyle bir yetkiyi bundan önceki Maliye Bakanı'na versen o da yapardı. Bizim üzerimizden ellerini çeksinler. 17 bin liranın ekonomiyi düzeltmeyle ilgili bir alakası yok. Bir yerde ekonomik kriz varsa orada huzur yoktur. Bu meseleyi kulaklarında problemi olanlar duyana kadar anlatmaya devam edeceğiz.

"TEMEL SORUNLARDA BİR ARAYA GELMELİYİZ"

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, şunları söyledi:

Konfederasyonumuz bu çalışmaları çok önemsiyor, birlikte çalışmalarımızın yeniden bir araya gelerek benzer, temel sorunlarımızın çözümü konusunda birlikte hareket etmeyi işçi hareketi için, Türkiye'nin geleceği ve demokrasi için kıymetli buluyorum. 3 ayrı konfederasyon rekabet ediyoruz ancak bütün bu rekabetimize rağmen temel sorunlarda bir araya gelmek gibi bir mecburiyetimiz var.

Türkiye'de refahın adil paylaşımıyla ilgili tersine bir gidiş söz konusu. Dünyanın en kötü milli gelir dağılımındaki adaletsiz ülkelerin arasında Türkiye yer alıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde asgari ücret bir istisna iken Türkiye'mizde genel ücrete dönüşüyor.

Peki kim kazanıyor? Daha çok sermaye kazanıyor. Hatta finans ve bazı sektörlerde daha çok kazanıyorlar. Biz bu gidişatı Türkiye'nin hak etmediği bir gidişat olarak görüyoruz. Milli gelirimiz artıyor, büyüme devam ediyor ama ücretlilerin aldığı pay azalıyor. Burada bir yanlışlık var. Vergi sistemi de dahil baktığımız zaman daha çok kazanandan daha az, daha az kazanandan daha çok bir vergi politikası söz konusu. Adaletli bir vergi sisteminden bahsedemiyoruz. Kaldı ki eğer gerçekten adil bir vergi sistemi olsa bile sorunu çözmeye yetmiyor. Çünkü nereye harcanıyor? Vergilerin nasıl, kimin için harcandığı da çok önemli.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise şunları söyledi:

Biraz önce başkanların da ifade ettiği bu gerçeklik aslında ülkeyi yöneten siyasi iktidarın tercihlerinin sonucudur. Hepimiz çalışıyoruz, üretiyoruz. Hepimizin çalışarak ürettiği toplam değer, bu ülkenin 85 milyon insanını insanca yaşatmaya yeter de artar bile, yeter ki tercihler değişsin. Yeter ki gelirde, vergide, ülkede adalet olsun.

10 MADDELİK ÖNERİ 

Ücretli çalışanlar enflasyonun nedeni değil, mağdurlarıdır. Üç işçi konfederasyonu olarak insan onuruna yaraşır bir yaşam ve adil paylaşım için hükümetten taleplerimizi ve önerilerimizi bir kez daha yineliyoruz.

1- Vergide adalet: Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut tarife ve artan oranlar çalışanları mağdur etmektedir. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır.

2- Enflasyonla mücadele: Ücretleri düşük tutarak bunu sağlayamazsınız. İşçi, memur ve emekli maaşları TÜİK'in hesaplamalarına göre artırılıyor. Yaşanan enflasyonla yaşanan enflasyon arasında büyük bir fark var. Henüz zamlar ücretlere yansımadan elektriğe yüzde 38 zam yapıldı.

3- Asgari ücret: Acilen artırılmalıdır. Çalışanların neredeyse yarısı asgari ücret seviyesinde ücret almaktadır. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline geldi. Ülkedeki yüksek enflasyon sebebi sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsıdır, dar gelirli işçiler değildir. Enflasyonu düşürmek için işçilerden fedakârlık beklenemez. İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur.

4- Kamuda ücret dengesizliği: Kamuda ücret dengesizliğine son verilmeli. Kamuda ücret farkı hat safhada. Buradaki ücret dengesizliği sona erdirilmeli.

5- Emekliler: En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesinde olmalı. Milyonlarca emekli, asgari ücretin çok altında aylık alıyor. Emekli aylıkları hesaplanırken büyüme tümüyle hesaba katılmalıdır.

6- Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması: Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyesi olan işçilerin topluca işten çıkarılmasının önüne geçilmelidir.

7 - KHK'lı işçiler: 696 KHK'nın kapsamı dışındaki taşeron işçiler derhal kadroya alınmalıdır. Bu işçilerin sürekli kadroya geçirilmesi ve kamuda taşeron işçi statüsüne son verilmelidir.

8 - Tasarruf tedbirleri: Tasarruuf tedbirleri gerekçesiyle çalışanların hakları aşındırılmasın. Tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücretten kesintiye gidilmesi ve sosyal haklarının azaltılması kabul edilemez.

9 - Çalışma şartları iyileştirilsin: İnsan onuruna yakışan bir çalışma için mesleki hastalıkları azaltan ve çalışma şartlarını iyileştiren bir sistem yaratılmalıdır.

10 - Ayrımcılık: Çalışma hayatında ayrımcılık son bulmalıdır.

Editör: Gülşah Yıldız