İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ufuk Özkan, kış aylarında mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşen yağışların orman yangını riskini ortadan kaldırmadığını, yalnızca yangınların başlama dönemini geciktirdiğini söyledi. Özkan, yaz kuraklığının başlamasıyla birlikte özellikle kuru otların ciddi tehlike oluşturduğunu belirtti.
Yağışların kısa vadede su stresini azalttığını ifade eden Özkan, buna rağmen yangın riskinin devam ettiğini vurguladı. Özkan, “Bu yağışlar, orman yangınlarının başlamasını tarih olarak öteledi ancak yaz kuraklığı başladığında risk her zaman var” dedi.
YAĞIŞLAR RİSKİ AZALTMADI, SADECE GECİKTİRDİ
Dr. Ufuk Özkan, 2026 yılının ilk çeyreğinde İzmir ve çevresinde Meteoroloji Genel Müdürlüğü tahminlerinin üzerinde yağış alındığını söyledi. Geçen yıl yaşanan kuraklık ve susuzluk sorununa göre bu durumun olumlu bir başlangıç olduğunu belirten Özkan, yağışların orman yangınlarını tamamen engellemediğine dikkat çekti.
Özkan’a göre kış yağışları toprağın üst tabakasında geçici nemlilik sağladı. Ancak yaz aylarında sıcaklıkların artması ve nemin azalmasıyla birlikte yangın tehlikesi yeniden görünür hale geldi.
BİRİKTİRİLEMEYEN SUYUN ETKİSİ SINIRLI KALDI
Yoğun ve şiddetli yağışların her zaman toprağa tam olarak işlemediğini belirten Özkan, yağış şiddeti toprağın suyu emme kapasitesini aştığında suyun yüzeysel akışa geçtiğini söyledi. Bu nedenle akıp giden ve depolanamayan suyun beklenen faydayı sağlamadığını ifade etti.
Özkan, toprağın üst tabakasındaki nemin bahar aylarında otsu bitki gelişimini hızlandırdığını belirtti. Ancak haziran sonu ve temmuz başı itibarıyla bu bitkilerin kurumaya başladığını, bunun da tutuşma kapasitesini artırdığını dile getirdi.
KURU OTLAR YANGIN İÇİN KRİTİK RİSK OLUŞTURUYOR
Yağışlarla hızlı gelişen otsu bitki tabakası, yaz kuraklığıyla birlikte yangın açısından tehlikeli bir yakıt haline geldi. Özkan, özellikle ağaçların seyrek olduğu, orman kapalılığının zayıf kaldığı alanlarda kuru otların ciddi risk yarattığını söyledi.
Bu durumun Ege ve Akdeniz bölgelerinde daha dikkatli izlenmesi gerektiğini belirten Özkan, kuru otların yangının başlamasını ve yayılmasını kolaylaştırabileceğini ifade etti.
KENT VE ORMAN SINIRLARINDA RİSK ARTIYOR
Yangın istatistikleri ve saha gözlemlerine göre riskin özellikle kent ile ormanın kesiştiği alanlarda yoğunlaştığını belirten Özkan, bu bölgelerde yaklaşık yüzde 65 oranında risk birikimi olduğuna dikkat çekti.
Özkan, kentsel çeperler ile orman alanlarının birleştiği noktalarda otsu bitkilerin daha fazla yer aldığını söyledi. Bu nedenle yerleşim alanlarına yakın orman sınırlarında yangın farkındalığının daha da artırılması gerektiğini vurguladı.
ATEŞ VE KIVILCIM ÇIKARAN İŞLEMLERDEN KAÇINILMALI
Dr. Ufuk Özkan, yangınların önlenmesinde erken farkındalığın kritik olduğunu söyledi. Ateş yakmak, mangal yapmak, demir kesmek ve pürmüzle çalışmak gibi kıvılcım veya tutuşma riski taşıyan işlemlerden uzak durulması gerektiğini belirtti.
Orman Genel Müdürlüğü’nün risk haritaları ve hazırlıkları bulunduğunu ifade eden Özkan, buna rağmen erken müdahalenin ancak vatandaşların dikkatli davranmasıyla mümkün olacağını söyledi.
BELEDİYELERE KURU OT TEMİZLİĞİ ÇAĞRISI
Özkan, Ege ve Akdeniz’de birçok ilçe belediyesi ile büyükşehir belediyesinin kent içi ve kentsel çeperlerde kuru otların biçilmesi konusunda hızlı davrandığını belirtti. Bu çalışmaların yangın riskini azaltmada önemli olduğunu söyledi.
Bu organizasyonun Orman Genel Müdürlüğü ile iş birliği içinde daha da geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Özkan, lojistik destek ve koordinasyonun önemine dikkat çekti. Uzmanlara göre yaz aylarında yangın riskini azaltmak için kurumlar ve vatandaşların birlikte hareket etmesi kritik önem taşıyor.


