CHP'nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türklük ve müslümanlık hakkında yaptığı konuşmaya tepki gösterdi. Erdoğan'a 'faizci' diyen Kılıçdaroğlu,  "Müslüman demek; kul hakkı yemeyen, yalan söylemeyen, hırsızlık yapmayan, adil olan, yetimi ve fukarayı gözeten demek." ifadelerini kullandı. MHP lideri Devlet Bahçeli'yi de es geçmeyerek "Bir ara Sayın Bahçeli'ye hatırlat, o da sana kimden Cumhurbaşkanı olmayacağını anlatsın!" dedi.

Kılıçdaroğlu, sosyal medya platformu Twitter'dan yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

"Faizci Erdoğan, Müslüman demek; kul hakkı yemeyen, yalan söylemeyen, hırsızlık yapmayan, adil olan, yetimi ve fukarayı gözeten demek.  

Türk demek ise senin sayende genç doktorları, mühendisleri ve okumuş çocukları işsizlikten yurtdışına giden, emeklisi 10.000TL maaş ile açlığa mahkum edilmiş, çalışan kesimi geçinemeyen, çocukları mutsuz, gençleri umutsuz, ev-araba almanın hayalini kuramayan, içerisinde milyonlarca sığınmacıyı barındıran ama yüzyıl önceki Kuva-i Milliye ruhunu hiç kaybetmemiş, şerefli bir millet demek. Türk'ten Müslüman olur ama Türk'ten yalancı olmaz, hırsız olmaz...  

Bir ara Sayın Bahçeli'ye hatırlat, o da sana kimden Cumhurbaşkanı olmayacağını anlatsın!!"

NE OLMUŞTU?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada şu sözleri kaydetmişti:

Türkiye karşıtı kimi çevrelerde çift kulvarlı kampanya yürütülüyor. Bunlardan ilki lümpen faşistlerin gündeme getirmeye çalıştığı İslamsız Türklük tanımıdır. 1300 yıllık tarihimiz bu şekilde yok sayılmaya çalışılıyor. Milletimize asli kimliğini kazandıran, tarihi, kültürel ve beşeri değerleri tahrip edilmek isteniyor. İslam'ın gaza ruhunu taşımayan bir Türklük projesi, Türk Milleti'ni müzeye kaldırma teşebbüsüdür. Burada amaç milletin mayasını bozmak, mümkünse teslim almaktır.

ŞERİATA DÜŞMANLIK, DİNİN KENDİSİNE HUSUMETTİR

Murat Kurum'dan anket mesajı: Geriden gelip 2 puan öne geçtik Murat Kurum'dan anket mesajı: Geriden gelip 2 puan öne geçtik

İkincisinde şeriat düşmanlığı vardır. Şeriata düşmanlık, dininin kendisine husumettir. İnanıp inanmama, yaşayıp yaşamama tercih meselesidir. Dinin emirlerine dil uzatmak başka bir konudur. Dahası her iki tartışmanın da Kelime-i Tevhid'den habersiz cahil kesimlerce köpürtülmesidir. Bu ülkenin hukuku savunmakla görevli kimi baroları, Kelime-i Tevhid lafzının yazılı olduğu bayraktan rahatsız oluyor, suç duyurusunda bulunabiliyor.

Editör: Nigar Topcu