Yemek borusunun alt ucundaki kasların yeterince gevşeyememesi ve kas hareketlerinin bozulması sonucu ortaya çıkan akalazya, nadir görülse de günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen bir hastalık olarak öne çıkıyor. Her yaşta görülebilen bu rahatsızlığın en sık 25 ile 60 yaş arasında ortaya çıktığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre, katı ve sıvı gıdalarda yutma güçlüğü, yiyeceklerin geri gelmesi, göğüs ağrısı ya da baskı hissi, sebepsiz kilo kaybı, geceleri öksürük ve boğulma hissi ile mide ekşimesine benzer şikayetler akalazyanın en sık karşılaşılan belirtileri arasında yer alıyor. Bu nedenle özellikle yutma sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor.
Erken tanı tedavide büyük rol oynuyor
Akalazya, her yıl yaklaşık 100 bin kişiden 1 ila 3’ünde görülüyor. Erken dönemde botoks veya balonla genişletme gibi endoskopik işlemlerle hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceği aktarılıyor. Bu yöntemlerin, hastaların yaşam kalitesini artırmada önemli bir adım olduğu ifade ediliyor.
Cerrahi yöntemle kalıcı çözüm
İleri vakalarda ise cerrahi müdahale devreye giriyor. Heller miyotomi adı verilen kapalı yöntemle yemek borusunun alt ucundaki kasların gevşetilmesiyle yiyeceklerin mideye geçişi kolaylaştırılıyor. Ameliyat sırasında reflü riskini azaltmaya yönelik ek işlemler de uygulanabiliyor. Hastaların çoğu 1-2 gün içinde taburcu olurken, ilk gün sıvı diyet, ikinci günden itibaren ise yumuşak gıdalarla beslenmeye başlıyor. Yaklaşık 1-2 hafta içinde normal beslenmeye dönüş yapılabiliyor.
Bu nadir hastalıkta erken teşhis ve doğru tedavi yöntemleri, hem komplikasyonları önlemek hem de yaşam kalitesini yükseltmek açısından kritik önem taşıyor.





