Bahar aylarının gelişiyle birlikte göz alerjisi vakalarında belirgin artış yaşanıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, polenler, hava kirliliği, iklim değişikliği ve uzun süreli ekran kullanımının alerjik şikayetleri artırdığını belirterek, özellikle ailesinde alerji öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Halk arasında göz alerjisi olarak bilinen alerjik konjonktivit; kaşıntı, sulanma, kızarıklık ve şişlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Uzmanlara göre bilgisayar ve telefon kullanımına bağlı göz kuruluğu da göz yüzeyini zayıflatarak alerjenlerin etkisini artırabiliyor.
POLEN MEVSİMİ UZUYOR, ŞİKAYETLER ARTIYOR
Alerjik konjonktivit, gözün en dış tabakası olan konjonktivanın alerjenlere karşı aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkıyor. Bağışıklık sistemi bazı zararsız maddeleri tehdit olarak algıladığında histamin salgılanıyor ve gözlerde yoğun kaşıntı, sulanma, kızarıklık ve şişlik oluşabiliyor.
Dr. Hülya Deveci, en yaygın tetikleyicilerin polenler, ev tozu akarları, evcil hayvan kepeği ve küf mantarları olduğunu belirtti. Hava sıcaklıklarının artmasının polen mevsimini uzattığını, atmosferdeki karbondioksit artışının ise bitkilerin daha yoğun ve güçlü alerjen üretmesine yol açtığını ifade etti.
HAVA KİRLİLİĞİ GÖZ YÜZEYİNİ SAVUNMASIZ BIRAKIYOR
Hava kirliliği, egzoz gazları ve kimyasallar da göz alerjilerinde tabloyu ağırlaştıran etkenler arasında yer alıyor. Bu unsurlar göz yüzeyini tahriş ederek alerjenlere karşı daha hassas hale getirebiliyor.
Uzmanlar, özellikle bahar aylarında dış ortamda geçirilen sürenin artmasıyla polen ve çevresel alerjen temasının da yükseldiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle açık havadan eve dönüldüğünde yüzün yıkanması ve kıyafetlerin değiştirilmesi öneriliyor.
EKRAN KULLANIMI ALERJİYİ DAHA ŞİDDETLİ HİSSETTİREBİLİR
Modern yaşam tarzı da göz alerjilerinin artmasında etkili görülüyor. Uzun süre bilgisayar, tablet ve telefon kullanımı göz kırpma sıklığını azaltarak göz kuruluğuna yol açabiliyor.
Dr. Deveci, göz kuruluğunun göz yüzeyindeki koruyucu tabakayı bozduğunu belirterek, bu durumun alerjenlerin gözden uzaklaştırılmasını zorlaştırdığını söyledi. Böylece alerjik temas daha derin inflamasyona neden olabiliyor ve şikayetler daha yoğun hissedilebiliyor.
GENETİK YATKINLIK VE BESLENME DE ETKİLİ
Ailesinde alerji öyküsü bulunan kişilerde göz alerjisi görülme riskinin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Genetik yatkınlık, çevresel etkenlerle birleştiğinde belirtilerin daha erken ve daha şiddetli ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
İşlenmiş ve katkı maddeli gıdaların da vücuttaki inflamasyonu artırarak alerjik reaksiyonları tetikleyebileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, alerji dönemlerinde genel sağlığı destekleyen dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çekiyor.
GÖZLERİ OVUŞTURMAK ŞİKAYETLERİ ARTIRABİLİR
Alerjiden tamamen kaçınmak her zaman mümkün olmasa da alınacak basit önlemlerle belirtiler azaltılabiliyor. Dr. Deveci, gözleri ovuşturmaktan kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Geniş çerçeveli güneş gözlüğü kullanmak, evi düzenli havalandırıp temizlemek, dışarıdan gelince yüzü yıkamak ve alerji döneminde kontakt lens yerine gözlük tercih etmek korunma yolları arasında gösteriliyor.
YANLIŞ İLAÇ KULLANIMI RİSK OLUŞTURABİLİR
Alerjik konjonktivit tedavisinin kişiye özel planlanması gerekiyor. Soğuk kompres, suni gözyaşı ve antihistaminik damlalar bazı şikayetleri hafifletebilse de ilaç kullanımının uzman kontrolünde yapılması önem taşıyor.
Dr. Deveci, gözlerdeki her kızarıklığın alerji kaynaklı olmayabileceğini belirterek bilinçsiz ilaç kullanımına karşı uyarıda bulundu. Yanlış tedavinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini kaydeden Deveci, geçmeyen kızarıklık, ağrı, görme bulanıklığı veya yoğun akıntı gibi şikayetlerde göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi.




