Depremler sonrası yıkılan binalar, hızlanan kentsel dönüşüm projeleri ve gemi söküm tesisleri, Türkiye’de asbest maruziyetini artırıyor. 2010 yılında yasaklansa da geçmişte kullanılan yüz binlerce ton asbest hâlâ birçok yapının duvarlarında, çatı ve izolasyon malzemelerinde bulunuyor. Yıkım ve söküm sırasında açığa çıkan asbest lifleri, solunduğunda ciddi sağlık riskleri yaratıyor.
Mezotelyoma ölümcül bir kanser türü
Asbest liflerinin solunmasıyla ortaya çıkan mezotelyoma, genellikle akciğer veya karın zarında gelişen, geç fark edilen ve ölümcül olabilen nadir bir kanser türü. Dünyada milyonda bir görülen bu hastalık, Türkiye’de özellikle Kapadokya ve İç Anadolu bölgelerinde sık rastlanıyor. Ülkede her yıl yaklaşık 500 kişinin bu kansere yakalandığı tahmin ediliyor.
Asbest yakalanma riskini artırıyor
Türkiye’de mezotelyomanın başlıca sebebi, halk arasında “aktoprak, beyaz toprak, çelpek ve höllük” adıyla bilinen asbest içeren malzemenin uzun yıllar bilinçsizce kullanılması. Geçmişte bu malzeme, evlerin duvarlarını boyamakta, hatta bebek bakımında pudra yerine dahi tercih edilmekteydi. Bugün ise asbest maruziyeti, tersaneler, inşaat sektörü, otomotiv sanayi, çimento üretimi, balata tamiri, izolasyon işleri ve yapı yıkımları sırasında yoğun şekilde yaşanıyor.
Belirtiler ortaya geç çıkıyor
Asbestin vücutta yarattığı hasar yıllar içinde ortaya çıkıyor. Uzun süreli maruziyet sonrası mezotelyoma bulguları 20 ila 50 yıl sonra gelişebiliyor. En riskli grubu tersane işçileri, asbestli çimento ile çalışanlar, tesisatçılar ve balata tamircileri oluşturuyor.
Tedavisi zor ama mümkün
Mezotelyoma tedavisi oldukça zorlu. Önce karın içindeki tümörlerin temizlenmesi, ardından karın boşluğunun ısıtılmış kemoterapi ilacıyla yıkanması şeklinde uygulanan HİPEK yöntemi, yaşam süresini uzatabiliyor. Ancak uzmanlara göre en etkili yöntem, maruziyetten korunmak.





