Vahap Aydoğan’ın “Sükût” adlı sergisi, Mayıs ayında Germüş Kilisesi yerleşkesinde sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Yazar, aktivist ve sürreal biyografi sanatçısı kimliğiyle öne çıkan Aydoğan’ın sergisi, savaş, göç ve adaletsizlik temalarını özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinden ele alıyor.

“Sükût”, doğrudan bir anlatımdan ziyade bastırılmış, görünmez kılınmış ve çoğu zaman dile getirilemeyen hikâyelere odaklanıyor.
Sergide kadın cinayetleri, zorla evlilikler, yok sayılan emek, yerinden edilme, kimlik kaybı ve güvende olma hakkı gibi başlıklar, tekil olaylar olarak değil, süreklilik arz eden bir toplumsal kırılma alanı olarak işleniyor.

Aydoğan’ın yaklaşımında tarih, yalnızca geçmişe ait bir zaman dilimi olarak değil, bugünün sorunlarıyla iç içe geçmiş katmanlı bir hafıza alanı olarak ele alınıyor.
Bu kapsamda sergide, Göbeklitepe’den günümüze uzanan bir hat üzerinden, 20 farklı coğrafyadan seçilen 20 kadının yaşam öyküsü bir araya getiriliyor.
Farklı kültürlerden gelen bu hikâyeler, “güvende olma hakkının kırılganlığı” ortak paydasında kesişiyor.

Serginin kurulacağı mekân da anlatının önemli bir parçası olarak tasarlandı. Metruk kilise çevresinde çember biçiminde oluşturulan izleme alanı, ziyaretçiyi dışarıda tutmak yerine anlatının içine dâhil etmeyi hedefliyor.
Bu kurgu sayesinde izleyici, pasif bir gözlemci olmaktan çıkarılarak tanıklık eden bir özne konumuna taşınıyor.

Sergi alanına yerleştirilen aynalar ise izleyicinin yalnızca eserlerle değil, kendi bakışıyla da yüzleşmesini sağlıyor. Böylece görülen ile gören, tanıklık ile sorumluluk arasındaki sınırın sorgulanması amaçlanıyor.

“Sükût” sergisinde video art, enstalasyon ve yağlı boya biyografi çalışmaları tek bir anlatı bütünlüğü içinde sunulacak.
Enstalasyonlarda yer alan kişisel eşyalar ve yaşam izleri, kurgu ile gerçeklik arasındaki çizgiyi belirsizleştirerek izleyiciyi kolektif bir hafızanın parçası haline getiriyor.
Sanatçı Vahap Aydoğan’ın sergiye ilişkin hazırlıklarının sürdüğü bildirildi.




