Sanatın peşinden gitmeyi bir yaşam biçimi olarak benimseyen soprano Selma Sallıoğlu, İzmir'in Selçuk ilçesinde başlayan hayatını, İtalya'ya giderek yeşeren ve olgunlaşan müzik kariyerinin ana hatlarını Dijital Gaste'ye anlattı.

Her durağı ayrı bir deneyime dönüşen bu yolculuk, yalnızca bir kariyer değil; sesle yazılmış bir hayat hikâyesi.

Soprano Sallıoğlu, "Söylediğim her eser, içimdeki başka bir kapıyı aralar." diyor.

İtalya'da en yüksek müzik eğitimi veren okullarda öğrenim gören Sallıoğlu, Verona'daki Evaristo Felice Dall'Abaco Konservatuvarı'ndan mezun oldu.

Tüm zamanların en iyi tenorlarından Luciano Pavarotti ve Andrea Bocelli'nin hocalarından ders aldı.

Türkiye'ye dönen Sallıoğlu, bir süredir yaşadığı İstanbul'dan İzmir'e yerleşerek müzik tutkusunun peşinden gitmeye devam ediyor.

İzmir'in Selçuk ilçesinde başlayan hayat hikâyesinde en derin izleri müziğin tınısıyla çizen soprano Selma Sallıoğlu, sadece bir ses sanatçısı değil. Türkçe'de yüksek beceri ve bilgi çeşitliliğine sahip kişiler için yaygın olarak kullanılan "On parmağında on marifet" Selma Sallıoğlu için en uygun özdeyiştir.

Çok yönlü bir ses ve sahne sanatçısı, söz yazarı, bestekâr, eğitimci, oyuncusu, libretto yazarı, seslendirme-dublaj sanatçısı...

Artık dijitalgaste.com köşe yazarı olarak da yeni bir unvan ekleyen Selma Sallıoğlu'nun her daim sevdiği ve kullandığı kimliği ise müzik eğitmeni...

Müzik alanındaki bilgi ve birikimini müzik tutkusunu gençlere aktarmayı çok önemsediğini belirten Sallıoğlu, sorularımızı açık yüreklilikle cevapladı.

Selma Hanım, çok yönlü bir sanatçı olarak, sizi daha yakından tanımak ve tanıtmak için öncelikle soprano sözcüğünü açar mısınız?

İtalyanca kökenli Soprano, "üst" anlamına gelen "sopra" kelimesinden gelir. Operada, klasik müzikte kadın sesleri arasında en tiz ve en parlak ses aralığıdır. Ayrıca orkestradaki en ince sesi çıkaran çalgılar için de kullanılır. Soprano genellikle operalarda başrol karakterlerini üstlenir ve soprano kendi içinde de 5'e ayrılır: Koloratur Soprano, Leggero Soprano, Lirik Soprano, Dramatik Soprano, Spinto Soprano. Kadınlarda orta incelikte ses mezzo-soprano, en kalın sesin alto olmasıyla kadın sesleri 3'e ayrılır. Benim sesim leggero koloratur soprano. Yani oldukça çevik, en yüksek notalara rahatça ulaşabilen, hızlı ve zor pasajları keyifle söyleyebilen bir ses. Bu hareketli ve esnek yapısı, sesimin en sevdiğim yanı.

Dünyanın her köşesinden sanatçıların olmak istediği müziğin en üst noktada bilimsel ve teorik olarak yaşatıldığı İtalya'da olma maceranız nasıl başladı?

Bu konuda kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum. Ailem turizm ve ticaretle uğraşıyor, İtalya'da da bir halı mağazamız var. Bu sayede hem orada bulunma hem de kendimi geliştirme fırsatı yakaladım. Sürecin her aşamasında bana büyük destek oldular; onlara minnetim sonsuz. Ben de bu desteğin karşılığını verebilmek için yeteneklerimin üzerine kararlılıkla gittim. Sahne sanatları her zaman odağımdaydı ama bununla sınırlı kalmak istemedim. Yazılı kültürle güçlü bir bağ kurmak için yazma becerilerimi de geliştirdim. Çünkü benim için sanat sadece şarkı söylemekten ibaret değil; söz yazmak, üretmek ve sahnenin farklı alanlarında var olmak bu bütünün ayrılmaz parçaları. Mezuniyetimin ardından büyük bir heyecanla libretto (opera metni) yazmaya başladım. Libretto, yalnızca tiyatral bir metin değil; müzikle iç içe geçen çok katmanlı bir yapı. Bu süreçte aryalar, düetler, trio, kuartet ve koro bölümleri için sözler yazarak ne kadar ileriye gidebildiğimi gördüm, keşfettim.

Görsel 2026 04 14 172516283

Sizin için çok bilinen bir konu olsa da, bir sopranoyu bulmuşken okurlarımıza da ayrıntılı bilgi aktarmak amacıyla soruyoruz; Soprano sesini nasıl kullanır, operalarda nasıl bir görev üstlenir?

Temel amaç sesin gücünü zorlamak değil; nefes desteğiyle dengeli ve kontrollü bir şekilde şarkı söylemektir. Diyafram nefesi temel alınır ve rezonans(vücuttaki doğal boşluklar) alanları kullanılarak üretilir; Baş rezonansı, Maske rezonansı, Göğüs rezonansı. Ses tellerinde oluşan ham ses, bu boşluklardan geçerken yankılanır ve güç kazanır. Sopranolar operalarda çoğunlukla başroldeki kadın karakteri olur. Soprano türüne göre roller de değişir. Mesela ; Lirik soprano: daha duygusal, naif ve romantik karakterler Dramatik soprano: güçlü, yoğun ve trajik karakterler Koloratur soprano: teknik açıdan virtüöz, hareketli ve süslemeli karakterler.

İtalya'nın sihirli dokunuşu

Şimdi sizin hayat hikâyenize, sanat kariyerinizin yolculuğuna doğru ilerleyelim. Sizin hikâyeniz nerede başladı?

Aslında daha önce de değindiğim gibi, benim hikâyem Selçuk'ta başlayıp İtalya'da şekillendi. Ortaokulu Selçuk, Bursa ve Ankara'da okudum. Sonrasında ailemin yanına İtalya'ya taşındım ve geriye dönüp baktığımda bunun hayatımın en doğru kararlarından biri olduğunu düşünüyorum. İtalya bana bambaşka bir kapı açtı. Hem müzik eğitimi aldım hem de öğrencilik yıllarımda birçok sahne deneyimi yaşadım. Farklı bir kültürün içinde kendimi keşfetme şansı buldum. Yeni bir dil öğrenmek, sosyalleşmek, değer görmek ve yeteneklerimin farkına varmak benim için çok dönüştürücüydü.

Fırsatlar tek başına yeterli olmuyor; insanın onlara hazır olması gerekiyor. Siz de sanat açısından çok verimli bir ortamda bulunmuşsunuz. Bu noktada, yeteneğinizin sizi bulunduğunuz yerin ötesine taşıdığını söylemek doğru olur mu?

Kesinlikle öyle. Bulunduğum ortam bana çok şey kattı ama asıl farkı yaratan, o fırsatları değerlendirme isteğim ve çalışmam oldu. Çünkü sadece doğru yerde olmak yetmiyor; insanın kendini sürekli geliştirmesi gerekiyor. Ben de bu düşünceyle farklı alanlarda da çalışarak kendimi hep bir adım ileri taşımaya gayret ettim. Daha 16 yaşındayken çeşitli operetlerin korosunda sahne almaya başladım. 17 yaşımda Argenta'daki o dönemin ünlü "Giovani 90" grubuyla Hair müzikalinde rol aldım. Sadece opera değil; Jazz ve Amerikan Popu ile çalışmalar yaparak festivaller, konserler, radyo ve televizyon programlarında boy gösterdim.

Görsel 2026 04 14 172535818

Pavarotti'nin hocasından ders

Bir de dünyaca ünlü tenor Pavarotti'nin hocasından eğitim aldığınızı biliyoruz. Nasıl bir serüvendi bu karşılaşma?

Şan eğitimine başladıktan bir süre sonra, babamın bir arkadaşı sayesinde Emma Raggi Valentini'den ders alma fırsatı buldum. Açıkçası onun Luciano Pavarotti'nin hocası olduğunu ilk başta bilmiyordum; bunu bir gazetede okuyunca tatlı bir şaşkınlık yaşamıştım. Daha sonra Pavarotti'nin yaşadığım Argenta'ya yakın bir yere geldiği bir gün, kendisiyle tanışma şansım da oldu. Bu benim için çok özel ama bir o kadar da doğal gelişen bir karşılaşmaydı. Hocam bana biraz uzakta olduğu için eğitimime Ferrara'da Maestro Alain Billard ile devam ettim.

Bir gün dersten sonra sınıfa gelen Andrea Bocelli'yi karşımda gördüğüm an hala gözlerimin önünde. Düşünsenize Bocelli sınıf arkadaşınız gibi..kendisiyle kısa bir sohbetimiz oldu. Akşam da konserde kuliste sohbet ettik. Sanatının yanı sıra onun büyüklüğü de mütevazı olmasındaydı. Tüm bu karşılaşmalar bana şunu gösterdi: Ne kadar büyük bir sanatçı olursanız olun, ses üzerinde çalışmanın sonu yok. Ses, teknik her zaman bakım ister. Benim için bunlar hayatın güzel sürprizleriydi ama aynı zamanda bu yolculuğun doğal bir parçası gibi hissettirdi.

Görsel 2026 04 14 172547492

Heyecanlı karşılaşmalar, büyük sürprizler... Ya sonra?

Eğitimim için ciddi bir adanmışlık ve özveriyle emek verdim. 3 yıl Rovigodaki F. Venezze konservatuarında okudum. 2 yıl Verona'daki Evaristo Felice Dall'Abaco Konservatuvarı'nda okudum ve 5 yıllık eğitimin ardından ardından mezun oldum. Operada ilk sahne deneyimimi Rovigo'da öğrenciyken, Giuseppe Gazzaniga'nın Don Giovanni operasında rol alarak yaşadım.. Yine öğrenciyken Çağdaş Opera Caos Dolce Caos ile Venedik'te sahne aldım. Konu kaos olunca, bu operada benden Türkçe bir şarkı söylememi de istemişlerdi. Ben de Sertab Erener'in yanarım adlı şarkısını söylemiştim. Seyircilerin arasından bu şarkıyı söyleyerek geçip sahneye oradan çıkmıştım. Size anlatırken o günleri yeniden hissetmek çok güzel.

İtalya'da öğrendikleriniz ve başarılarınızı takdir eden müzik okulları sizden yararlanmaya mı başladı?

Evet, İtalya'da Mantova'daki Ponti Sul Mincio Müzik Okulunda şan eğitmenliği yaptım. Venedik'ten Roma'ya kadar birçok şehirde opera, pop, halk şarkıları konserleri verdim. La Bohème operasında Mimi ve Musetta rolleriyle sahne aldım. West Side Story konserinde sahne aldımm. Treviso Oda Müziği Festivali'nden Dario Fo Tiyatrosu'na kadar birçok prestijli etkinlikte sahne aldım.

Türkiye'deki çalışmalarınızdan söz edelim son olarak... Burada neler yaptınız?

İstanbul'da Mutluluk Korosunu kurdum, yönettim ve İstanbul'daki birçok kültür merkezlerinde sahne aldım, ardından solo performanslara yöneldim. İstanbul İtalyan Ticaret Odasına bağlı olarak iş insanlarının toplantılarında tercümanlık yaptım. Uluslararası Ufo Kongresinde simültane tercümanlık yaptım. Selçuk Meryem Ana Evi'nde 5 bin kişilik izleyiciye Latince ilahiler seslendirdim. Albüm, beste, söz yazarlığı, piyano öğretmenliği, kolejlerde, müzikal tiyatroda müzik öğretmenliği derken.. pandemi'de İzmir'e taşındım.

Besteler ve albümler...

Biraz yaptığınız albümlerden bahseden misiniz?...

İlk albümümü Roma'da yaptım. Sözleri bana, müzikleri Piero & Massimo Calabrese kardeşlere ait olan "İlayda - Omnia Fluunt" adlı albümüm dijital platformlarda tüm dünyada yayımlandı. İlk iki albümümde "İlayda" ismini kullandım. Omnia Fluunt ise Latince "her şey akıp gider" anlamına geliyor. İkinci albümümü İstanbul'da Özkan Turgay ile hazırladık ve "İlayda Gökyüzünü Boyarım" adıyla dinleyiciyle buluşturdum. 2023 yılında ise Selçuk'taki göçebe kuşlardan ilham alarak çok sesli bir beste yaptım. Söz ve müziği bana ait olan "Göçebe Kuşlar" ile "We Wish You a Merry Christmas için yazdığım Türkçe sözlerden oluşan yeni yıl şarkım, 18 ülkede dijital platformlarda yayımlandı.

Sahne arkasında da varsınız... Müzikal Tiyatro'da eğitimci olmanın yanı sıra neler yaptınız?

Mozart'ın "Bir Dahi Doğuyor", Bach'ın "Sihirli Müzik Kutusu' ve Vivaldi'nin "Masal Müzesi gibi çocuklara yönelik sahne projelerinde eğitimci ve oyuncu olarak yer aldım. Kültür merkezlerinde ve okullarda sahne aldık.

Görsel 2026 04 14 172606729

Eğitim faaliyetleriniz ne durumda?

Şan dersleri dışında sekiz yıl boyunca piyano dersleri verdim; müzik eğitimi alanında birçok öğrenci yetiştirdim. Bir öğrencimin İngiltere Southampton Üniversitesi Şan Bölümüne en yüksek puanla kabul edilmesinden büyük gurur duyuyorum. Bu arada İtalyanca dersler de verdim.

Bildiğimiz kadarıyla 14 dilde şarkı, 4 enstrüman... Selma Sallıoğlu, bu ilhamı nasıl buluyor?

Şimdiye kadar farklı tarzlarda 14 farklı dilde şarkılar seslendirdim. Benim için ilham tek bir yerden gelmiyor; farklı diller, kültürler ve duygular birbirini besliyor. Müzik benim ifade alanım, o yüzden her yeni dil ve enstrüman bana yeni bir hikaye yaşama ve anlatma yolu açıyor. Bir sanatçının ilhamı ruhundaki derinliktedir. Piyano dışında viyolonsel, akustik gitar ve bendir ile sahnede performans sergiledim. Sahnedeyken artık oradasınızdır öncesi sonrası yoktur. Başka bir şey düşünmeden anı yaşarsınız. En azından beni için böyle.

Harp Akademileri Komutanlığında Armoni Mızıkası Orkestrası ile La Traviata aryaları ve Sefarad şarkıları seslendirdiğinizi de biliyoruz, başka?

Koç Üniversitesinde oda müziği resitaline imza attık. Gençler muhteşemdi, harikulade bir seyirci vardı. Yeni deneyimlere her zaman açık olmuşumdur. Farklı bir sektöre de ucundan girmiş oldum. Senaryosunu yazdığım, oynadığım ve müziklerini seslendirdiğim "Ekomen" adlı kısa film, İstanbul Uluslararası Crossroads Kısa Film Festivali'nde yarıştı.

Roman yazarlığı ve tiyatro var bir de...

18 yazarın birlikte kaleme aldığı Melek Ağacı adlı romanda bende yer aldım. İlk defa böyle bir proje yapılmıştı. Çok özgün çok keyifliydi. Tiyatro alanında da, "Bizim Kasaba" adlı çocuk oyununun müziklerini ve koreografisini üstlendim. Ayrıca 2 ayrı rolde oyunculuk yaptım.

Yolculuk devam ediyor gördüğümüz kadarıyla... Bugünlerde Selma Sallıoğlu ne yapıyor?

Şu sıralar yeni besteler, şarkı sözleri, stüdyo kayıtlarıyla müziğe sıkı sıkı sarılmış durumdayım. Sanatın iyileştirici ve birleştirici gücüne inanıyorum, hayatının içindeki küçük mucizeleri notalara dönüştürmeye devam ediyorum. Benim hikâyem aslında hiç bitmiyor. Çünkü her şarkı, benim için yeni bir başlangıç.

Bu harika söyleşi için teşekkür ederiz. Artık burada anlatmadığınızı düşündüğümüz pek çok tatlı anılarınızı dijitalgaste.com web sitemizdeki köşe yazılarınızda zaman zaman anlatırsanız keyifle okuruz.