Genel Cerrahi ve İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berrin Papila, Medikal Onkoloji Doç. Dr. Nilay Şengül ve Radyolog ve İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Kayadibi, Instagram üzerinden meme kanseri hakkında doğru bilinen yanlışları konuştu.
"Mamografi zararlıdır, radyasyon kanser yapar." iddialarını değerlendiren Doç. Dr. Yasemin Kayadibi, "Mamografi radyasyonla çalışıyor, evet. Ama çok az miktarda radyasyon içeriyor. Birkaç ayda doğal ortamdan alacağımız radyasyondan aslında daha da az radyasyon içeriyor. Üstelik biz küçücük lezyonları mamografi ile saptayabiliyoruz. Yani çok erken safhadayken saptamamamız çok etkin bir yöntem. Taramada o yüzden kullanıyorsun mamografiyi. Bir de günlük radyoloji pratiğinde aslında en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, hastalar 'Mamografi çektirmeyelim, radyasyon içeriyor.' şeklinde yorumları... Onları ikna etmeye çabalıyoruz. Bu aslında gereksiz bir önyargı. Mamografi çektirmekten kaçırmamak gerekiyor." diye konuştu.
Doç. Dr. Nilay Şengül "Meme kanserinin ağrı ile kitle ilişkisi ile başlar." iddialarına değindi.
Şengül, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
Hayır, aslında ağrısız kitle ile başlar. Genelde meme ele gelen ya da koltuk altında ele gelen kitle ile başlıyor. Bazen de meme ucunda akıntı, memede değişiklik, meme ucunda çekinti gibi şikâyetlerle de hastalar başvurabiliyor.
Konuyla alakalı bir eklemede bulunmak istediğini belirten Doç. Dr. Berrin Papila, "Hastalar bazen 'Ağrım yok, demek ki kanser değilim.' diyerek doktora başvurmayı geciktiriyor. Bu çok tehlikeli. Ağrı olmadan da meme kanseri olabilir. Yine tekrarlıyorum, ağrısız meme kitleleri bizim için daha sıkıntı ama bize genel cerrahi ve meme cerrahisi polikliniğine başvurularda ağrıyla da başvuru olabiliyor ama mesela hasta sağ memede ağrı şikâyetiyle başvuruyor. O sırada bizim mamografi, ultrason çekiyoruz ve sonrada kanser çıkıyor. Yani, rastlantısal olarak ağrı... Evet bir başvuru semptomu ama kanserle ilişkisi zayıf, o yüzden ağrısız meme kitleleri bizim için daha çok korkutucu oluyor." dedi.
Doç. Dr. Kayadibi, muayeneyi kadınların âdet (regl) sonrası yapması gerektiğini belirtti.
Berrin Papila, ise "Çünkü âdet öncesi meme zaten çok hassas ve ağrılı olabiliyor. Birazcık da ödemli olabiliyor, bizi yanıltabilir. O yüzden özellikle âdet bittikten sonraki birkaç gün... (Kayadibi'ye) Siz de MR'ı o dönem istiyorsunuz özellikle." yorumunu yaptı.
Kayadibi ise, "İlk günü sayarak onun 14. günü hormanların daha suskun olduğu bir dönem oluyor. Bizim için de radyolojik muayeneler daha rahat oluyor ö dönemde." dedi.
Meme kanseri genetik mi?
Kanserin yüzde 10-15 genetik nedenli olduğunu belirten Nilay Şengül, "Yüzde 80-85 genetik değil." diyerek, ailesinde kanser olmayanların da mutlaka tarama yaptırması gerektiğinin altını çizdi.
Önlenebilecek olan risk faktörlerinden bahseden Şengül; sigara, alkol, obezite ve sağlıksız beslenmenin değiştirilebilir faktörler olduğunu söyledi.
Halk arasında yaygın olan bir diğer inanışlardan "sütyen, deodorant, sıkı kıyafet giymenin meme kanseri yapabileceği"ni de yorumlayan Şengül, "Hayır, sütyen giymek, dar kıyafet giymek kesinlikle meme kanseri yapmaz. Deodorantı alkolsüz kullanmalarını öneririm." diye konuştu.
Berrin Papila, meme kanseri tanısı konulduğunda memenin tamamının alınmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:
Her zaman komple alınması gerekmiyor. Bizim elimizde meme koruyucu cerrahi silahımız var. Biz çok küçük, ele gelmeyen kitlelerde bile meme koruyucu cerrahi yapabiliyoruz. Hastaya göre karar vermek gerekiyor burada.
Yasamin Kayadibi de, "Eğer kemoterapi alacaksa hasta, öncesinde hazırlık aşamasındayken tümörün içerisine bir tane altın marka yerleştirebiliyoruz. Kemoterapi sonrasında yine o küçülen tümör alanını saptayıp yine cerrahımıza o alanı ameliyat öncesi işaretleyerek gönderebiliyoruz." ifadelerini kullandı.
Videonun tamamı için: