İzmir’in Karaburun ilçesinde sekiz mahalleyi kapsayan rüzgâr enerjisi kapasite artışı projesi, bölgede ciddi ekolojik tehdit oluşturduğu gerekçesiyle tepkilere yol açıyor. Yeni kurulması planlanan 41 türbinin, yarımadanın doğal yapısını geri dönüşü olmayan biçimde etkileyeceğini savunan çevreciler ve yöre halkı, yürütmeyi durdurma kararı çıkması için mahkemeye başvurdu. Bilirkişi raporları da yeni proje ile 218'e çıkacak rüzgar türbini sayısının orman dokusu, yaban hayatı, su kaynakları ve tarım alanları üzerinde ağır baskı yaratacağını onayladı.
Sekiz mahalleyi kapsayan dev proje tepki
Yaylaköy, Küçükbahçe, Bozköy, Parlak, Haseki, Tepeboz, Merkez ve Saip mahallelerini içine alan proje, Lodos A.Ş. tarafından yürütülüyor. Yeni kapasite artışıyla birlikte yarımadadaki türbin sayısının 128’e ulaşacağı belirtiliyor. Bölge muhtarlıkları, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karaburun Belediyesi de projeye karşı açılan davaya müdahil oldu.
“Habitat parçalanması kaçınılmaz”
Mahkemeye sunulan bilirkişi raporları, türbinlerin bulunduğu alanlarda benzersiz ekosistemlerin yer aldığını belirtti. Raporda, dağ ekosistemi, makilik alanlar, kayalık habitatlar ve sucul sistemlerin bir arada bulunduğu yarımadanın; göçmen kuş rotalarının üzerinde olması nedeniyle dünya ölçeğinde önemli bir biyolojik koridor oluşturduğu vurgulandı.
Yeni kurulacak 41 türbinin yoğunluğu, habitat parçalanmasına ve orman bütünlüğünün bozulmasına yol açacak bir tehdit olarak değerlendirildi.

Yöre ekonomisi risk altında
Raporda, türbin sahalarına ulaşmak için açılması gereken yeni yolların orman bütünlüğünü bozacağı ve mera alanlarını daraltacağı belirtildi. Bölge halkının temel geçim kaynağı olan zeytincilik ve küçükbaş hayvancılığın olumsuz etkileneceği vurgulandı. Yarımadada sınırlı miktarda bulunan tarım ve otlak alanlarının azalması, yöre ekonomisini de risk altına sokuyor.
Karaburun Yarımadası’nın dünya ölçeğinde tehdit altındaki türlere ev sahipliği yapması dikkat çekiyor. Akdeniz fokları, ada martısı ve yüzlerce kuş türünün yaşadığı yarımadada türbin yoğunluğunun artmasıyla göç yollarının kesintiye uğrayacağı, yaban hayatının yaşam alanlarının daralacağı ifade ediliyor.
Yangın riski ve teknik eksiklikler rapora yansıdı
Yeni türbinlerin büyük bölümünün kızılçam ormanlarında yer alacağı, bu alanların birinci derece yangına hassas bölgeler olduğu hatırlatıldı. Raporda, olası bir yangında hava araçlarıyla müdahalenin zorlaşacağı uyarısı yapıldı. Ayrıca, projenin enerji nakil hattı güzergâhının ÇED dosyasında yer almaması, ağaç kayıplarının hesaplanmamış olması ve teknik verilerin eksikliği eleştirildi.
“Yarımadanın doğası geri dönülmez biçimde zarar görecek”
Karaburun Sivil İnisiyatif, bakanlık ve şirketin bilirkişi raporlarını “eksik ve hatalı” bulduğunu söylemesinin bilimsel gerçekleri gölgelemeyeceğini belirtti. Açıklamada, “Yarımadanın nadir doğasının, yaban hayatının, meralarının ve kültürel değerlerinin yok sayılmasına izin vermeyeceğiz. Yürütmeyi durdurma kararını bekliyoruz” ifadelerine yer verildi.

Bilirkişi Raporunun detayları
Bilirkişi Rapor'nun devamında ise RES ve GES kapasite artışlarının Karaburun'un tabiatına vereceği zarar aşağıdaki maddeler üzerinden açıklandı:
- Karaburun Yarımadası bütün olarak değerlendirildiğinde birçok farklı habitat tipini ve biyolojik çeşitliliği bünyesinde barındırması bakımından oldukça önemlidir. Son zamanlarda kurulan çok sayıda RES ile yarımadanın bütününü etkileyecek şekilde vejetasyon kaybı, su drenajının değişmesi ve toprağın ısınmasına bağlı toprak mikrobiyolojisi ile ilgili faaliyetlerin etkilenmesi gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
- Dava konusu proje alanına ekosistem açısından bakıldığında; dağ ekosistemini oluşturan ve içinde bulunan derin vadiler ile kayalık habitatlar ve makilik alanlar bulunmaktadır. Ayrıca, proje alanı dağ ve sucul ekosistem içermektedir. Bu ekosistem genetik, tür çeşitliliği ve habitatları barındırdığı için biyolojik çeşitlilik açısından oldukça önemlidir. Ayrıca, proje alanı kuş göç yolu üzerinde bulunmaktadır.
- Karaburun Yarımadası; IUCN (DünyaDoğayıKorumaBirliği) tarafından 1996 yılında CR (kritik) kategorisine alınan Akdeniz fokları, 2004 yılında NT (tehdide yakın) kategorisine alınan Ada Martısının yanı sıra 204 adet kara, deniz kuş türleri ve diğer kara, deniz canlıları bakımından oldukça zengin olmasından dolayı biyolojik rezerv alanı konumundadır.
- 41 türbin, her ne kadar mevcut 87 türbin çevresinde olduğu gibi görülse de bunlar ayrı tepe/dağlık sırt çizgi noktalarındadır. Bu nedenle aslında yeni alan kullanımının ve habitat parçalanmasının tüm alana yayıldığı ve res projesinin büyük bir alan içerdiği ve kümülatif etkinin büyük olduğu görülmüştür. Yeni kurulacak türbinlerle birlikte proje alanının (Karaburun Yarımadasının) büyük bir bölümü Türbin parkına (çiftliğine) dönüşecektir. Bu durum hem kuşlar, hem yara salar hem de memeli hayvanların geçişlerini, yaşam ve dolaşma alanlarını kısıtlayacaktır.
- Davaya konu yapılmak istenilen türbin noktalarının çok büyük bir bölümüne yolun bulunmadığı, yeni türbin alanı olan bu noktalara ilave yolların yapılmasının gerekli olduğu, her türbin noktasına ulaşımda ÇED dosyasında belirtildiği üzere “ mevcut orman yolları” kullanılacaktır ifadesinin mümkün olmadığı yeni ilave yolların açılacağı görülmektedir. Yolların devlet ormanı, devlet ormanı ağaçlandırma sahası, özel ağaçlandırma sahası, mera ve ham toprak vasıflı yerlerin içinden geçmesi, ormanı daha küçük parçalara ayıracak, orman bütünlüğünü bozacaktır. Yeni kurulacak 41 türbin için yeni yolların açılması, mevcut yolların genişletilmesi ve türbin sahasının düzleştirilmesi habitat kayıplarına, habitat parçalanmasına yol açacaktır. Yarımadanın Biyolojik kaynaklarının ve çeşitliliğin sürdürülebilir olması için mevcut hali ile, müdahalede bulunulmadan, korunmasının büyük önemi bulunmaktadır.
- Bölgede, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Avrupa ve DünyaTehlike Statüleri’ne göre 13 tür Avrupa ölçeğinde ve 5 tür dünya ölçeğinde tehlike altındadır. Mahkemeye konu olan doğal habitatların korunması bölgedeki göçmen kuşlar açısından çok önemlidir. Mahkemeye konu olan alan böyle bir konumda bulunmaktadır. 41 RES türbininin kurulması planlan bölgeler yarımadanın kuzey ve kuzeybatı kıyı sahil şeridine yakın bölgelerde olup kuşların hareketliğini kısıtlayacak düzeydedir. Ayrıca önerilen Res türbinleri sulak alanlara çok yakın mesafelerde bulunmakta olup bu da ciddi bir baskı yaratacaktır. Bölgede birden fazla RES sahası bulunması da değerlendirilmesi gereken başka önemli bir sorundur. Karaburun yarımadasında çok yüksek sayıda RES türbini bulunmasının Kümülatüf Etkileri MUTLAKA DİKKATE ALINMALIDIR.
- Dava konusu türbin alanları, “Çayır-Mera”, “Tarım Arazisi”, “Orman Alanı”, “Özel Çevre Koruma Bölgesi”, “İçme ve Kullanma Suyu Orta/Uzun Mesafeli Koruma Alanı” sınırları içinde kalmaktadır.
- Yöre köylüsünün arazilerin dağlık taşlık ve toprak işlemeli tarıma uygun olmayan yapısı nedeniyle yapabilecekleri yegane tarımın zeytin yetiştiriciliği ve küçükbaş hayvancılık olduğu düşünüldüğünde mera alanlarının ve zeytinlik alanların yapılacak olan projelerden etkilenmemesi mümkün görünmemektedir. Zeytinlik alanlar dışında türbin noktalarının yapılmak istenildiği mera alanları da hayvansal üretim şeklindeki sürü hayvancılığının alanın dağlık yapısına bağlı olarak yegane otlama alanlarıdır. Bölgede oldukça kıt olan mera ve tarım alanlarının korunması tarımın ve hayvancılığın yöre köylüsünün yegane geçim kaynağı olması açısından büyük kamu yararı içermektedir.
- Karaburun Yarımadası çok sayıda ve farklı dönemlerde çiçeklenen ve bal arılarının beslenmesi için çok uzun bir periyod içeren bir alan konumundadır. Arılar sadece bal üretmezler en önemli görevlerinden biri ise özellikle doğal ve tarımsal alanlardaki bitki türleri için tozlaşmayı sağlamalarıdır. Bu yönü ile de alandaki tarımsal alanlar ile doğal flora yapısı açısından da büyük önem taşımaktadır. Yeni türbin alanlarındaki arıcılık potansiyeli ve mevcut arıcılık faaliyet alanlarının yeni kurulması planlanan türbin alanlarına olan etkilerinin bilimsel arazi çalışmalarına dayanan güncel ve alana ilişkin verileri içeren bir çalışma nihai çed dosyasında bulunmamaktadır.
- Enerji nakil hattı güzergahı çed raporuna dahil edilmediğinden, 41 türbinin inşası sırasında ne kadar ağaç kaybedileceği, sahada endemik bitki türlerinin olması sebebiyle bu türlerin nasıl korunacağı detaylı olarak açıklanmamıştır. Konunun genel ifadelerle “yapılacaktır, edilecektir” şeklinde açıklanması nedeni ile olası olumsuz etkiler tam anlamı ile anlaşılamamamıştır.
- 41 adet türbinin yapımı sırasında toplam 20243.75 m2 bir alanın üzerindeki bitki örtüsünün sıyrılacağı ayrıca, yapılacak olan 28.00 km uzunluğunda ve 5 mt genişliğinde yolun yapımı sırasında ise 140000.00 m2 alanın üzerindeki bitki örtüsünün kaldırılacağından saha üzerinde bulunan ağaç ve ağaççıklar hayatını kaybedecektir. Hayatını kaybedecek olan ağaçların adet ve cins tespitleri dahi ÇED Raporunda belirtilmemiştir.
-
Projede RES türbinlerinin yerleştirilmesinde aşırı sıklığa gidilmiştir. RES türbinlerinin 35 tanesi kızılçam ormanı içindedir. Planlanan saha 1 derece yangına hassas bölgedir. Projede, olası orman yangının nasıl söndürüleceği ile ilgili yeterli inceleme ve planlama bulunmamaktadır. Proje sahasında yapımı planlanan türbinlerle birlikte türbin yoğunluğunun artması nedeniyle, kulenin görüşü olumsuz etkilenecek ve orman yangınlarına hava araçları ile müdahalenin yapılması engellenecektir. Ayrıca, projeye ait şebeke bağlantı onayı, transformatör yüklenme oranları, gerilim düşümü hesapları, gürültü ve EMF ölçümleri gibi belgeler ÇED dosyasında ayrıntılı olarak verilmemiştir.




