AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştirak şirketleri üzerinden sert eleştirilerde bulundu. Kaya, belediyenin doğrudan ve dolaylı ortak olduğu 34 şirkette yönetim kurullarının liyakat esasına göre değil, siyasi yakınlığa göre şekillendiğini iddia etti. Toplam sermayesi 25 milyar 240 milyon TL olan bu şirketlerde belediyeye ait payın 18 milyar 474 milyon TL olduğunu belirten Kaya, söz konusu yapının kamu kaynağı niteliği taşıdığına dikkat çekti.

CHP İzmir’den Buca Belediyesi önünde eylem: "Yargı kimsenin oyuncağı değildir"
CHP İzmir’den Buca Belediyesi önünde eylem: "Yargı kimsenin oyuncağı değildir"
İçeriği Görüntüle

Kaya, şirketlerin ciroları, kar-zarar tabloları, çalışan sayıları ve yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemelere ilişkin bilgilerin “ticari sır” gerekçesiyle açıklanmadığını savundu. Yönetim kurullarında faaliyet alanıyla ilgisi bulunmayan kişilerin yer aldığını öne süren Kaya, bu yapının uzun süredir “arpalık” anlayışıyla yönetildiğini söyledi.

Kaya’dan 34 şirket vurgusu

Mahmut Atilla Kaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 16 şirkette doğrudan, 18 şirkette ise iştirakleri üzerinden dolaylı ortaklığı bulunduğunu ifade etti. Bu şirketlerin toplam sermayesinin 25 milyar 240 milyon TL seviyesinde olduğunu belirten Kaya, bunun 18 milyar 474 milyon TL’lik bölümünün belediyeye ait olduğunu kaydetti.

Kaya, “Bu kaynak senin, benim, İzmirlinin parası” diyerek, belediye iştiraklerinin kamu hizmeti üretmek amacıyla faaliyet göstermesi gerektiğini vurguladı.

“Ticari sır” tepkisi

Kaya, belediye şirketlerine ilişkin mali verilerin ve yönetim yapısının kamuoyuna açık şekilde paylaşılmadığını ileri sürdü. Şirketlerin cirolarıyla kar ve zarar tablolarının, ayrıca çalışan sayısı ve yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemelerin sorulduğunda “ticari sırdır, açıklanamaz” yanıtıyla karşılaştıklarını söyledi.

Bu durumun şeffaflık tartışmasını büyüttüğünü savunan Kaya, kamu kaynağı kullanılan şirketlerde daha açık bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

“Liyakat yerine siyasi dağıtım düzeni” iddiası

Kaya, şirketlerin yönetim kurullarında görev alan bazı isimlerin faaliyet alanlarıyla ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. İzmir’de yaşamayan, siyasi kimliği dışında mesleki yeterliliği bulunmadığını savunduğu kişilerin de bu yapılarda görev aldığını iddia etti.

Belediye yönetim kadroları ile şirket yönetim kurulu üyelerinin belirlenme biçiminin kurumsal yönetim anlayışından uzaklaştığını ifade eden Kaya, tablonun “siyasi dağıtım düzeni” görüntüsü verdiğini söyledi.

“İzmir’in ihtiyacı uzman kadrolar”

Açıklamasının devamında belediye iştiraklerinin varlık nedeninin kentte yaşayanlara daha kaliteli ve sonuç odaklı hizmet sunmak olduğunu belirten Kaya, bunun ancak liyakatli ve alanında uzman kadrolarla mümkün olacağını savundu.

Yönetim kurullarında yer alacak kişilerin faaliyet alanına ilişkin bilgi, birikim ve deneyime sahip olması gerektiğini ifade eden Kaya, İzmir’in ihtiyacının siyasi kadrolaşma değil, uzmanlaşmış yönetim anlayışı olduğunu söyledi.

Kaynak: Haber Merkezi