İzmir’in kent belleğinin sessiz tanıkları olan tarihi binalar, çeşmeler ve anıtlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından özenle korunuyor. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı’na bağlı Tarihi Yapılar Şube Müdürlüğü’nde görev yapan restoratör Çılga Coşkun, bu mirasın sahadaki korunmasında aktif rol üstleniyor. Çok katmanlı tarihsel yapısıyla öne çıkan İzmir’de yürütülen çalışmalar, kentin geçmişini geleceğe taşıma hedefiyle sürdürülüyor.

Her yapının kendine özgü bir hikâyesi var
Mimari restorasyon eğitiminin ardından saha deneyimiyle mesleğini geliştiren Coşkun, her projede tarihi yapıyı bir belge ve tanık olarak ele aldıklarını belirtiyor. Restorasyonun yalnızca fiziksel bir müdahale olmadığını vurgulayan Coşkun, her yapının kendine ait dili, malzemesi ve hikâyesi bulunduğunu ifade ediyor.

Taşa ve zamana saygılı müdahale
Bugüne kadar Mirali Çeşmesi, Uray Çeşmesi, Kahraman Asker Çeşmesi, Tarihi Asansör Binası, Nâzım Hikmet Heykeli ve Kültürpark Çinili Çeşme gibi birçok kültür varlığında görev alan Coşkun, restorasyonda hızdan çok doğruluğun esas olduğunu dile getiriyor. En az müdahaleyle en doğru sonucun hedeflendiği çalışmalar, yapının özgünlüğünü korumayı amaçlıyor.
Sahada insan hikâyeleri de var
Restorasyon çalışmalarının yalnızca yapılarla sınırlı olmadığını anlatan Coşkun, sahada mahalle sakinleri ve esnafla kurulan temasların yapının ruhunu anlamaya katkı sunduğunu belirtiyor. Bu anlatıların, tarihi mirasın toplumsal hafızadaki yerini güçlendirdiği ifade ediliyor.

Kurum vizyonu sahada karşılık buluyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kültürel mirası bütüncül bir yaklaşımla ele aldığını vurgulayan Coşkun, Kemeraltı, Kadifekale ve Agora gibi alanlarda yürütülen çalışmaların bu vizyonun yansıması olduğunu söylüyor. Uzman emeğiyle desteklenen bu yaklaşım, kentin tarihsel dokusunun korunmasını sağlıyor.





