Batuhan KAYA/Dijital Gaste- Kahramanmaraş ile Şanlıurfa’da yaşanan ve 10 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan okul saldırıları sonrası tüm Türkiye’deki velilerin aklında, “Çocuğumun okulu ne kadar güvenli?” sorusu belirdi. Eğitim-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Hamdi Çalık, İzmir’deki okulların güvenlik açısından ihtiyaçlarını ve okullarda güvenliği sağlamak için yapılması gereken çalışmaları Dijital Gaste’ye anlattı.
Çalık, İzmir’deki okullara dair paylaştığı çarpıcı veride, İzmir’deki hiçbir okulda “devletin atadığı kadrolu güvenlik görevlisinin” olmadığını söyledi. Çalık, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Esasında kadrolu güvenlik görevlisi hiçbir okulda yok. Sadece okullarda bu işi yapan, ücretle tutulmuş insanlar var. Kapıda görevli olarak duruyor. Yoksa devletin atadığı hiçbir güvenlik görevlisi yok. Ya şirketlerden güvenlik hizmetleri alıyor ki bu da her okulda yok, çoğu okul buna parası yetmediği için yapamıyor. Ya da hizmetliler kapıda görevlendiriliyor. Bazı okullarda o bile yok. Yani şöyle söyleyebiliriz; okullarımızın yarıdan fazlasında kapıda özel güvenlik görevlisi yok, devletin atadığı hiçbir güvenlik yok.”
OKULLARDA HER GÜN ŞİDDET İÇEREN OLAYLAR OLUYOR
İzmir’deki okullarda basına ve kamuoyuna yansımayan şiddet olayları yaşandığını aktaran Çalık, bu olayların büyümesinin öğretmenler tarafından engellendiğini ifade etti. Çalık, basına yansıyan şiddet olaylarının çok büyük olduğunu ancak bir o kadar şiddet olayının da basına yansımadığını kaydederek, “İzmir’de de pek çok şey oldu. Kaynayan bir kazan gibi düşünürsek biz dışarı taşan damlaları görüyoruz. Ama esasında kazan içeride kaynıyor ve onu çok fazla basında, kamuoyu da görmüyor. Bunlar çoğu zaman okul içerisinde bir disiplin vakası olarak çözülüyor. Çocuğa disiplin cezası veriliyor ya da uzaklaştırma cezası veriliyor. Ancak bir kısmı da kamuoyunun önüne geliyor ve kamuoyu ancak bu büyüklükteki vakaları görebiliyor. Okullarımızda her gün çocuklar birbirine yönelik, zaman zaman öğretmenlerine yönelik norm dışı davranışlar, şiddet içeren davranışlar sergiliyor. Ve bunlar bazen bizler, öğretmenler olarak olayların büyümesini istemiyoruz ve kendi mesleki formasyonumuzu da devreye sokarak büyümesini engelliyoruz. Ancak ne yazık ki kontrolümüzden çıkan olaylar da oluyor. Bunların içerisinde çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi kaybediyoruz. Bu, basına yansıyan artık çok büyük olaylar. Okullarda çocuklar arasında şiddet eğilimlerinin çok yaygınlaştığını söyleyebilirim.” dedi.
GÜVENLİKLE ÇÖZÜLEMEYECEK BOYUTTA SORUNLAR VAR
Okullardaki şiddet olaylarının sosyolojik boyutunu ele alan ve “güvenlikle çözülemeyecek boyutta sorunlar olduğunu” aktaran Çalık, “Elbette işin güvenlik kısmı var ama peş peşe bu okullarda şiddet olayları yaşanması da gösteriyor ki güvenlikle çözülemeyecek, polis ve jandarma görevlendirmesiyle çözülemeyecek boyutta sorunlar var. Okullarda eşitsizlik çok yaygınlaştı ve derinleşti. Özel okullar var, kolejler var ve devletin de okulları nitelikli, niteliksiz olarak ayrıştırması sonucu kamu okullarında da önemli bir okul grubunda okuyan öğrenciler artık kendisinden bir şey olmayacağı inancına sahip. Birkaç nitelikli okul dışında okuyan öğrencilerin çok bir beklentisi kalmadı.” diye konuştu.
ÇALIK'TAN ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Çalık, okullardaki şiddetin çözümünün toplumsal eşitliği sağlamak olduğunu ifade ettiği açıklamasını şöyle noktaladı:
“Eşitsizlik duygusu çocuklarda, ‘Sokakta ben o zaman başkaları ne yapıyor, hayatını nasıl kuruyorsa ben de öyle yapayım’ duygusu oluşturdu. Bu şu demek; 12 yaşında üyeleri olan çete grupları sokaklarda para kazanıyor. ‘Okuyarak bir şey olmayacak’ duygusuna kapılan çocuklar bu çeteleri örnek alıyor. Toplumsal çürüme hali okullardaki şiddeti besliyor. Bu yozlaşmanın giderilmesi, ekonomik dengesizliklerin ortadan kaldırılması, eğitimde fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılması gerekir.”