Batuhan KAYA/Dijital Gaste- İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencilerine yönelik dün (27 Nisan Pazartesi) sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonla 9 kişi gözaltına alınmış, 7 kişi ise ikmalen ifadeye çağırılmıştı. 25 Eylül 2025 tarihinde DEÜ kampüsünde karşıt görüşlü öğrenciler ile tartışma ve arbede yaşadıkları olay sebebiyle gözaltına alınan öğrencilerin tamamı bugün sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi.
Öğrencilerin bugün savcılıkta ifadelerini tamamlaması beklenirken, gözaltılara Öğrenci Kolektifinden tepki geldi.
Adliye önünde öğrenci arkadaşlarına destek için bir araya gelen Öğrenci Kolektifi üyeleri, gözaltıların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne günler kala yapılmasının kasıtlı olduğunu ifade ettikleri açıklamalarında, öğrenci arkadaşlarını yalnız bırakmayacaklarını söyledi.
1 Mayıs'a günler kala alındılar
Öğrenci Kolektifinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Dokuz Eylül Üniversitesi’nde mücadele eden arkadaşlarımız, 1 Mayıs’a günler kala sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Bu operasyonlar tesadüf değildir; bilinçli bir sindirme ve gözdağı politikasıdır. Hedef alınan yalnızca birkaç öğrenci değil; sorgulayan, itiraz eden, eşit ve özgür bir gelecek isteyen gençliğin ta kendisidir. Arkadaşlarımız, kampüslerde örgütlenen faşist çetelere karşı durdukları, üniversiteleri karanlığa teslim etmedikleri, düşüncelerini örgütlü bir şekilde ifade ettikleri ve geleceklerine sahip çıktıkları için hedef alınmaktadır. Bu saldırı, yalnızca üniversitelerde değil, ülkenin dört bir yanında yükselen itirazı ve örgütlü gençlik mücadelesini bastırmaya yöneliktir.”
Palalı saldırı düzenleyen çeteler serbest
Açıklamada, geçtiğimiz günlerde Ege Üniversitesi’nde palalı saldırı düzenleyen şahsın serbest olduğuna değinilirken, “Daha geçtiğimiz günlerde Ege Üniversitesi’nde öğrencilere palalı saldırı düzenleyen çeteler serbestken, Hacettepe Üniversitesi’nde benzer saldırıları gerçekleştirenler ellerini kollarını sallayarak dolaşırken; haklarını savunan, sözünü söyleyen öğrencilerin sabah baskınlarıyla gözaltına alınması bu düzenin kimin yanında durduğunu açıkça göstermektedir. Üniversiteler iktidarın arka bahçesi değildir. Üniversiteler; bilimin, sanatın, özgürlüğün ve gençliğin sözünü söylediği alanlardır. Ancak bugün üniversitelerde yaşananlar, ülkenin genel tablosundan bağımsız değildir. Bilimsel ve özgür eğitimin tasfiye edildiği, gençliğin geleceksizliğe mahkûm edildiği, barınma ve yaşam hakkının gasp edildiği bu düzende; ses çıkaran herkes hedef haline getirilmektedir. Gençlik ya susmaya ya itaat etmeye ya da bu düzenin dayattığı yoksulluğa razı olmaya zorlanmaktadır. İşte bu nedenle bu gözaltılar bir “güvenlik” meselesi değil, açık bir siyasal saldırıdır.” ifadeleri kullanıldı.
"Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz"
Açıklama, şu ifadelerle son buldu:
“1 Mayıs yaklaşırken gençliğin sesini kısmaya çalışanlara açıkça sesleniyoruz: Baskılarınız bizi sindiremez; bizler dayatılan çaresizliği ve geleceksizliği kabul etmiyoruz. Güvencesizliğe, sömürüye ve karanlığa karşı sözümüzü, örgütlülüğümüzü ve dayanışmamızı kararlılıkla büyütmeye devam edeceğiz. Arkadaşlarımız yalnız değildir. Bizler bu düzenin dayattığı karanlığa boyun eğmeyenleriz. Bizler kampüslerde büyüyen mücadelenin bir parçasıyız. Bugün arkadaşlarımızı alanlar, karşılarında yalnızca birkaç öğrenciyi değil; büyüyen bir gençlik mücadelesini bulacaktır. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz! Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır! Üniversiteler bizimdir. Bu ülkenin geleceği bizleriz. Ve bizler bu geleceği karanlığa teslim etmeyeceğiz. 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız. Gözaltına alınan arkadaşlarımız için, emeğimiz için, geleceğimiz için, özgür ve eşit bir yaşam için meydanlarda, kampüslerde mücadeleyi büyüteceğiz. Onlar baskıyı, korkuyu ve faşizmi büyütmeye çalışsın; bizler örgütlü mücadelemizi, dayanışmamızı ve direncimizi büyütmeye devam edeceğiz.”




