Çeşme'de silahlı saldırı: Dilan Polat’ın koruması hayatını kaybetti
Çeşme'de silahlı saldırı: Dilan Polat’ın koruması hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile TMSF arasında imzalanan protokol ile birlikte kamuoyunda “Basmane Çukuru” olarak anılan araziyle ilgili önemli bir adım atıldı.

Arazinin yüzde 70’inin TMSF’ye devredileceği, kalan yüzde 30’luk kısmında ise İzmir Büyükşehir’e ait olacak kültürel alanlar olacağı duyuruldu.

Basmane Çukuru’nun tamamının Büyükşehir’in kullanımında olması gerektiğine yönelik tartışmalar sürüyor.

Kültürpark Platformu konuya ilişkin bir açıklama yayımladı.

Söz konusu açıklama şöyle:

"Basmane Çukuru olarak bilinen Basmane arazisi bir dönemin Ermeni Hastanesi, bir dönemin Otobüs Terminali ve ESHOT Otobüs Garajı gibi hep kamusal alan olarak kullanıldı. Uzun yıllar çukur halinde kalan, geçtiğimiz yıllarda üzeri doldurulan Basmane Arazisi; tarihi Agora manzarasına eşlik eden, Kültürpark ve Kemeraltı çarşısını çevreleyen bir konuma sahiptir. Kentin merkezinde ulaşım ve altyapı gibi sorunların yaşandığı bir bölgededir. Yıllardır, farklı kişi ya da kurumlar tarafından açılan davalar birbirini takip etmiş, son durum itibari ile 2022 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açılmış olan ve halen süren davanın bilirkişi raporunda arazinin tapusunun belediyeye ait olması gerektiği belirtilmiştir.

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin, Başkan Cemil Tugay’a verdiği yetkiyle TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) ile bir protokol imzalanmıştır. Bu kötü niyet protokolü ile arazinin %70’lik kısmı TMSF’ye devredilecek, kalan %30’luk kısmına da kültürel alanın inşa edileceği sözü verilmiştir. Bahse konu protokol ile Basmane arazisi pazarlık konusu edilmiş ve TMSF’ye 21 dönüm arazide, 84 metre yükseklikte yapı hakkı tanınmıştır."

"Kamusal alanların 'hediye edilmesi' kent suçudur"

Basmane Arazisi her ne kadar bu “iyi niyet” protokolünün altına imzasını atanlar için “parsel” olarak görülse de bu arazi kamusal bir alandır. Kamusal alanların; kapalı kapılar ardında, bir takım borçlara karşılık, halkı değil sermayeyi gözeterek “hediye edilmesi” kent suçudur. Bu kent suçuna ortak olan, onay veren herkesi bu tarihsel hatadan dönmeye çağırıyoruz. Halkın oyu ile seçilerek yönetimlere gelen kişilerin kamusal alanları protokollerle sermayeye peşkeş çekme hakkı yoktur.

Araziye yönelik verilen 84 mt yapı izninin Basmane Meydanı çevresi açısından bir başlangıç olarak görüldüğünün farkındayız. Bu emsal karar ile bölgenin gökdelen, rezidans, AVM gibi beton yığınlarına çevrilmek istendiğinin, sermayenin karına kar katılmak istendiğini görüyoruz. Bu protokol ile kentin merkezinde oluşacak yoğun yapılaşmanın mevcut altyapı ve ulaşım sistemi üzerinde yaratacağı ağır yük, hava kalitesinde oluşacak bozulma ile tarihsel ve doğal sit alanı olan bölgede oluşacak siluet değişikliğinin sonuçları hiç düşünülmemektedir. Protokolün işletilmesi başta Basmane Arazisi, ardından Basmane bölgesinin, sonra da kentimizin kültüründen tarihine, esnafından yaşamına top yekûn bir saldırıdır. Kadınlar, çocuklar, engelliler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimler için yaşanabilir kentler istenirken, rant ve talan ile beton yığınlarının içerisine hapsedilmiş yaşamlara mahkûm edilmeyi kabul etmiyoruz.

"Yanlış karardan dönülsün"

Belediye tarafından kamuoyunu tatmin edici bilgilendirmelerin yapılmasının tarihi bir sorumluluk olduğunu, gecikmiş de olsa şeffaflığın sağlanması gerektiğini alınan yanlış karardan hemen geri dönülmesini, hukuki süreç İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine ilerlerken hiçbir yetkinin bu protokol biçiminde kullanılmamasını bir kez daha söylüyoruz. Kısaca diyoruz ki;

'Sözleşmenin geriye dönük feshi ve tapu iptal' davası devam ederken ve belediye lehine güçlü bir hukuki zemin oluşmuşken, kamusal bir haktan feragat edilmesinin kent suçundan başka bir açıklaması bulunmamaktadır. Bu duruma dair belediyenin şeffaflığı benimseyip halka açıklama yapma zorunluluğu bulunmaktadır.

Tamamen ticari kullanımı esas alan düzenlemelerin, kent merkezindeki altyapı, ulaşım ve yaşam kalitesi sorunlarını derinleştireceği ve bunun bir "kent suçu" niteliği taşıdığı görüşündeyiz.

Alanın Kültürpark ve Tarihi Kemeraltı Çarşısı ile olan mekânsal bütünlüğünün korunması, pazarlık konusu edilmeden yeniden tam kamu mülkiyetine geçmesi hayati önem taşımaktadır.

Kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelerin ve "niyet protokolü" içeriğinin, katılımcı ve şeffaf yönetim ilkeleri gereği kamuoyuyla paylaşılması gerekmektedir"

Kaynak: HABER MERKEZİ