Türkiye'nin dört bir yanında çalınıp söylenen 'İzmir'in Kavakları', gerçek bir olayın tarihsel kaydı niteliğinde. Türkü, Ege'nin en ünlü efelerinden Çakırcalı Mehmet Efe ile Kamalı Mustafa Efe arasındaki husumeti konu ediniyor. İzmir'in Kavakları her ne kadar neşeli bir türkü gibi bilinse de aslında çok acı bir olayı konu ediniyor.
İZMİR'İN KAVAKLARI TÜRKÜSÜNÜN BİLİNMEYEN HİKÂYESİ
Tarihi kayıtlara göre olaylar zinciri, babasının ölümü üzerine dağa çıkan ünlü Çakırcalı Mehmet Efe ile aile dostu Kamalı Mustafa Efe arasında başlar. Çakırcalı'nın adamları, yanlışlıkla Kamalı Mustafa'nın eşini kaçırır. Çakırcalı Mehmet Efe durumu fark eder etmez kadını evine geri gönderip özür dilese de, bu olay 'namus meselesi' sayılarak geri dönülmez bir düşmanlığın kapısını aralar.

SOFRA BAŞINDA GELEN ÖLÜM
Olayın ardından taraf değiştiren ve Çakırcalı'nın hasmı olan çeteye katılan Kamalı Mustafa ile eski dostu arasında kıyasıya bir takip başlar. İlk çatışmadan yaralı kurtulan Kamalı için yolun sonu Birgi'de görünür. Bir yemek davetine katılan Kamalı Mustafa, burada uğradığı baskın sonucu Çakırcalı'nın baş zeybeği tarafından vurularak hayatını kaybeder. Bölgede mertliğiyle tanınan Kamalı'nın ölümü üzerine yakılan ağıtlar, bugünkü türkünün temelini oluşturur.
'İZMİR' Mİ YOKSA 'ÖDEMİŞ' KAVAKLARI MI?
Çakırcalı Efe için söylenen bu türkü, zamanla dilden dile dolaşarak bugünkü halini alır. Muzaffer Sarısözen tarafından derlenen eserin sözleriyle ilgili tartışmalar ise hala tazeliğini koruyor. Olayın geçtiği coğrafya dikkate alındığında, türkünün orijinalinde 'İzmir'in kavakları' ifadesi yerine 'Ödemiş kavakları' veya 'Birgi'nin kavakları' sözlerinin geçtiği yönündeki iddialar, sıkça dile getiriliyor.




