Batuhan KAYA/Dijital Gaste- Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu bugün İzmir Mimarlık Merkezi’nde Aliağa’daki gemi söküm tesislerine dair basın açıklaması gerçekleştirdi. Ayrıca açıklamada, İzmir Gemi Söküm Koordinasyonu Grubu tarafından Avrupa Komisyonu’na gönderilen açık mektup okundu.
“Burada bir tezgah dönüyor”
Basın açıklaması öncesinde konuşan TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir, “Mektuptaki gerekçemiz şudur. Atıkların nasıl bertaraf edildiğine dair bilgimiz yok. Bu sebeple talepte bulunduk. 18 kurum ortak imza attık. Komisyonun gerekli adımı atmasını bekliyoruz. Enerji fakiri bir ülkenin tüm atıkları getirmesi kadar yanlış bir şey olamaz. Bu atıkların nasıl yok edildiğini bilmiyoruz. Bu ülkenin kurumlarının bize bilgi vermesi gerekirdi. Gemi sökümdeki hiçbir kurum denetlenmiyor. Biz ülkemizi başkalarına şikayet etmiyoruz. Bir tezgah dönüyor” ifadelerini kullandı.
22 tesisten 11’i onaylı
Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu adına basın açıklamasını okuyan Çevre Mühendisleri Odası’ndan Selma Tan, “Avrupa Komisyonunu, Avrupa Gemi Geri Dönüşüm Tüzüğünün 23. Maddesi uyarınca, Aliağa’daki gemi geri dönüşüm tesislerinin AB onayını iptal etmeye çağırıyoruz. Bu talebimiz sektör, mevcut AB ve çevre mevzuatına, işçi sağlığı ve güvenliği standartlarına ve işçi haklarıyla uyumlu hale gelene kadar geçerlidir. Aliağa'daki gemi geri dönüşüm sektörü, AB tarafından onaylanan tesisler de dahil olmak üzere, çevre koruma ve işçi sağlığı ve güvenliği standartlarını karşılamamaktadır. Ancak AB bayraklı gemilerin yarısından fazlası Türkiye'de sökülmektedir. Aliağa'daki 22 gemi geri dönüşüm tesisinden 11'i AB onaylıdır. Ayrıca, beş tesis onay başvurusunda bulunmuştur. Avrupa Komisyonu, bir AB ülkesinde asla kabul edilmeyecek uygulamaları Aliağa’da onaylamıştır. AB içinde yasak olanın başka bir yerde kabul edilmesi utanç verici bir çifte standarttır. Tehlikeli atık yönetimi, güvensiz çalışma koşulları ve sektörün yönetimiyle ilgili ihlaller yıllardır sabittir. Özellikle, Türkiye’deki gemi geri dönüşüm sektörünün AB Gemi Geri Dönüşüm Tüzüğüne uyumsuzluğu ile ilgili aşağıdaki sorunları vurgulamak istiyoruz” diye konuştu.
“15 bin ton tehlikeli atık yasadışı şekilde döküldü”
Tesisleri hukuka aykırı bir şekilde ÇED süreçlerinden muaf tutulduğuna dikkat çeken ve binlerce ton atığın yasadışı şekilde döküldüğünü ifade eden Selma Tan, “Bu konuda ilgili taraflarca yapılan başvuru halen Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmektedir. Çevre ve iş mevzuatının uygulanması ve sektörün denetlenmesi son derece yetersizdir. Bu kapsamda ilgili taraflar ayrıca suç duyurusunda bulunmuştur. Sunulan deliller büyük ölçüde AB Denetim Raporlarına dayanmaktadır. Yakın zamanda, gemi geri dönüşüm sektöründen kaynaklı 15.000 ton tehlikeli atığın yasadışı şekilde döküldüğü ortaya çıkmıştır. Gemiler, hiçbir AB devletinde uygulanmayan ve uygulanmasına izin verilmeyen baştan kara yöntemiyle sökülmektedir. Bu yöntem yalnızca kıyı ekosistemini değil, gıda güvenliğini ve halk sağlığını da yok etmektedir” dedi.
Aliağa ve Hindistan’ı meşrulaştırma
Tan açıklamasında, “TÜBİTAK ve Ege Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışma, bölgedeki hava, su ve topraktaki ağır metal seviyelerinin gemi geri dönüşüm faaliyetleri nedeniyle sınır değerleri büyük ölçüde aştığını ortaya koymuştur. Türkiye'de bir meslek hastalıkları izleme sistemi yoktur. Verilerin gerçeği yansıtmadığı düşünülmektedir. Buna rağmen, son dönemlerde AB onaylı tesislerde çalışan işçilerde meslek hastalıkları saptanmıştır. AB denetim raporlarında atık yönetimi, asbestin raporlanması ve sızıntıların önlenmesi tedbirleri de dahil olmak üzere çok sayıda ihlal belgelenmiştir. Bu ihlaller, tekrar tekrar tespit edilmesine rağmen devam etmektedir. Dahası, AB denetimleri atık su sistemlerini, drenaj kapasitelerini veya söküm sırasında oluşan döküntülerin kontrolünü sağlayacak süreçleri incelememiştir. AB sertifikaları, AB Gemi Geri Dönüşüm Tüzüğüne uymayan Aliağa’daki tesisleri meşrulaştırmaktadır. Bu, devam eden ihlallere rağmen, devletler de dahil olmak üzere, gemi sahiplerinin gemilerini Aliağa’ya göndermesini mümkün kılmaktadır. Dahası, Avrupa Komisyonu’nun Hindistan’daki kumsal söküm yöntemiyle çalışan tesislerden gelen başvuruları değerlendirmesi büyük bir endişe kaynağıdır. Kumsalda söküm, gemi sökümünün en vahşi ve yıkıcı yöntemidir. AB’de ne baştankara ne de kumsalda söküm yöntemi kabul edilmemektedir. Çünkü bu yöntemler kontaminasyonun önlenmesini imkansız kılmakta ve çevreye telafisi mümkün olmayan zararlar vermektedir. Çifte standartlara karşıyız ve Avrupa Komisyonunu AB’de yasak olan uygulamalarla Aliağa ve Hindistan’ı meşrulaştırmamaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.
“AB onaylarını derhal iptal edin”
Avrupa Komisyonu'na talepleri sıralayan Selma Tan, “Aliağa'daki tesisler için tüm AB onaylarını derhal iptal edin. AB Gemi Geri Dönüşüm Tüzüğü kapsamındaki onay prosedürlerini gözden geçirin ve güncelleyin. Standartları, kuru havuz gibi endüstriyel platformlar kullanılarak tam koruma sağlayan yöntemleri kabul edecek şekilde yükseltin” dedi.
Kirliliğin sınırı yok
Tan açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye’deki yetkililerle ve sivil toplumla iş birliği yaparak, sızıntıların tam kontrolünü sağlayacak altyapı yatırımları da dahil olmak üzere, güvenli, sağlıklı ve çevreye zarar vermeyen gemi geri dönüşüm uygulamalarının hayata geçirilmesini sağlayın. Kıyı ekosistemlerinin benzersiz ve yeri doldurulamaz olduğunu vurguluyoruz. Kirliliğin sınırı yoktur ve insan hakları evrenseldir. Hepimizin zararları önleme konusunda ortak bir sorumluluğu vardır. AB, Türkiye’deki mevcut gemi geri dönüşüm uygulamalarını meşrulaştırarak, belgelenmiş ihlallere gözlerini yumuyor, toksik mirasını yönetemeyen bölgelere aktarıyor ve gemi geri dönüşüm sektörünü gerçek anlamda sürdürülebilir uygulamalara dönüştürme rolünü yok sayıyor.”
AB’de yok bizde var
Foça çevre ve Kültür Platformu'nun kurucu üyesi Hakan Barçın, “15 bin ton tehlikeli atığın burada yasa dışı olarak bertaraf edildiği görüldü. En ciddi çifte standart hiçbir AB üyesinde, sahilde gemi sökümüne onay vermediklerine bizde onay veriyorlar. Bu çifte standartlarından vazgeçsinler. Sistemi iyileştirme yönünde hareket etmeliler” dedi.