İzmir’de son haftalarda etkili olan şiddetli yağışlar, tarımsal üretim açısından yeni riskleri de beraberinde getirdi. Uzmanlar, kısa sürede yağan yoğun yağışların muhafaza edilememesi halinde, kalan dönemlerde kuraklığın devam edeceğine dikkat çekiyor.
Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan İzmir’de, geçen yıl ocak ayında metrekareye 134,8 kilogram yağış düşerken, bu yıl aynı dönemde yağış miktarı yüzde 65 artarak 223,7 kilograma ulaştı.
Şiddetli yağışlar tarımda farklı sorunlara yol açtı
Şubat ayının ilk haftasından itibaren etkisini artıran yağışlar, eğimli arazilerde erozyona, taban arazilerde ise su baskınlarına neden oldu. Özellikle Selçuk ve Menemen’de drenajı yetersiz tarım alanlarında göllenme yaşandığı, bunun da ekili alanları olumsuz etkilediği belirtildi.
Yoğun yağışlarla birlikte yüzey akışına geçen suların, doğal drenajı bozulan arazilerde sele dönüştüğü ve tarım alanlarına zarar verdiği ifade edildi.
Bitki örtüsünün kaybı toprak kaybını artırıyor
Yaz aylarında orman yangınlarının yaşandığı bölgelerde, bitki örtüsünün kaybolmasıyla birlikte sel ve erozyon riskinin arttığına dikkat çekildi. Bitki örtüsü olmayan arazilerde suyun toprağa sızmak yerine doğrudan dere yataklarına aktığı, bu durumun toprağın tarıma elverişli kısmının kaybına yol açtığı vurgulandı
Yağmur suyunun tutulaması şart
Uzmanlar, iklim değişikliğine bağlı ekstrem hava olaylarının tarımı tehdit ettiğini belirterek, kısa sürede yağan yağışların yalnızca küçük bir bölümünün barajlarda toplanabildiğini kaydetti.
Yıl boyunca ihtiyaç duyulan yağışın dörtte birinin bir haftada düşmesi halinde, bu suyun muhafaza edilememesi durumunda kalan günlerde kuraklığın yaşanmaya devam edeceği ifade edildi. Tarımsal sulama için küçük ölçekli göletler ve bölgesel barajların önemine dikkat çekildi.