İzmir Köy-Koop Birliği, 21 Aralık Kooperatifçilik Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, 2025 yılının Birleşmiş Milletler tarafından "Uluslararası Kooperatifçilik Yılı" ilan edilmesinin, kooperatifçiliğin küresel ölçekte taşıdığı önemi ortaya koyduğu belirtildi. Açıklamada, Türkiye'de 2025-2029 yıllarını kapsayan Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı'nın yürürlüğe girmesinin, sektör adına önemli bir adım olduğu ifade edildi.
Kooperatiflerin, sadece ekonomik yapılar değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı, birlikte üretimi ve adil paylaşımı temsil ettiğine dikkat çekilen açıklamada, bu yapının güçlendirilmesinin sosyal istikrar açısından zorunlu hale geldiği kaydedildi.
"Kooperatifçilik bir tercihten öte, yaşamsal bir zorunluluktur"
İzmir Köy-Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, açıklamada yer alan değerlendirmesinde, kooperatifçiliğin yalnızca kırsal kalkınmanın değil, aynı zamanda kentlerin gıda güvenliğinin de teminatı olduğunu vurguladı.
Soyer, "Bugün sadece üreticiler değil, tüketiciler de kooperatiflerin varlığına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. İklim krizi, yoksulluk ve gıda güvencesi gibi meseleler karşısında kooperatifler, toplumun en dirençli yapılarından biridir. Kooperatifçilik artık bir tercihten öte, yaşamsal bir zorunluluk haline gelmiştir." diyerek, sürdürülebilir kalkınmanın yerelden başladığını dile getirdi.
Soyer, İzmir’in bu alandaki öncü rolüne de dikkat çekerek, 1971 yılında kurulan Köy-Koop Birliği’nin bugün üreticiden tüketiciye uzanan bir ekosistem oluşturduğunu söyledi. Kooperatifçiliğin sahada desteklenmesi gerektiğini belirten Soyer, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
"Kooperatifleri sadece kürsülerde alkışlamak yetmez. Sahada, üretim alanında, kriz anlarında onların yanında olmak gerekir. Bu destek geciken ödemelerle değil, alım garantileriyle, eşit ve adil yaklaşımlarla gösterilmelidir. Yerel yönetimlerin de bu yapılarla iş birliği içinde olması, bölgesel kalkınma için temel bir şarttır."

"Kooperatifler çözüm ortağıdır, yük değil"
Soyer açıklamasında ayrıca, kooperatifçiliğin vitrin süsü ya da sosyal yardım aracı olarak görülmemesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, bu yapıların toplumsal krizlere karşı en güçlü yerel çözüm araçlarından biri olduğu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Kooperatifler üreticinin emeğini, tüketicinin sağlıklı gıdaya erişimini, kentlerin gıda güvenliğini korur. Kooperatifleri yalnız bırakmak, yalnızca üreticiyi değil tüm toplumu savunmasız bırakmak demektir."




