Arabesk müziğin tanınmış isimlerinden Güllü’nün Yalova’daki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada, sanatçının kızı Tuğyan Ülkem Gülter’e gönderdiği ses kayıtları dosyaya delil olarak girdi. Kayıtlarda Güllü’nün kızına yönelik sitem ve kırgınlık içeren ifadeler kullandığı belirtildi.
Tanık ifadeleri soruşturmanın seyrini değiştirdi
Soruşturma dosyasına giren tanık ifadelerine göre, olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu, ifadesinde Güllü’nün pencere önünde bulunduğu sırada kızı Tuğyan Ülkem Gülter’in kendisine sarıldığını ve bu sırada dengesini kaybederek düştüğünü öne sürdü.
Bu ifade üzerine savcılık, şüpheli sıfatıyla gözaltına alınan Tuğyan Ülkem Gülter’i “tasarlayarak kasten öldürme” suçlamasıyla mahkemeye sevk etti. Mahkeme, Gülter’in tutuklanmasına karar verdi. Diğer şüpheliler ise adli kontrol uygulanmadan serbest bırakıldı.
“Ben suçsuzum” dedi
Tutuklama kararının ardından adliyeden çıkarılan Tuğyan Ülkem Gülter, basın mensuplarının sorularına "Ben suçsuzum, gerçekler ortaya çıkacak" yanıtını verdi. Gülter’in avukatlarının ise davadan çekildiği öğrenildi.
Tüm bu yaşanan gelişmelerin ardından soruşturma dosyasına anne-kız arasında geçen sert tartışmaları içeren yeni ses kayıtları da delil olarak girdi. CNN Türk'ün haberine göre; ses kayıtlarında şu ifadeler kullanıldı:
"Tamam, hayatını kim pislettiyse ona gideceksin o zaman. Anladın mı? Senin hayatının hangi döneminde düz bir şeyin vardı Tuğyan? Konuşturma beni. Bana bu hayatta senden güldüğüm tek şey; aldığın bir diploma. Bir tek mesleğin, diploman.
"En kötü zamanında kim vardı yanında?"
Onun dışında bana şöyle elini kafanın arasına koy bakalım. Ben bu kadına bu kadına neler yaşattım? Bu kadın hangi dönemlerde, hangi zamanlarda da benim arkamda durdu. En kötü zamanında kim vardı yanında? Burada dizime kapanıp ağladığını unutma. Haklıymışsın anne dediğini. Mahmut'tan boşandıktan sonra. Hatırla bakalım. Kim vardı yanında?
"Bana yaşattıklarını sen de yaşayacaksın"
Ben düşmanıma bile öyle bir şey demem ama Tuğyan, bana yaşattıklarını sen de yaşayacaksın. Biliyorsun değil mi? Hani sen de annesin ya. Bana yaşattıklarını sen de yaşayacaksın. İşte o zaman ben olmayacağım. O zaman da artık mezarıma gelir ağlarsın, sızlanırsın. Ama sen onu da yapmazsın. Orada bir saat çocuk alıp sokakta bir köfte yedirmekle veya iki üç çikolata alıp oyuncak almakla annelik olmuyor. Anladın mı? Hani ben seni yetiştirememişim ya. Ben sana analık yapamadım ya. Saçımı süpürge etmedim ya. Gecelerce uykusuz kalmadım ya. Yıllarca eve gelemedim ya ben çalışmaktan. Sadece sizi okutayım. Sizin diplomanızı elinize alın diye. Teşekkürünüz bu. He pardon, çoğul konuşuyorum. Teşekkürün bu. Allah razı olsun oğlumdan.
"2,5-3 yaşında bir bebeğin bile ahını alıyorsun"
Emin ol seninle ne ilgilenirim ama orada bile yine kendi menfaatlerini düşünüyorsun, kaçıyorsun. Kendi evladından kaçıyorsun. Ben de bilirdim sizi babanıza bırakmaya ama bırakmadım, mücadele ettim. O kadar bencilsin ki, sen o kadar bencilsin ki, 2,5-3 yaşında bir bebeğin o mazlumun bile ahını alıyorsun. Ya ama bu dünya sana kalmayacak."




