Batuhan KAYA/Dijital Gaste- Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, "Faşizme geçit yok, saraya rejimine karşı ekmek, barış, özgürlük için birleşmeye ve mücadeleye çağrı" sloganıyla başlattıkları çalışmalar kapsamında İzmir’de basın emekçileriyle bir araya geldi.
Aslan, basın emekçileriyle gerçekleştirdiği buluşmada, Türkiye’nin siyasal atmosferine, işçi-emekçi kesimlere yönelik saldırılara, politik baskılara karşı gerçekleştirdiği değerlendirmede, “Bu düzeni ancak birleşik mücadeleyle durdurabiliriz” dedi.
“Basın özgürlüğünün kalan kırıntıları bile hedefte”
Türkiye’de basın özgürlüğünün yok olma noktasına geldiğini söyleyen ve konuya dair Tele 1’e kayyım atanmasını örnek gösteren Aslan, “Basın özgürlüğünün kalan kırıntıları bile hedefte. Saray rejimi, kendisi dışında kimseye nefes aldırmak istemiyor” diye konuştu.

“Genel bir siyasal affa ihtiyaç var”
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ örnekleri üzerinden Türkiye’de acil bir genel siyasal affa ihtiyaç olduğunu belirten Aslan, “Bugün Kürt halkının eşitlik ve özgürlük talebi, demokrasi talebi, bir arada yaşama talebi hiçbir şeyin önüne geçmemeli. Gerçekten demokratik bir ülke kurmak için, bugün yaşadıklarımızı yalnızca teşhir etmek yetmez. En başta, Batman’da, Van’da ve bölgedeki birçok kentte kayyım atanan belediye başkanları için; Kürt sorununun demokratik ve halkçı çözümünü savunduğu için cezaevinde bulunan binlerce tutuklu için; başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere herkes için genel bir siyasal affa ihtiyaç vardır. Ekrem İmamoğlu’nun ve tutuklu bulunan diğer belediye başkanlarının bugün cezaevinde olmaması gerekirdi” ifadelerini kullandı.
“Gidişat durdurulmazsa…”
AKP iktidarının Türkiye’yi “seçimsiz” bir ülke olma yolunda götürdüğünü söyleyen Aslan, “Bugünkü tutuklamaların, baskıların, şiddet politikalarının amacı açıktır. Bir sonraki seçimi kazanmak ve Türkiye’yi tek partili bir siyasal atmosfere sürüklemek. Bu gidişat durdurulmazsa, partilerin faaliyet sürdüremediği, propaganda yapamadığı, aday bile gösteremediği bir serbest seçim dönemine gireceğiz. Bu, Saray rejiminin Türkiye’yi götürmek istediği noktadır, kalıcılaşmak isteyen bir faşizan rejimdir” diye konuştu.
“TPI’da yaşananlar Türkiye işçi sınıfının sorunudur”
Uluslararası kuruluşların Türkiye’de asgari ücret için yüzde 20 sınırı önermesine tepki gösteren Aslan, “Asgari ücret yoksulluk sınırının üzerine çıkmalıdır. Bunun tek yolu birleşik mücadeledir. Amerikan tekeli TPI 2 bin 800 işçinin tazminatlarına çökmeye çalışıyor. Bu sadece TPI işçilerinin, bir fabrikanın sorunu değil, Türkiye işçi sınıfının sorunudur. Bu sorunlara karşı ortak mücadeleyi birleştirdiğimizde kazanabiliriz” diye konuştu.
“Gazze halkının kaderi Trump’a emanet edilmiştir”
Konuşmasında uluslararası gelişmelere de geniş yer veren Aslan, BM Güvenlik Konseyi’nde ABD’nin yönlendirdiği Gazze planının kabul edilmesini eleştirdi. Aslan, “Gazze halkının geleceği Trump’a emanet edilmiştir. Dünya haklarının düşmanı, dünya halklarının her türlü baskı ve şiddet politikalarına maruz bırakan bir emperyalist devletin başkanına Gazze halkı teslim edilemez, Gazze halkının geleceği bırakılamaz. O yüzden aynı zamanda Türkiye halkları olarak, bölge halkları olarak bütün ezilen ulusların, halkların yanında olmak ve onlarla dayanışmak zorundayız” dedi.
“Birleşirsek kazanırız”
Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik krizden ancak AKP iktidarına karşı yürütülecek örgütlü ve birleşik bir mücadele ile çıkılabileceğini açıklayan Aslan açıklamasını, “Türkiye’yi bu karanlık dönemden kurtaracak olan, tüm demokrasi güçlerinin, sendikaların, meslek örgütlerinin, siyasi partilerin, kadın örgütlerinin, gençlerin, inanç topluluklarının ortak talepler etrafında birleşmesidir. Saray rejimini yıkmak için yan yana gelmek zorundayız. Programlarımız farklı olabilir ama asgari ücret için bir araya gelebiliriz. İş cinayetleri için gelebiliriz. Kürt halkının eşitlik ve özgürlük talebi için gelebiliriz. Gazze için gelebiliriz. Birleşirsek kazanırız” ifadeleriyle noktaladı.





