İYİ Parti İzmir İl Başkanı Av. Ülkü Doğan, Dijital Gaste’nin İzmir ve ülke gündemine dair sorularını yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu.

Doğan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın geçtiğimiz yıl gösterdiği performansı ve Tugay’ın 1 yıllık yönetimini, “İzmir 2025 yılında kötü tartışmalar ve sorunlarla anıldı. Cemil Tugay’ın ‘şanssız’ bir belediye başkanı olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Ekonomik krizin ve iktidarın muhalefet belediyelerini köşeye kıstırmak ve çalışmasını engellemek adına bulduğu yeni çözümler var. Cumhurbaşkanının ifadesiyle ‘belediyeleri silkelediler’. Tutuklamalar, gözaltılar…” ifadeleriyle değerlendirdi.

Bazı belediyelerde bürokratların imza atmak istemediğinden bahsediyorlar...

“Evet, bundan da bahsediyorlar. Umarım doğru değil. Hakikaten de bir bürokratın imza atmaktan endişe ediyor olması düşündürücü ancak adaletin sopa olarak kullanıldığı ve tek taraflı çalıştığı, adaletin kefesinin kalmadığı bir noktada, AKP’li belediyeler sudan çıkmış ak kaşık olduğu için ortada bırakın bir suçu iddia bile dolaşmıyor. Dolayısıyla belediyecilik anlamında zor bir yıldı. Ben de Cemil Tugay’ın şanssız bir belediye başkanı olduğunu ondan belirttim. Bir yandan ekonomik krizle bir yandan yargı süreçleriyle baş ediyor. Kimi zaman kendi teşkilatlarıyla kimi zaman sendikalarla karşı karşıya geldi ama her halükarda biraz enkaz devraldı diyebilirim. Zor bir dönemde belediye başkanlığı yapıyor diyebilirim. ‘Nasıl yapıyor?’ sorusunu ise sorunlarımız çözülmediği için değerlendiremem. Bir yandan güzel işlere de imza attı hakkını yemek istemem. Gerçekten 7/24 mücadele ettiğine şahit oluyorum, çöp taşımak da dahil olmak üzere çalışıyor. Hakikaten fedakar bir şekilde çalışıyor. Ama ne kadar yetiyor?”

3 yılda kalan vaatlerini gerçekleştirebileceğini düşünmüyorum

“Görev süresinin 2 yılını doldurdu ve kalan 3 yılın 6 ayının da seçim süreci içerisinde olacağını varsayarsak çok kısa bir vakti kaldı. Ben bu vakit içerisinde kalan vaatlerini gerçekleştirebileceğini düşünmüyorum. Cemil Bey’den bizim beklediğimiz popülizmden uzak daha kalıcı çözümler üretmesidir. Bu şehrin kendisine kalıcı şeyler kazandıran başkanlara ihtiyacı var.”

Başkan Tugay’ın 2025 yılı içerisinde yaptığı işlerden olumlu bulduklarınız ve başarılı olduğuna inandığınız şeyler nelerdir?

“Belediyenin açtığı çok tesis var. Eleştiriliyor ama yine de ekonomik kriz dönemlerinde vatandaşa yönelik yapılan desteklemelerin doğru olduğunu düşünüyorum. Yine Körfez temizliğine karşı ciddi bir adım atıldı. Özellikle iyi bir bütçe ayrıldı ve iyi bir ekip oluşturuldu. Bu noktada inisiyatif kullanarak ciddi yatırım yapıyorlar. Ben başarılı olacağına da inanıyorum. İlçeler bazından yapılan destekler var ama genel anlamda 2025 yılı için aklımızda çıkan o kavgalar kaldı.”

İzmir’deki su kesintilerini, yerel yönetimin su politikalarını ve merkezi hükümetin İzmir için güttüğü su politikasını değerlendirir misiniz?

“Artık dünya çölleşiyor, su krizi de dünyanın sorunu. Bu gibi durumlarda Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Tüm dünyada ne gibi hazırlıklar yapılıyorsa bizim de aynıları yapmamız gerekiyor. Elbette tek bir dönemde bu sorunlar çözülecek değil ancak şehirler zaten uzun vadeli planlarla yönetilmelidir. Biz kuraklıkla mücadelede uzun vadeli planlarımızın ne olduğunu bilmiyoruz çünkü kimse bize bunu anlatmadı. Geçenlerde İZSU’nun kuraklığa karşı, ‘beklenen yağışlar düşmedi’ diyerek havayı suçladığı bir paylaşım gördüm. Gelecek yıl da düşmeyecek ondan sonraki yıl da…”

Suyu kesmek çağdışı bir yaklaşım…

“Su kullanımının düzenlenmesi de bir projedir. Atık sunun yeniden kullanılması da bir projedir. Tüm dünya buna karşı farklı çözümler bulmuş ancak çözümlerin arasında sadece su kesintisi yok. Çünkü çok çağdışı. 90’larda ve 2000’lerde böyleydi ancak artık 2025’teyiz. Bu bana yanlış geliyor. Ha, elbette su yoksa yine kesilir ve vatandaşlar da su kullanımı konusunda eğitilir. Su kesintisi haricinde bu kentte kuraklığa karşı nasıl bir proje hazırlanıyor bunu anlamak, birinin bana bunu anlatmasını istiyorum.”

Çevremizdeki bütün şehirler aldı başını gitti

“İzmir’e baraj yapılmaması bir şehir efsanesi değil. Planlanan bütçelere baktığımızda hep İzmir’e ayrılan payın devede kulak kaldığını görüyoruz. Bakıyorsunuz beklenen bir metro projesi var ancak hükümetin ayırdığı para bu metronun 1 fayansını yapmaya yetmez. İzmir’de yaşayan vatandaşlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, vergisini veriyor ve bunun da karşılığını bekliyor. Biz ödediğimizi alamıyoruz ancak bu yeni bir durum değil. Çevremizdeki bütün şehirler aldı başını gitti, biz ‘Büyük bir Köy’ gibi yaşamaya devam ediyoruz. Sadece büyükşehir belediyesinden değil aynı zamanda merkezi hükümetten bu krize karşı hamle bekliyoruz. Biz bu şehre hak ettiği değerin verilmesini bekliyoruz.”

Tugay’ın bakanlarla görüşmesini doğru buluyorum

“Tugay’ın bakanlarla ve iktidar vekilleriyle görüşmesini yanlış bulmuyorum. Bazen Cemil Bey’in teşkilatı bile onun AKP’li isimlerle görüşmesine tepki gösteriyor ancak bence doğru olan ve olması gereken budur. Cemil Bey ile iktidar arasında kente hizmet için kurulan iş birliği bence devam etmeli. Ancak nedense biz burada hep bir kavga-dövüş görüyoruz. Dolayısıyla burada yeniden söylüyorum, ‘sizin aranızdaki kavgadan bize ne?’.”

31 Aralık tarihinde Harmandalı Katı Atık Depolama Tesisi son kez kapatıldı. İzmir yeniden çöp krizi yaşar mı? Manisa’daki 1, İzmir’deki 2 Tesis İzmir’in çöpü için yeterli olur mu?

“İzmir’in bütün sorunlarının temelinde hiçbir uzun vadeli proje olmaması yatıyor. Çöp krizinde de aynı şey geçerli, Harmandalı’yla ilgili zaten yoğun bir şikayet vardı ve sonuçta 2023 yılında yargıya başvurulmuş ve bunun üzerinden 3 yıl geçmiş. Başkan değişmiş olabilir ancak ortada bir kurumsal hafıza olmalı. Harmandalı kapandıktan sonra mı çöpün nereye gideceğini düşünmeliyiz yoksa dava açıldığı gün mü?”

Umarım tek çözüm bu değildir

“Çöpün taşınacağı söylenen yerlerin tamamı İzmir’in farklı uç noktalarında. Burada çok ciddi bir yakıt gideri var. Karaburun, Çeşme, Urla ve metropol ilçeleri düşünün. Dolayısıyla maliyetlerin çok yükseleceğini düşünüyorum ve ayrıca tek çözümün de bunlar olmadığını umuyorum. İzmir’in giderek artan çöp üretiminde nasıl bir hazırlık içerisinde olduğunu bilmiyorduk. Şimdi de üretilen çözümlerin bir sonuç vereceğini düşünmüyorum.”

Daha önce hazırlanan Çöp Tesisi projelerinin bazıları bakanlıktan onay alamadı…

“İzmir sistematik bir şekilde yatırımsız bırakılıyor. İktidarın bunu değiştirmek için yapacağı şey çok basit. İzmir’in belli başlı sorunlarında hükümetin üzerine düşeni yerine getirmesi gerek.”

İlçe belediyelerini nasıl değerlendirirsiniz?

“Cumhuriyet Halk Partisi İzmir’de sanıyorum tarihinde ilk kez bu kadar geniş bir coğrafyada iktidar oldu. Ancak yine şanssız bir dönemden bahsedeceğim. Belediyeleri değerlendirirken hakikaten bu kriteri de mutlaka eklememiz gerekiyor, ortada çok ciddi bir ekonomik kriz var. Belediyelerin kendinden öncekilerin yapmış olduklarını da sırtlanmaları gerekiyor. Özellikle çok kabarık bir personel sayısından bahsediyoruz ve ortada sürekli artan bir gider var.”

CHP'de gözler o tarihe çevrildi: Grup toplantısı yapılacak
CHP'de gözler o tarihe çevrildi: Grup toplantısı yapılacak
İçeriği Görüntüle

“Hala büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasında problemler var”

“Belediyeler bazı hizmetleri artırarak bütçe açığını kapatmaya çalışıyor. Ancak bu da sürdürülebilir görünmüyor. Genel olarak baktığımda ise bu kadar geniş bir coğrafyada gerçekleşen birlikteliğin beklendiği kadar verim üretmediğini düşünüyorum. Hala büyükşehir ve ilçeler arasında problemler var. Örnek olarak yolların belli bir yere kadarını İzBB, belli bir yerde ise ilçe belediyesi sorumlu. Muhtar iki tarafa da gidiyor, iki taraf da karşısındakine gönderiyor. Bana şu ana kadar gelen en çok şikayet bu ve bu da bana arada yeterince uyum olmadığını gösteriyor. Aralarında çalışan birkaç belediye başkanı var, artık onlar da kendilerini biliyor diyelim. Genel anlamda ilçe belediyelerinden birkaç tanesi hariç memnuniyetsizlik var.”

‘Kooperatif’ davasını takip ettiniz mi? Dün gece saatlerinde Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya tahliye edildi. Davayı ve tahliyeleri nasıl değerlendirirsiniz?

Ben bir hukukçu olarak en baştan tutuklanmamaları gerektiğine inanıyorum. Tunç Bey ya da diğerlerinin tutuklu yargılanmasını gerektirecek bir durum olduğunu düşünmüyorum. Hukukta asıl olan tutuksuz yargılamadır. Birtakım iddialar elbette var ama bunlar kanıtlanana kadar yorum yapmak doğru olmaz. Sanıkların aslında tutuksuz yargılanmasını beklerken tutuklu yargılanmalarını siyasi olarak görüyorum.”

Bir yandan da en düşük emekli maaşı 18 bin 938 TL oldu...

“Geçen bir haber gördüm. 200 TL çıktığı dönemde 100 doların üstündeymiş ancak şimdi 4 küsür dolar alabiliyor. TL çok ciddi bir enflasyon baskısı altında eridi. Emeklinin nasıl olup da hayatta kaldığını incelemeleri lazım. Hatta ekonomistlerin bunu araştırması lazım. 18 bin TL ile kirasını, faturalarını ödeyecek bir karnını doyuracak. Bugün emekliler otellerde, terminallerde konaklıyor ve pazara akşam gidip orada kalanları topluyorlar. Asgari ücret ise bizde artık ortalama ücret oldu. Öyle bir noktaya geldik ki asgari ücretli de dertli işveren de… 2025 yılında konkordato ilanlarında geçen 3 yılın toplamını aştık. Hükümet yalnızca vergilerle açığı kapatmaya çalışıyor. Bu ekonomik tablo çok şey anlatıyor ancak söylediği ilk şey bu ülkeyi yönetemeyenlerin gitmesi gerektiğidir.”

Muhabir: BATUHAN KAYA