Yılmaz Tunç, Ayşe Ateş-Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesinin detaylarını anlattı! Yılmaz Tunç, Ayşe Ateş-Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesinin detaylarını anlattı!

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni'nde konuştu. Gazze'de devam eden soykırıma dikkat çeken Erdoğan,  ''Gazze ve Filistin'de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. İsrail aleyhine soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık'' dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, '6'ncı Uluslararası İyilik Ödülleri'ni 2022 yılında büyük bir coşkuyla gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, "2 yılın ardından bu kez 7'nci uluslararası İyilik Ödülleri'nin tevcih töreni vesilesiyle tekrar bir aradayız. Bizleri iyiliğin cihan şumul şemsiyesi altında böylesine kıymetli bir programda buluşturan Diyanet Vakfımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Tam 49 yıldır Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında yürüttüğü faaliyetlerle farklı coğrafyalara iyilik tohumları serpmeye, dostluk, dayanışma, kardeşlik köprüleri kurmaya devam ediyor. Üstat Necip Fazıl'ın, 'Tohum saç, bitmezse toprak utansın, hedefe varmayan mızrak utansın' ruhuna uygun şekilde karşılık beklemeden koşan, koşturan, ter döken vakfımızın kıymetli mevcutlarını kutluyor, özverili çalışmalarından ötürü kendilerine teşekkür ediyorum. Yurt içindeki özellikle de insanların en hayırlısı 'insanlara faydalı olandır' düsturunu kendisine rehber edinen Türkiye Diyanet Vakfı görüyoruz ki görkemli bir çınar gibi günden güne serpiliyor, büyüyor, tüm dünyaya dal budak salıyor. Yurt içindeki bin 3 şubesi ve dünyanın 149 ülkesindeki eğitim, kültür, sosyal hizmetler ve yardım faaliyetleriyle medarıiftiharımız olan Türkiye Diyanet Vakfı'mızla gurur duyuyoruz. Rabbim sizlerden tüm vakıf insanlarından razı olsun diyorum" dedi.

'BİZ KOMŞUSU AÇKEN, TOK YATANLARDAN OLAMAYIZ'

Erdoğan, kendilerinin şefkat ve sevgi medeniyetinin mensupları olduğunu ifade ederek, "Mazlumların, yetimlerin, çaresizlerin, muhtaçların yardımına koşmak, kimsesizlerin kimsesi olmak esasen dinimizin bizlere emridir. Rabbimiz Nisan suresinin 36. ayetinde şöyle buyuruyor; 'Allah'a kulluk edin ve ona hiçbir şey ortak koşmayın.' Anne- babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip, duran kimseyi asla sevmez. Bir başka ayet-i celiyle de, 'Allah-u Teala müminleri kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, Allah yolunda gizli açık harcayan kimseler' olarak tarif ediyor. Kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemedikçe, Kamil mümin olamazsınız diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Dolayısıyla biz komşusu açken tok yatanlardan olamayız. Kardeşlerine sırtını dönenlerden olamayız. 'Bana ne' diyenlerden, 'her koyun kendi bacağından asılır' diyenlerden asla olamayız. İnançta kardeşlerimiz olan müminlere, hilkatte kardeşimiz olan insanlara karşı hepimiz sorumluluk taşıyoruz. Kendimiz huzur içinde sevdiklerimizle beraber barış ve ehemmiyet içinde yaşarken hemen yanı başımızdaki insani dramlara kayıtsız kalamayız. 13 yıldır vatan hasretiyle yürekleri kavrulan Suriyeli muhacirlere, bir lokma ekmek bulamadığı için anasının kucağında son nefesini veren Somalili, Sudanlı, Yemenli çocuklara, tam 76 senedir evlerine, yurtlarına, topraklarına geri dönmenin hayalini kuran Filistinli kardeşlerimize karşı mesuliyetimiz vardır. Bunları yok sayamaz, göz ardı edemeyiz. Ne mutlu kalplerinde hiçbir ayrım yapmadan mazlum ve muhtaçlara yer açabilenlere diyorum. Ne mutlu karşılığını sadece Allah'tan bekleyerek, infak edenlere diyorum. Mevla bizleri de kardeşlik görevlerini yerine getirenlerden eylesin diye dua ediyorum" diye konuştu.

'DİL, IRK, RENK, MEZHEP AYIRT ETMEDİĞİNİ BİZLERE BİR KEZ DAHA HATIRLATIYOR'

Diyanet Vakfının, uluslararası 'İyilik Ödülleri' marifetiyle şefkat ve yardımlaşma sancağını ülkenin ve dünyanın dört bir yanında yücelttiğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"İmanlı ellerin, ihlaslı kalplerin, aydınlık yüzlerin, vicdan sahiplerinin yaptığı iyilikler, uluslararası iyilik ödülleriyle takdir ediliyor, destekleniyor. İyilik ödüllerinin dalga dalga büyüyen etkilerinden memnuniyet duyuyoruz. Rabbim iyilik neferlerinin ecillerini artırsın, çalışmalarını bereketli kılsın diyorum. Az önce hep beraber izledik. Bu güzel hikayeleri görüp de duygulanmamak elde değil. Hepimizin içini ısıtan güzel örnekler, iyiliğin, dürüstlüğün ve merhametin evrensel olduğunu, sınır tanımadığını, dil, ırk, renk, mezhep ayırt etmediğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Yurt içi iyilik ödüllerini kazanan kardeşlerimize ve temsilcilerine takdim edeceğiz. Ödüller vereceğimiz tüm kardeşlerimizin iyilik ve başarı öykülerinin istikrarlı bir şekilde sürmesini temenni ediyorum. Şunu hepimiz çok çok iyi biliyoruz; dünya işte buradakiler gibi hamiyetperver insanların yüzü suyu hurmetine dönmektedir. Etrafımızı kuşatan onca acıya, kötülüğe, zulme, mazlumların gökyüzünü çınlatan feryadına rağmen dünya halen ayaktaysa sebebi iyi insanların, güzel insanların sizin gibi iyiliksever insanların varlığıdır. Depremde başkaları için gerektiğinde canını tehlikeye atan, bir ihtiyaç sahibine daha ulaşmak için kendini paralayan, hakkı ve adaleti savunmak için her türlü riski göze alan, Kur'an'ın nuruyla aydınlanan nesillerin yetişmesi için gayret eden, yetimlere, öksüzlere, yaşlılara hatta kuşlara bile el uzatan koca yürekli, yüce gönüllü insanların eksikliğini Rabbim bizlere hissettirmesin diyorum. Sizlere müteşekkiriz, minnettarız. Ülkemizde ve yeryüzünün farklı noktalarında iyiliği, kardeşliği ve güzelliği yaymak için yaptığınız çalışmaların daim olmasını diliyorum."

'KİMSE BİZİM AKLIMIZLA ALAY ETMESİN, KİMSE BİZİM GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKARAK YALAN SÖYLEMESİN'

Merhum Aliya İzzetbegoviç ömrünü Bosna'nın ve Boşnak kardeşlerinin özgürlüğü için adamış bir dava ve devlet adamı olduğunu anlatan Erdoğan, "Kendisi büyük bir mütefekkir olmasının yanı sıra küresel sistemin işleyişini çok iyi bilen tecrübeli bir siyasetçiydi. Gerektiğinde ülkesi ve milleti için takım elbiseyi çıkarıp askeri kamuflaj giyecek kadar vatanperverdi, cesurdu, yiğitti, her açıdan örnek bir liderdi. Şahsımın gönül dünyasında da kendisinin mutena bir yeri vardı. Rahmetli Aliya'nın sadece mücadelesi değil, fikirleri, tavsiyeleri ve sözleri de bize örnek olmuştur. Merhum Aliya, Srebrenitsa soykırımı için şöyle demişti; 'Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.' Evet, unutulan veya unutturulan soykırımın tekerrür etmesi kaçınılmazdır. Merhum Aliya'nın dikkat çektiği acı gerçeğe maalesef bugün Gazze'de hep birlikte şahit oluyoruz. 7 Ekim'den bu yana tüm dünyanın gözleri önünde Gazze'de son asrın en hoyrat soykırımlarından biri işleniyor. 15 bini aşkın çocuk maalesef katledildi. 35 bin masum şehit edildi. 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze'nin neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Gazze'yi son 229 günde devasa bir çocuk mezarlığına çevirdiler. Küvezdeki bebekleri öldürecek, hastaneleri, ibadethaneleri bombalayacak, yardım malzemesi götüren kamyonlara saldıracak, gıda sırası bekleyen masum sivillerin tepesine bomba yağdıracak kadar insanlıklarını kaybettiler. Tüm bunları da yıllardır bize 'insan hak ve hürriyetleri' dersi verenlerin silahları, bombaları, uçakları ve koşulsuz diplomatik desteğiyle yaptılar. Kimse bizim aklımızla alay etmesin, kimse bizim gözümüzün içine bakarak yalan söylemesin" diye konuştu.  

'GAZZELİ MAZLUMLARIN KANI İŞGALCİLERİN VE HAMİLERİNİN ALNINA YAPIŞMIŞTIR'

Gazze'de oluk oluk akan kanda en az işgalciler kadar onlara lojistik ve askeri destek sağlayanların vebalinin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan "Sanmayın ki Gazze'de ölen biçarenin ahı bunları tutmayacak. Sanmayın ki zalimlerin yaptıkları yanlarına kar kalacak. Gazzeli mazlumların kanı işgalcilerin ve hamilerinin alnına yapışmıştır. İşte hep birlikte gördük, takip ettik. Hamas, önceki hafta ateşkes teklifini kabul ettiğini açıkladı. Ancak, İsrail uzlaşmaz tavrını sürdürdü. İsrail yönetimi bununla da yetinmedi. Sivillerin son sığınağı olan Refah'a saldırarak gerçek niyetini ortaya koydu. Kardeşlerim, bakınız bir defa şunu artık herkesin kabullenmesi lazım; batılı güçler tüm şımarıklığına ve pervasızlığına rağmen Netanyahu'nun arkasında durdukça Filistin'de katliamların önüne geçilemez. Netanyahu kendi siyasi ömrünü uzatmak için antisemitizmi körüklüyor, kendi vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye atıyor. Siyonist yayılmacılık böyle devam ederse açık söylüyorum; dünyamız yeni çatışmalara gebedir. İran'la geçen ay yaşanan gerilim bunun sadece bir işaretiydi. İsrail'in Lübnan'a ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları artıyor. İsrail yönetiminin daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk, daha fazla kadın ölmeden, insanlığa dair umutlar daha fazla kaybolmadan, bir an önce durdurulması gerekiyor. Katliamın durdurulması ilk adımdır" dedi.

'İSRAİL'İ ATEŞKESE ZORLAMAK İÇİN DİPLOMATİK TEMASLARIMIZI YOĞUNLAŞTIRDIK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soykırımcıların adalete hesap vermesi sağlanması gerektiğini de ifade ederek, şunları söyledi:

"Müeyyidesiz kalan bir suç, faili daha da azgınlaştıracaktır. Aslında Gazze'de ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan budur. İsrail, Nekbe'den beri tam 76 yıldır kan döküyor, can alıyor. Filistin halkının topraklarını alenen gasbediyor. Uluslararası hukuku tanımadığını her defasında açıkça gösteriyor. Ama buna rağmen batılı güçler ve uluslararası sistem tarafından el üstünde tutulmaya, korunmaya devam ediyor. Son 7,5 ayda 150 gazeteciyi öldüren bir ülke, güya basın özgürlüğü sıralamasında bölgede birçok ülkeden artık üst sıralarda yer alabiliyor. Daha bunun gibi İsrail'i kayıran pek çok çifte standartla karşılaşıyoruz. Bölgeye barışın gelmesi için önce bu adaletsizliğin sona ermesi şarttır. Gazze ve Filistin'de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine açtığı 'soykırım' davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık. İsrail'in soykırım suçu işlediğine dair elimizdeki tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarımıza iletiyoruz. Türkiye, Filistin halkının ve doğdukları toprakları kahramanca savunan Filistinli direnişçilerin yanındadır. Gazze'ye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 54 bin tonu geçti. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralıların tedavileri devam ediyor. İsrail'e olan ithalat ve ihracat işlemlerini geçen ay tamamen durdurduk. Yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ticaret hacminden sarfı nazar ettik. İsrail'i ateşkese zorlamak için dost ve kardeş ülkeler nezdinde diplomatik temaslarımızı yoğunlaştırdık. Yabancı liderlerle yaptığımız görüşmelerin vazgeçilmez gündem maddesi Filistin Devleti'nin tanınması ve Gazze'de katliamların durmasıdır. Uluslararası alanında bu yönde başlatılan tüm girişimlere destek veriyoruz."

'FİLİSTİN DEVLETİ'Nİ TANIMAYAN ÜLKELERİ AYNI ADIMI ATMAYA ÇAĞIRIYORUZ'

Erdoğan, Filistinlilerin tüm imkansızlıklarına rağmen verdikleri mücadeleyle dik ve dirayetli duruşlarıyla insanlığın yüz akı olduğunu belirterek, "229 gündür uyguladığı soykırıma rağmen İsrail yönetimi Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinliler yaralandılar, öldürüldüler, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler, işkencenin her türlüsüyle mazur bırakıldılar, küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler, insanlığın onurunu savunmaya devam ettiler, halen de devam ediyorlar. Buradan Gazze'nin ve Ramallah'ın yiğit evlatlarını ülkem ve milletim adına bir kez daha saygıyla muhabbetle selamlıyorum. Filistinli şehitleri rahmetle anıyor, yaralılara Allah'tan acil şifalar diliyorum. Avrupa'dan, Amerika'ya, Afrika'dan Asya'ya kadar dünyanın dört bir yanında her hafta sokakları ve meydanları dolduran tüm vicdan sahibi insanlara da sizlerin vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum. Siyonist lobinin tehditlerine rağmen Filistin'e sahip çıkan, Gazze için kıyama kalkan üniversite öğrencilerini, hocaları, sanatçıları ayrıca tebrik ediyorum. İsrail insanlığın gözü bu vahşi savaşı kaybetmiştir. İsrail yönetimi insanlığın vicdanında mahkum olmuştur. Gazzeli kardeşimiz bir kez daha adlarını tarihe yazdırmışlardır. Filistin davası küresel ölçekte daha da güçlenerek, Allah'ın izniyle 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasıyla zafere ulaşacaktır. Buna biz tüm kalbimizle inanıyoruz. Rabbim bizlere o güzel günleri görmeyi nasip eylesin diyorum. Bugün Norveç, İrlanda ve İspanya'nın Filistin Devleti'ni tanıyacaklarını açıklamalarından büyük bir memnuniyet duyduk. Her 3 ülkenin liderine, tarihin doğru tarafında yer alan bu vicdanlı kararlarından dolayı şahsım, milletim adına takdirlerimizi iletiyoruz. Henüz Filistin Devleti'ni tanımayan ülkeleri de daha fazla vakit kaybetmeden aynı adımı atmaya çağırıyoruz" ifadelerini kullandı. 

'43 VAGONDAN OLUŞAN BİR YARDIM TRENİNİ AFGANİSTAN'A YOLCU ETTİK'

Yıllarca süren savaşların geride büyük bir yıkım bıraktığı Afganistan'ın son günlerde sel felaketleriyle boğuştuğunu da dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Seller sebebiyle 400'den fazla kardeşim hayatını kaybetti, ülkenin kuzeyinde ağır bir insani dram yaşanıyor. Afgan kardeşlerimize bu zor günlerinde yardım etmeyi, görev addediyoruz. İlk etapta bir kargo uçağı dolusu yardım malzemesini bu ülkeye gönderdik. Toplam 24 tonu bulan yardım malzemelerimiz cuma günü bölgeye ulaştı. Dün de 43 vagondan oluşan bir yardım trenini Afganistan'a yolcu ettik. Dünkü trenimiz AFAD başkanlığımızın koordinasyonunda bugüne kadar Afganistan'a gönderdiğimiz 20'nci iyilik trenimizdi. Toplam 619 tonluk yardım malzemesinin iki hafta içerisinde Afganistan'a ulaşmasını bekliyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de Afgan halkına destek vermeye davet ediyorum" dedi.

'İÇİMİZDEKİ NASİPSİZLER ANLAMASA DA ZALİMİN KARŞISINDA, MAZLUMUN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

Sudan'da 1 yıldır devam eden çatışmalara ilişkin Erdoğan, "Maalesef iç savaş nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu zor günlerinde Sudan halkının da yanında olmamız önem arz ediyor. Türkiye olarak Türkistan'dan Balkanlar'a, Güney Asya'dan Afrika'ya kadar nerede bir sorun, bir zulüm ve dram varsa tüm imkanlarımızla ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın gayretindeyiz. İçimizdeki nasipsizler anlamasa da zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. 

Editör: Nigar Topcu