Batuhan KAYA/Dijital Gaste- İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Altan İnanç, Dijital Gaste’nin kent gündemine dair sorularını yanıtladı.

İnanç, ‘su’ krizinden ‘işçi’ krizine, SGK borçlarından ‘çöp’ krizine birçok konuda merak edilenleri açıklarken, ‘Kooperatif’ davasında tutuklu yargılanan eski İzBB Başkanı Tunç Soyer ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın tahliyelerini de değerlendirdi.

Kooperatif Davasındaki tahliyeleri sormak istiyorum. Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın da tahliye edilmesiyle dosyada tutuklu kalmadı. Tahliyeleri nasıl değerlendirirsiniz?

Ben son duruşmaya gittim. Bilirkişi raporuna çok büyük bir tepki oluştu çünkü kes-kopyala-yapıştır şeklinde ortaya konmuş. Kendi adıma tahliyeleri olumlu buldum ve şöyle de değerlendirdim. Sürmekte olan bir davadan tahliye kararı çıktı ve bu sevindirici ancak üzücü olan da daha iddianamesi olmayan bir davadan da tutuklama kararı çıkması. Yani bunun için ‘planlandı’ demeyeyim de garip bir durum olduğunu düşünüyorum. Kimse, ‘suçu varsa cezalandırılmasın’ demiyor. Ama tutukluluk denen şey cezaya dönüşüyor. Afaki konuşuyorum, isnat edilen suç 6 ay yatmayı gerektirmiyorsa ne olacak şimdi? İnsanlar 6 ay boşu boşuna mı yattı? Ya da beraat edecekse? Yani bu insanlar kaçacak mıydı neydi? Zaten bence kaçacak olsalar tutuklanana kadar 500 kez kaçarlardı. Yine de Türk adaletine güveniyoruz. Mülk adaletin temeli olsun istemiyoruz.

Dava devam ederken inşaatlar da devam ediyor. Şu an hangi etaplarda inşaat var ve bu inşaatların seviyeleri ne?

Belediye konutları hızla inşa etmeye devam ediyor. Cemil Başkan öncülüğünde irade koyduk ve bu inşaatları bitireceğiz. Örnekköy ve Aktepe Emrez’de inşaatlar sürüyor. Mesela Örnekköy’de kabalar bitmek üzere, inşaatın seviyesi için de yüzde 70 diyen var, yüzde 60 diyen var. Başkanımız da Nisan ayından önce teslim etmek istediğini söylemişti. Ha şuna da dikkat çekmek lazım, inşaat maliyetleri de her geçen gün artıyor.

Başkan Tugay, “Yeni su kuyularına ihtiyaç var” dedi ancak DSİ’den izin çıkmadı. Su sorunu için kısa vadede kuyular harici bir çözüm yok mu?

İzmir’in kullandığı suların yüzde 60’ı yer altı sularından elde ediliyor. Yeni kuyuları ihtiyaç olmasının sebebi de barajlardan kullanılan suların tükenmesidir. Ben bilime karşı çıkacak değilim, ayrıca bir Jeoloji Mühendisi kadar yeraltı sularını da bilemem. Ancak şöyle bir durum da var; Örnek veriyorum, ‘Bu doğal dengeyi bozuyor’ ya da ‘Konya’da obruklar oluştu’ gibi söylemler de doğru değil. Buna karşı bir öneri getirilmesi gerekiyor. ‘Deniz suyu kullanılsın’ da denildi. Ama bunun en doğrusu şu, yağış rejimi en çok İzmir’i etkiledi ve bizim çözüm bulmamız lazım. Yaptığımız işlerin zararı da olabilir ama bize su lazım, biz insanlarımıza, ‘Su yok’ diyemeyiz.

İşin merkezi hükümet tarafı?

Bu noktada DSİ üzerine düşeni yapmalıdır. DSİ yatırım programına koyması gereken baraj ihalelerini yapsın. En yakın Yiğitler Barajı var, orayı bitirsin. 6-7 senedir buraya para aktarılmamış. Neymiş? ‘Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi para aktaracak’, onlar da bu parayla baraj yapacak. Böyle şey olmaz. İklim yönetimi, çevre yönetimi, körfez temizliği gibi konular doğrudan devlet konusudur ve çözüm getirmesi gereken de hükümettir. Yağışlar iyi gidiyor, belki yeraltı suları daha iyi beslenecek. Bunları umut ederek söylüyorum ama bizler yöneticiyiz, umut ederek bekleyemeyiz. Bizim için şu an en kolay ve doğru çözüm de budur.

Peki yeni kuyu açılmasına izin verilmezse ve yağmur ya da kar yağmazsa su kesintileri uzar mı?

Uzar. Aslına bakarsanız şu an 8 saat de kesinti yok. Bizdeki su kesintileri şebekeden yapılmıyor, baraj çıkış noktasından yapılıyor. Dolayısıyla barajdaki suyun tutulmasına yönelik bir uygulama yapıyoruz. Borulardaki su zaten musluklardan akana kadar tam kesilmiyor. Çok yüksek yapılarda belki kesinti olabilir. Su kesintisi uzasın istemiyorum. Geçen gün İZSU Genel Müdürümüzü bir arıza nedeniyle aradım, o da bana ‘Ben şu anda Menderes’in dağlarında su arıyorum’ dedi, bu da çok hoşuma gitti. İZSU’nun genel kurulunda da tartıştık, Türkiye aldığı su rejimini tutamıyor, bunlar ziyan oluyor. Çıkıp, ‘Ankara Belediyesi su veremiyor’ demekle olmaz. Bunlara devlet bakacak. ‘İzmir su bulamıyor’ gibi şeyler söyleniyor. Ya doğru bulamıyoruz da biz de elimizi havaya açıp dua etmiyoruz. Çalışıyoruz, umut etmenin ötesinde işler yapıyoruz.

Çöp Entegre Tesisi için başvurular yapıldı. Bu başvurulardan herhangi biri kabul edildiği anda tesis ne kadar sürede kapılarını açar?

Şu anda kabul edilmiş bir başvuru yok. Yamanlar hakkında konuşuldu ama orada ciddi bir kamulaştırma yükü var. Oranın fiziki durumu, yolları biraz sorun ve zeminde de sorun var. Sanıyorum orası için yakma tesisi düşünülüyor. Bir de zemine membran uygulaması gerekiyor. Esasen bizim ayrıştırma, geri dönüşüm tesisi olabilecek alanlara ihtiyacı var. İzBB’nin şu an 3-4 alan için başvurusu var ve bunların bir an önce kabul edilmesi gerekiyor. Zaten nereden baksanız başvurular bugün kabul edilse tesislerin kurulması 2 yıl demektir. Mevcut koşulları kullanarak şu ana çöpleri yok ediyoruz. Mevsim itibariyle bir çöp yoğunluğu da yok. Biliyorsunuz yazın çöp yükü 6-7 bin tonlara kadar çıkıyor.

Şu an İzmir’in çöpü Uzunburun, Ödemiş ve Bergama’ya gidiyor. Özellikle merkez ilçelerden giden çöpler dolayısıyla bu çöpün taşınması için ortaya çıkan maliyet arttı mı?

Maliyet elbette artıyor. Şu an yapılan ihalelerde söylenilmiş bir fiyat yok. Ama yol uzadıkça, mazot arttıkça maliyet artacaktır. Böyle çok gözle görülür bir artış yok ancak totale vurduğunuzda ciddi bir maliyet olacaktır. Bir de şu yönü var, katı atığı, çöpü merkeze yakın yerlerde depolamanın da pek bir yolu yok. Orada da aslında Türkiye’nin katı atık sorunu sadece belediyelerin sırtına yüklenebilecek bir şey değil. Orada vatandaşı bilinçlendirmek, kampanyalar yapmak gerekiyor. İnsanın kendisinde başlayan bir dönüşüm gerekiyor. Vatandaş izmariti, kullandığı mendili yere atmamalı. Burada bir kültürün içine yerleşmesi gereken davranışlar var.

CHP İzmir’den Buca Belediyesi önünde eylem: "Yargı kimsenin oyuncağı değildir"
CHP İzmir’den Buca Belediyesi önünde eylem: "Yargı kimsenin oyuncağı değildir"
İçeriği Görüntüle

Büyükşehir Belediyesinin de bu konuda bir projesi vardı hatırladığım kadarıyla…

Evet, evet. Ekonomiye geri kazandırılacak çöplerin evlerde ayrıştırılması için bir projemiz var. Bunun kamuoyu tarafından şöyle görünmesi lazım. Sanki bu sorunların çözümünde biz hiçbir şey yapmıyormuşuz da hükümet İzmir’i bizden çok düşünüyormuş gibi bir algı var. Ancak biz de en az onlar kadar çaba sarf ediyoruz. Onlar kadar İzmir’i düşünüyoruz. Ama burada sorunların çözümünde particilik, siyaset olmaz. Biz diyoruz ki ‘sorunları beraber çözelim’. Öyle göstermelik, 3 milletvekilimizle başkanımız şu bakana bu bakana gitti diye gazetelere boy boy poz verdiriyorsunuz. E bekleyen projeleri onaylattırın işte. Mesela Dikili ve Çandarlı’da çok büyük altyapı projelerimiz var, körfez var. Hadi getirin kredileri onaylayın hızlıca başlayalım.

DİSK Genel Merkezi ile CHP Genel Merkezi ‘havuz’ meselesi özelinde görüştü. Bu mesele önümüzdeki hafta biter mi?

Bunun için ‘haftaya’ dememek lazım. Burada Cemil Başkanın bakış açısı şu; Bir verimsizlik var. Personel sayısı fazla ancak aynı oranda hizmet üretemiyoruz. Mesela personelimiz var ama mesai ödüyoruz. Onun için bu insanların işe geri yerleştirilmesi, geri döndürülmesi, eğitimlerine uygun yer bulunması zaman alacaktır. Onun için 1 günde 300 kişiyi döndürmek mümkün olmayabilir.

Ama anladığım kadarıyla ‘havuz’ sistemiyle ilgili bir karar alınacak…

Ya şöyle, biz insanları işten çıkarmamak için, aslında korumak için bunu yaptık. Bu olmasa insanlar işsiz kalacak. Cemil Başkan diyor ki ‘çıkarmayalım da sistem içerisinde biraz tutalım ve ihtiyaç olan yerlere bu havuzdan eğitim ve mesleklerine göre yerleştirelim’. Tabi ki insanlar mağdur olmasın, maaşlar ödensin. Zaten bizim gayretimiz de budur.

Son olarak İzBB’nin SGK’ya olan borçlarını sormak istiyorum. Şu ana kadar ödenen miktar ve kalan borç nedir?

SGK’ya yapılan ödemeler için net bir rakam veremem çünkü aydan aya değişiyor ve yeni tahakkuklar da geliyor. Aslında yapılması gereken şey şu; bu sadece belediyelerin sorunu değil. Aynı zamanda esnafın, sanayicinin de sorunu. Yükler çok ağır. Bunların düzenlenmesi lazım. Ama en kestirme sorun, bunu bir işveren olarak söylüyorum, yapılandırmadır. Hızlıca yapılandırmalara başlamaları lazım. Yapılacak şey çok basit, faizlere af getirilmeli ve ana para da yapılandırılmalıdır. Ama, ‘silkeleyin’ derlerse bundan halk etkilenir, cezalandırılan halk olur.

Peki yeni kesinti riski var mı?

Şu anda öyle bir şey yok ama yasayı da değiştirdiler. Daha önce iştiraklerin ya da şirketlerin devlete olan borçları nedeniyle büyükşehir bütçesine haciz konulamıyor ve kesinti yapılamıyordu ancak değiştirdiler ve onu yapabiliyorlar. Şimdi büyükşehir denk bir bütçeyle ilerlemeye çalışıyor, borçlanmadan yeni tahakkukları ödüyor. Ancak çözüm belediyelerin gelirlerini artırmaktan geçiyor.

Muhabir: BATUHAN KAYA