Gamze Eskiköy / Dijital Gaste - İzmir’de Meslek Fabrikası binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle başlayan tartışmalı süreçte yeni bir gelişme yaşandı. Tahliye kararına karşı başlatılan nöbetin ardından mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da sürece ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
“Vicdanen kabul etmediğimizi söylemiştik”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sürece ilişkin açıklamasında, “Bugün tahliye kararı vardı. Ancak yüzde yüz haklı olduğumuza inandığımız bir durumda, vicdanen bunu kabul etmediğimizi söylemiştik. Bugün İzmirliler buraya toplansın demedim ama buraya geleceğimi ve halkın 5 yıllığına sorumluluk verdiği siyasi idare olarak bunu kabul etmediğimizi ifade etmiştim” dedi.
Tugay, sabah saatlerinde Meslek Fabrikası önüne geldiğini belirterek, “Meclis üyelerimiz kendiliklerinden karar alıp yanımızda yer aldı. Parti örgütümüz geldi. STK’lar ve temsilcileri bu karara karşı çıkmak için buradaydı. Bizim için çok üzücü bir süreç oldu. Böyle bir durumdan memnun değiliz. Hepimizi derinden üzüyor. Ne kadar iyi niyetli olsak da bize bazen bu tür şeyler yaşatılıyor” ifadelerini kullandı.
Görev ve sorumluluklarının farkında olduklarını vurgulayan Tugay, “Üzerimize düşeni yapacağız. Sabah buraya gelirken gerekirse gece de burada beklemeyi ve üzerime düşeni yapmayı kararlaştırmıştım” diye konuştu.
“Mahkeme 15 günlük tahliye durdurma kararı verdi”
Sürecin hukuki boyutuna da değinen Tugay, “Bir taraftan hukuki girişimlerimiz sürüyordu. Hukukçu arkadaşlarımızın yaptığı çok sayıda başvuru var. Bunlar zorla tahliyeye yönelik girişimler. Mahkeme 15 günlük tahliye durdurma kararı verdi. Rahat nefes aldık. Ancak hâlâ hem Meslek Fabrikamız hem de başka binalarımız, herhangi bir bilgi verilmeden vakıflara geçirilmiş durumda” dedi.
“Kimsenin mülkü güvenli değil”
Benzer uygulamaların başka şehirlerde de yaşandığını belirten Tugay, “İptal kararı için başvuru yapıldı ama bu sadece İzmir’de değil; İstanbul ve farklı şehirlerde de yaşanan bir durum. Türkiye’nin her tarafında bu yanlış kararlar uygulanıyor. Bugün de Agora’nın karşısındaki Namazgâh denilen yapıyı vakıfların mülkiyetine geçirmişler. Böyle pek çok yapı tehdit altında. Bu da şu demektir: Kimsenin mülkü güvenli değildir. Hepimiz her türlü hakkımızı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
“Mahkemelere güveniyorum”
Yargıya güven vurgusu yapan Tugay, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Ben mahkemelerimize güveniyorum. İnsanların kamusal haklarını korumak için üzerine düşeni yapan hâkim ve savcılarımız olduğunu biliyorum. Adaletin sağlanacağını düşünüyorum. Olası yanlış kararlara karşı da duruşumuzu sürdüreceğiz. Biz halk tarafından görevlendirilen insanlarız. Asla kavga edip çatışmaktan memnun değiliz. Biz adil ve hakkaniyetli şekilde görevimizi yapmak istiyoruz.
Şehrin emanetlerini geçici olarak teslim alan kişi belediye başkanıdır. Atatürk’ün İzmir’e kamusal bir bina olarak verdiği bu yapı, o günden bugüne İzmir’in ve belediyenin malıdır. Uzun yıllardır İzmir’e ve İzmirlilere hizmet için kullanılan bir binadır. Emanete hıyanet etmemizi kimse beklemesin. Bu hem maddi hem manevi değerler için geçerlidir.”
“Vakıflar yeniden değerlendirmeli”
Tugay, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne de çağrıda bulunarak, “Biz bu memleketin evlatlarıyız. Amacımız sadece hizmet etmek. O yüzden bizi herhangi bir çatışmanın ya da tartışmanın içine kimsenin çekmesini istemiyoruz. Bu dönemde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü ve onları savunanları göreve davet ediyorum. Asla yanlış bir kararın altında kimsenin imzası olmamalıdır. Kararı yeniden değerlendirsinler, bu hizmet binasını elimizden almasınlar” dedi.

“Dayanışmaya ihtiyacımız var”
Ekonomik koşullara da dikkat çeken Tugay, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Biz diğer devlet kurumlarıyla uyumlu çalışıyoruz. İzmir’de hizmet veren yüzlerce kamu binası, hastaneler, okullar, karakollar ve idari binalar var. Dönüp de ‘Biz size bunu niye verdik, geri alacağız’ demiyoruz. Halkımıza hizmet ettiği sürece helal olsun. Aynı anlayışı belediye için de bekliyoruz. Belediye özerk bir yapı değil, halka hizmet ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti çok ciddi sıkıntılarla uğraşıyor. İzmir de bundan nasibini alıyor. Akaryakıt zamlarını düşünürsek belediye bunun yükünü sırtlıyor ve halka yansıtmamaya çalışıyor. Bizim devletimizin diğer kurumlarıyla dayanışmaya ihtiyacımız var. Birbirimizin çalışmalarına engel olarak siyaset yapıyorsak, yanlış yapıyoruz demektir.
Halka hizmet eden her kurum başımızın üstünde; buna vakıflar da dâhil. Vakıflar, kendi elindeki bazı yapıları kiraya veriyor; bunu Sayıştay raporlarından anlıyoruz. İzmir’de kullanmadıkları birçok yapı var. Halka hizmet amacı güden her türlü çabanın yanındayız. Derdimiz iş yapmak. Bunu iyi niyetle söylüyoruz.
Yürütmeyi durdurma kararı veren mahkemeye teşekkür ediyorum. Adalet doğru kararları alarak işlemeye devam edecektir. Herkesi İzmir’e sahip çıkmaya davet ediyorum. Kimsenin haksızlığa uğramasına izin vermeyelim. Biz bu duruşun içinde olalım.”





