Batuhan KAYA/Dijital Gaste- Türk-İş Ege 3. Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, 2025 yılında ‘işçi krizleri’ ile anılan İzmir Büyükşehir Belediyesi, büyükşehir belediyesindeki ‘havuz’ sistemi ve İZBAN’da devam eden Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri hakkında Dijital Gaste’ye açıklamalarda bulundu.
Çakmak, İZBAN’da devam eden TİS sürecine dair soruya, “İZBAN’da Ocak ayının 22’si grev için son tarih olarak gözüküyor. Ama şube başkanımız şu anda Ankara’da temaslarda bulunuyor. Biz grevin 2 ucu keskin bir bıçak olduğunu bildiğimiz için bunu son çare olarak görüyoruz. Ama bu sözleşmede mesafeler de uzak görünmüyor. Muhtemelen bugün-yarın bir masa daha kurulur ve müzakere yapılır. Biz aklı selim davranmak zorundayız. O yüzden her iki tarafa da çağrım hedefe hızlıca ulaşmalıdır. Bildiğim kadarıyla Cemil Tugay da Ankara’ya gidecek ve hükümetle İZBAN’la ilgili temaslarda bulunacak. Muhtemelen önümüzdeki hafta içerisinde bir masa daha kurulur ve biz de elimizden gelen katkıyı sunarız. Zaten ortada sadece ücret maddesi kaldı.” yanıtını verdi.
İzBB’nin son aylardaki en tartışmalı konusu ‘havuz’ sistemi oldu. Türk-İş’e bağlı sendikalarda örgütlü işçilerden havuz sisteminde olan var mı?
Haziran 2025 itibariyle 368 arkadaşımız işten çıkartılmıştı. Ancak 11 günlük direnişten sonra işe iadeler gerçekleştirilmişti. Sonra bir baktık ‘havuz’ diye yeni bir ucube sistem çıkardılar. Bunu da kim çıkardı, hangi şeytana uydular bilmiyorum. Bu çok tehlikeli. Türkiye’de işçi çalıştırma kuralları bellidir. Bir insana iş vermiyorsun, sigorta yapmıyorsun, ‘git evde otur’ diyorsun. Düşünsene insanlar çocuğuna harçlık veremiyor ama işten atılmamış. Maaş alamıyor, SGK’sı yok üstüne bir de başka bir işe giremiyor. Biz bununla ilgili DİSK’le de görüştük. Bizim sendikalarımızda hiç kimse havuzda değil. Benim için bu konuda DİSK – Türk-İş ayrımcılığı yok. Herkes derhal işbaşı yaptırılmalıdır. Bu insanları biz işe almadık. Burayı 20 yıldır CHP yönetiyor. Bu arkadaşlarımızın hepsine sahip çıkmak zorundalar.
Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi 3 yıl süreyle özelleştirildi. Orada çalışan ve Türk-İş’e bağlı sendikalarda örgütlü olan işçilerin durumu nedir?
Orası taşerona devredildi fakat 45 arkadaşımızı kendi içlerinde değerlendirip, kalanı da arıza işlerine çıkmak üzere görevlendirdiler. Orada işçinin de bizim de bir kaybımız yok.
Buradaki taşeronlaşmayı değerlendirir misiniz?
Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu getirip davul zurnayla şov yaptırmışlardı. Bunu devam ettirirlerse kendi tercihleri olur. ‘Taşeron’ dediğin zaman başkası kazanır ne işçi ne de kurum. Ancak şirket kazanır. Biz bu sevdadan vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ortaya çıkıp ‘ben yaptım, oldu bitti gitti’ mantığıyla çalıştığınızda olmuyor.
Başkan Tugay’la iletişiminiz nasıl? Hatırladığım kadarıyla randevu almakta sıkıntı yaşıyordunuz…
Biz kapıların daima müzakere için açık olması gerektiğini düşünüyoruz. Ben Türk-İş Ege Bölge Başkanıyım ve 6 ile bakıyorum. En son hatırladığım kadarıyla Başkanla Haziran ayında bire bir görüşebildik. Ben silsile yolunu takip etmeyi bilirim. Bazı konularda derdimi önce Genel Sekretere ilettim çünkü randevularda sıkıntı var. Zeki Bey ile Aralık ayının 26’sınde şube başkanlarımla beraber yüz yüze görüştüm. O görüşmeden sonra ne telefonlarımı açtı ne de mesajlarıma döndü. Allah hepsine selamet versin. Birgün ihtiyaçları olduğunda telefonlarımızı açarlar diye düşünüyorum.
Hem İzmir’e hem de Türkiye’ye dair bir 2025 değerlendirmesi yapar mısınız?
2025 işçi sınıfı için gerçekten çok kötü geçti. Çünkü 2025’le biz helalleşemedik. Ne asgari ücretle helalleşebildik ne emekli ücret zammıyla helalleşebildik, hiçbir şeyle helalleşemedik. Bakıyoruz Toplu Sözleşmelere, uygulanmayan maddeler var. İşçilerin belirsizlikle, ‘yarın ne olacak?’ diyerek işe gittiğini gördük. İzmir’de ilk kez ‘emek’ tartışılmaya başladı. Ben 30 yıllık işçiyim. Biz ücretlerimizi birbirimize bile söylemezdik ama bugün işçilerin ücretleri tartışılır hale geldi. O yüzden 2025 yılı benim gözümde helalleşemediğimiz bir yıl oldu.




