İzmir’de Buca, Karşıyaka ve Çiğli başta olmak üzere birçok ilçede yaşanan çöp yığınları, hem halk sağlığını tehdit ediyor hem de siyasetin gündemine oturuyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, düzenlediği basın toplantısında tartışmalara yanıt vererek yetki dağılımını ve krizin nedenlerini anlattı.
“Çöpleri toplamak ilçe belediyelerinin görevi”
Başkan Tugay, atık yönetiminin üç aşamadan oluştuğunu hatırlattı: toplama, transfer ve bertaraf. Toplama görevinin yasa gereği ilçe belediyelerine ait olduğunu vurgulayan Tugay, “Sokaklardaki çöp yığınlarının ilk sorumlusu grev nedeniyle hizmet veremeyen ilçe belediyeleridir” dedi. Transfer ve bertaraf kısmının ise Büyükşehir’in sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Krizin merkezi Harmandalı
Tugay, yıllardır İzmir’in tek düzenli depolama alanı olan Harmandalı tesisinin hukuki engeller nedeniyle kapandığını hatırlattı. 2020’de açılan dava ve Danıştay’ın 25 Haziran 2025’te onayladığı karar sonrası alanın kullanımının sona erdiğini belirten Tugay, “Bakanlığa başvurumuz sonucunda geçici olarak 31 Ekim’e kadar izin verildi” dedi.
“Başvuru yapılmadı iddiası doğru değil”
Tugay, yeni bertaraf tesisi için hiçbir girişimde bulunulmadığı yönündeki eleştirileri reddetti. Bergama ve Ödemiş’te iki tesis için izin alındığını, Yamanlar, Menderes, Tire, Kemalpaşa ve Menemen’de çeşitli süreçlerin başlatıldığını ancak bürokratik ve siyasi engeller nedeniyle ilerlemediğini söyledi.
“İzmir’in eli kolu bağlı”
Başkan Tugay, kalıcı çözümün modern bertaraf tesisleri olduğunu belirterek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir alanı yok. İncelediğimiz 11 alanın çoğu orman, maden ya da mera. Ruhsatı biz veremiyoruz, çözümün adresi bakanlık” ifadelerini kullandı.
"Arzu Özçelik’i kimse günah keçisi yapamaz!"
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kooperatif davasında Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Arzu Özçelik’e yöneltilen iddialara yanıt verdi. Tugay, "Arzu Özçelik hangi siyasi parti üyesi? Bu insan memur. Senelerdir İzmir BB’de daire başkanlığı yapmış. Bana bir tane yazı bulun altında sadece Özçelik’in imzası olsun. Kimse o dönem Genel Sekreter Yardımcısının adını telaffuz etmiyor. Halbuki kararların altında imzası var. Neden onu suçlamıyorlar? Genel Sekreter neden o dönemde sesini çıkarmadı? O dönem başkan kimdi? Böylesine haksız iddia olabilir mi? Arzu Hanım tertemiz bir insan. Geçen dönem o kadar hatalı işler yapıldı ki, kentsel dönüşüm daire başkanlığını kapattılar. Ben geldiğim zaman yeniden açtım. O dönem sordum, ‘bu işte kim iyidir?’ diye, ‘Arzu Hanım’ dediler. Kurumda ben geldiğimde de vardı. ‘Kurumun hafızasını yok ettiler’ diyorlar. Hafızayı Arzu Hanım da taşıyor. Arzu Hanım görevini iyi yapan bir insan. Kimse onu günah keçisi yapamaz. Başarılı bir daire başkanımıza bunların söylenmesini kabul etmiyorum" dedi.
"Şikayette bulunmadık, bana iftira atıldı"
Üç gün süren kooperatif davasında kendisine yöneltilen iddiaların iftira olduğuna dikkat çeken Tugay, "Haksız yere suçlanmaktan rahatsız olduğumuz bir konu da İzmir BB’nin kentsel dönüşüm projelerinin kooperatifler eliyle yaptırılmasıyla ilgili süreç. Bu sürecin sonunda eski belediye başkanın, İZBETON eski Genel Müdürünün, il başkanımızın, genel sekreterin tutuklu olarak yargılanmaları konusu. En başında şunu söyleyeyim: Kooperatif konusunda biz hiçbir makama, savcılığa herhangi bir şikayette bulunmadık. Yargılamaların tutuklu olarak yapılmasını doğru bulmuyoruz. Bu yargılamalar tutuksuz yapılmalıdır. Serbest bırakılmaları bizim de talebimizdir. Suçlanan kooperatifler ve kişiler konuşmalarında zaman zaman adımı geçirerek ya da ima ederek şunu söylüyorlar, Tugay göreve geldikten sonra kooperatif inşaat yapmasını durdurdu. Bu detaylı olarak düzeltmeye ihtiyaç duyan bir iftiradır" dedi.
"Yoksa ben de cezaevinde olurdum"
Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın uyarıcı ve talimat verici bir yazı yazdığını dile getiren Cemil Tugay, "İZBETON yüklenici olarak kooperatifi veremez ve kooperatif de müteahhitlik belgesi olmadığı için inşaatların yapımını üstlenemez. Bu tespit Sayıştay tarafınca aynı şekilde yapıldı. Ben göreve geldikten sonra içişleri bakanlığından İzmir BB’ye gönderilen başmüfettişin incelemesi sonucunda rapora yansıdı. İZBETON’un bir alt yüklenici olarak kooperatiflere inşaatları veremeyeceği, kooperatif verme işlerinin ihalesiz yapıldığı raporlarda yazıyor beni kişisel görüşüm değil. Bugün İzmir BB Başkanı olarak ben ve diğer arkadaşlarımız bunların muhatabı durumundayız. Bunların üzerine kararlar almak zorundayız. En acımasız iddia şudur: bu kararın kooperatif sürecinin askıya alınması ve inşaatların İzmir BB tarafından durması kararı üzerinden husumet beslediğimiz konusu bir iftiradır. Bu kararı almamızın sebebi Sayıştay, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve Teftiş kuruludur. Burada hukuksuzluk var diye belirttiği şeyleri dikkate almak zorundayız. Aksi takdirde ben de cezaevinde olurdum. Bürokrat arkadaşlarımız da yargılanırdı" dedi.
En büyük mağduriyeti arsa sahipleri yaşıyor
İçişleri Bakanlığı raporunun ardından kararlar almak zorunda kaldıklarını dile getiren Başkan Tugay, "İşin iki boyutu var. İnşaatlar yapılıyor muydu, ilerliyor muydu diye bakmamız lazım. İlerlemiyorsa kim mağdur oluyor? En önemli mağduriyet hala arsalarını belediyeye veren hak sahipleri. Hak sahiplerinin belediyeden aldığı bir söz var, belediye tapuları aldı ve 'evleri teslim edeceğiz' dedi, etmezsek taahhüdümüzü yerine getirmemiş oluyoruz. Önemli olan konu İzmir BB adına verilmiş bu taahhüdün yerine getirilmesidir. Biz onu yapmak zorundayız. Değişik makamların müfettişlerin bağlı olduğumuz üst makamların uyarılarını dikkate almamak, dinlememek gibi bir lüksümüz olamaz. Kanunla problem yaşayacağımız çok açık. Kendi özgürlüğümüz yok o alanda, dikkate almak zorundayız. Sayıştay ‘İleride kamu zararı oluşmaması adına ivedi şekilde inşaat faaliyetlerinin durdurulması’ ifadelerini kullandı. En son İçişleri Bakanlığı müfettişi bize bunu raporladığında Temmuz 2024’tü. Ondan sonra biz bazı kararlar almak zorunda kaldık" dedi.
Tugay, inşaatların son durumunu paylaştı
İnşaatların son aşamalarını anlatan Tugay, "Biz göreve geldiğimizde inşaatların durumu neydi? 5 tane kooperatif var. Örnekköy 3 ile 2021 yılında sözleşme imzalanmış, Kasım 2023’te bitmesi öngörülmüş yani biz göreve gelmeden aylar önce bitmesi gerekiyormuş, 210 gün süre uzatılmış ve Nisan 2024’te biz göreve gelince inşaat yüzde 20 seviyesinde tespit edilmiş. Ben o dönemde yorum dahi yapmadım. Temmuz 2024’te mahkeme aracılığıyla seviye tespiti yaptırdık ve yüzde 22 seviyesindeydi. ‘Bu inşaatlar yapılıyordu’ dedikleri inşaatın sözleşme süresi dolmuş, uzatma süresi de dolmuş, 4 ayda yüzde 2 ilerletilmiş. Siz belediye başkanı olsanız bu inşaat biter der misiniz? Sayıştay bu usulsüz, hukuksuz biz sözleşme diyor. Bu durumda biz ‘hayır sizi dinlemiyoruz 4 ayda yüzde 2 ile yapılan inşaatlara devam edeceğiz’ diyebilir miyiz. 4. Etap’ta Aralık 2023’te inşaatın bitmiş olması lazım. 7 ay ek süre verilmiş, 4 Temmuz 2024’te bitmiş olmalıydı. İnşaatların seviyesi yüzde 32, Temmuz sonunda yüzde ise 35. Biz inşaat yapıyorduk dedikleri yerde yüzde 3 ilerleme gerçeklemiş ve ek süreler dahil bitmiş. Daha vahimleri var. Uzundere’de Ağustos 2022’de sözleşme yapılıyor Kasım 2025’de teslim edilecek. Nisan 2024’te göreve geldiğimde arkadaşlarımızın saha tespitinde inşaat yüzde 4.9 seviyesinde. Temmuz 2024’te mahkemenin tespitine göre yüzde 5.3. Uzundere üçüncü etapta bazı binalarla ilgili inşaat ruhsatı belediyeden alınmamış. Uzundere dördüncü etapta nisan ve temmuz ayında inşaat seviyesi yüzde sıfır. Hiç inşaat yapılmamış. İnşaat ruhsatları da hiç alınmamış. 2023 mayıs ayında sözleşme imzalanıyor herhangi bir inşaat faaliyeti gerçekleşmemiş ve hiçbir inşaat yapılmamış. Bu durumu seyretmeye devam mı etmeliydik? Oradaki hak sahiplerinin evlerine kavuşması için inşaatları biz yapmaya karar verdik. Gaziemir’de Şubat 2022’de imzalanıyor Haziran 2024’de bitecek deniliyor. Nisan’da göreve geldiğimizde yüzde 9.5 temmuzda mahkemenin tespitinde 9.75. Binde 2 fark var ama hesaplamadan kaynaklanan bir şeydi. Gaziemir’de hiçbir faaliyet yok olduğu yerde duruyor" dedi.
“Kimse bana bu iftirayı atamaz!”
Kooperatif davasıyla ilgili alakalarının olmadığını belirten Tugay "İZBETON’nun bazı harcamalarıyla ilgili teftiş kurumunun bazı belgelerini bildirdik ama davada konuşulan tamamen kooperatif ve kentsel dönüşüm konusu oldu. Onunla bizim hiçbir ilgimiz yok. Buradan siyasi hasımlık, biz kendi partilimiz olan bazı insanları zor durumda bırakıyoruz gibi ifade kimse kullanmasın. İçinde bulundukları mağduriyetten bize siyasi fatura çıkarmaya çalışıyorlar, bunu kabul etmiyorum. Bu kadar apaçık gerçekler, belgeli gerçekler varken kalkıp kimse bana bu iftirayı atamaz. Ben kooperatif konusunda kimseyle ilgili suç duyurusunda bulunmadım. Ben bu suçlamaya maruz kalmasaydım bu açıklamayı da yapamayacaktım. Önüne gelen anlamsız şekilde beni suçladığı için kendimi savunmak zorundayım" ifadelerini kullandı.