CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davasının ikinci duruşması başladı.
Özgür Özel’in ilk kez genel başkan seçildiği kurultaya ilişkin davada aralarında Ekrem İmamoğlu, Özgür Çelik, Cemil Tugay ve Rıza Akpolat’ın da bulunduğu toplam 12 kişi yargılanıyor.
Söz konusu isimler hakkında, "oylamaya hile karıştırma" suçlamasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis ve siyasi yasak cezası talep ediliyor.
İmamoğlu SEGBİS ile katıldı
Ekrem İmamoğlu, duruşmaya SEGBİS ile Silivri’den katıldı. İmamoğlu, savunmasında kurultay günü eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye değinerek, çekilme iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.
İmamoğlu, savunmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Kurultay sürecinde benim kurultaya divan başkanı olarak gösterilmemin tarafıma teklif eden de önceki genel başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Sözde tanık olarak sunulan gerçekte tanıklık vasfı bulunmayan, her seferinde farklı dosyalarda sahneye çıkarıldığını görüyoruz. Bu akıldan dışı beyanları kimlerin ezberlettiği hangi odakların bu kişilere yol tarif ettiği neden sorgulanmamaktadır, gerçekten bu günü geldiğinde sorgulanacaktır.”
"İlçe ve il seçimlerinde böyle bir hileye karışmamışım. Kurultayda neden yapayım?"
Duruşmaya sanık CHP PM Üyesi Aydemir’in savunmasıyla başladı. Aydemir; eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal döneminden beri partinin İstanbul İl Başkanlığı’nda çeşitli görevler aldığını belirterek, “Biz kurultay delegeleri seçmen iradesi ile seçiliyoruz. İlçe ve il seçimlerinde böyle bir hileye karışmamışım. Kurultayda neden yapayım?” diye sordu.
"Her tuttuğunu odasına getiriyordu"
Oy için kendisine CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat tarafından para teklif edildiğini iddia eden Bitlis Kurultay Delegesi Veysi Uyanık hakkında açıklamalarda bulunan sanık Aydemir; “Yerel seçimlere doğru Gökan Zeybek yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısıydı. Adayların belirlenmesinde görevliydi. O da kendine PM’den iki yardımcı seçti. Ben de onlardan biriydim. Veysi Bey her tuttuğunu Gökan Bey’in odasına getiriyordu. Benim ‘Biz aday elemesi yapıyoruz ama son kararı MYK verecek. Her tuttuğunu getireceğine önersin’ dediğimi duymuş. Husumetimizin buradan geldiğini belirtmek için açıklıyorum bunları. Oğlu da zaten PM üyesiydi” dedi.
"Masumiyet karinem çiğnendi"
Davanın itirafçılarından Tolgahan Erdoğan’ın sosyal medya paylaşımlarına değinerek; “Benim lekelenmeme hakkım, masumiyet karinem çiğnendi. Bu arkadaşlar ne iş yapıyor hâkim bey, ne para kazanıyorlar? Bunlar da vicdanda kalmamış. Şu an jeopolitik siyasette sorunlar artarken, bizim daha güçlü olmamız, daha önemli şeyleri konuşmamız gerekirken, bizim otele girip ne yaptığımızın konuşulması gereksiz” ifadeleri kullanıldı.
"Aynı ifadeler farklı dosyalarla dolaşıma sokuluyor"
Aydemir’in ardından sanık tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına geçildi.
İmamoğlu; “Çok ağır suçlamalarla karşılaşıyoruz. Mülkün temeli olarak nitelendirdiğimiz mahkemelerin böyle davalarla meşgul edilmesi çok üzücü. Her seferinde aynı kişilerin karşımıza tanık olarak dayatıldığı bir senaryo ile karşı karşıyayız. Aynı ifadeler farklı dosyalarla dolaşıma sokulmaktadır” dedi.
"Milletin adalet duygusuna ihanet"
“Bunları kimlerin, hangi odakların ezberlettiğini kimse neden sormaz?” diyen İmamoğlu; “Dedikodu ve iftiraların yargının merkezine konması demokrasi ve seçmen iradesine büyük bir saldırıdır. Bu bir hukuki çürüme değil, aynı zamanda milletin adalet duygusuna da ihanettir. Günü geldiğinde adil ve özgür bir ortamda kim işin içindeyse hesap verecektir” ifadelerini kullandı. Kurultayın şeffaf bir ortamda geçtiğini belirten İmamoğlu; “Delegeleri etkileme gibi bir amacım olmamıştır. Divan başkanlığını tarafıma teklif eden Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Şu mahkemeyi meşgul etmemesi gereken ithamlardır bunlar. Gerçekliğin karşısında hiçbir senaryonun ayakta kalma şansı yoktur” diye konuştu.
"Fiziki olarak salonda olmam lazımdı"
SEGBİS odasında avukatının olmasını mahkemeye ilettiğini ancak mahkemece kabul edilmediğini aktaran İmamoğlu; “Böyle bir uygulamamız yok dediniz. Doğrudur. Esasen benim de fiziki olarak salonda olmam lazımdı. Bugünkü siyasi iktidarın çerçevesinde oluşturulan yargılamalarda sizlerin de bizim adil yargılama hakkımızı sağlamanız gerekiyor. Bu davanın hızlı sonuçlanmasını, arkadaşlarımın ve benim beraatimi, siz hâkim ve savcıların böyle davalarla meşgul olmamanızı ve bundan sonraki duruşmalara katılmamak istiyorum” dedi.
"Özgür Özel'e oy atmasaydım burada olmayacaktım"
İmamoğlu’dan sonra konuşan başka davadan tutuklu sanık Akpolat ise “Şahsıma düşman hukuku uygulanarak hapsedildim. Önümüzdeki hafta İttihat Terakki davası açılıp, benim dâhil edilmeme bile şaşırmayacağım. İzahın olmayan şeyin mizahı oluyor, bizim de içinde bulunduğumuz durum budur. Eğer ben il kongresinde Özgür Çelik’e, kurultayda Özgür Özel’e oy atıp, CHP’yi Türkiye’nin 1. partisi olmasına vesile olmasaydım bugün burada olmayacaktım. Ama böyle bir ihtimalde partimiz yine kaybedecek, umudunu bize bağlayan seçmenimize hesap verecektim. Seçmenin karşısında olmaktansa sizin karşınızda olmayı seçtim” ifadelerini kullandı.
Aydemir, İmamoğlu ve Akpolat savunmalarını tamamlayınca duruşmadan ayrıldı.
Dava salonda bulunan sanıklar ve salonda bulunan taraf avukatların savunmalarıyla devam etti.
Dava ertelendi!
Hakim; savunması alınan sanıkların duruşmalardan ayrı tutulmasına karar verirken, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'ın katılma talebini kabul etti. Lütfü Savaş "mağdur" sıfatıyla katılacak.
Dava 23 Şubat'a ertelendi.
Ne olmuştu?
Dava süreci başlamadan önce, hangi mahkemenin yetkili olduğu konusunda asliye ceza ile ağır ceza mahkemeleri arasında görev uyuşmazlığı yaşandı. Bu kapsamda dosyaya bakan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, davanın görevsizlik kararı veren Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesine hükmetti.
Mahkeme bu karara itiraz ederek dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Anayasa Mahkemesi, 10 Eylül tarihinde başvuruyu reddetti ve davanın Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi kesinleşti.
Bu süreçte CHP yönetimi, 24 Ekim’de yapılması planlanan duruşma öncesinde davayı düşürmeye yönelik bir adım atarak 39. Olağan Kurultay kararı aldı. Kurultay, 28–30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildi.
Davanın ilk duruşması ise 4 Kasım 2025’te yapıldı. Dosyada mağdur sıfatıyla yer alan CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu duruşmaya katılmadı. Taraf avukatlarının eksiklerin giderilmesi yönündeki talepleri üzerine mahkeme, duruşmayı 13 Ocak tarihine erteledi.





