İzmir Haberleri

Bağcıoğlu'ndan NATO ve savunma sanayii çıkışı!

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, NATO Zirvesi, Kuzey Kıbrıs, savunma sanayii ve askeri hastaneler konusunda iktidara eleştiriler yöneltti. Bağcıoğlu, NATO üyesi 32 ülkeden yalnızca Türkiye ile İzlanda'da askeri sağlık sistemi bulunmadığını söyledi.

Abone Ol

Batuhan KAYA/Dijital Gaste- Eski CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, eski CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün açtığı alternatif CHP İzmir İl binasında basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Bağcıoğlu, her ay düzenlediği ve ülke gündemi ile ilgili açıklamasında bu ay Türkiye’de düzenlenen NATO zirvesi ve gündemdeki birçok önemli konuyla ilgili konuştu.

Bağcıoğlu, Türkiye’de düzenlenecek NATO zirvesine dair yaptığı değerlendirmede, “Bugün daha önce 40’tan fazla kez gerçekleştirilen NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor olmak elbette önemlidir. Ancak bununla övünmekten önce şu soruları sormamız gerekir: Keşke millî savunma sanayiimizin kritik projelerine ve yerli üretim kapasitesine ihtiyaç duyduğu kaynaklar zamanında tahsis edilebilseydi. Keşke zirvenin hava savunması tamamen yerli ve millî hava savunma sistemleriyle sağlanabilseydi. Asıl övünmemiz gereken başarı bu olurdu.

Kuruluş Antlaşmasının önsözünde ‘demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü’ ilkelerine bağlılığını ilan eden NATO’nun Ankara Zirvesi öncesinde yaşananlar oldukça düşündürücü. Anlaşılan o ki, Türkiye’de yaşanan herkesin bildiği gerçekleri yurt dışında anlatanları, her fırsatta ‘ülkeyi şikâyet etmekle’ suçlayanlar, bu kez Türk gazetecilerini NATO’ya şikâyet etti. Sanki yoksulluk o evlerde yaşayan insanların suçuymuş gibi, Ankaralıların evlerinin önüne paravanlar çekildi. 4 Akademisyenler ve STK üyeleri ağır suçlamalarla tutuklandı. Bu zirvede alınacak kararların, Türkiye’nin millî hak ve menfaatlerini etkileyebilecek görev, sorumluluk ve yük paylaşımı düzenlemeleri bakımından da dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye, ittifak yükümlülüklerini yerine getirirken; egemenlik haklarından, Montrö’nün sağladığı stratejik kazanımlardan, Karadeniz’deki istikrarı koruyan dengeden, Kıbrıs Türkünün güvenliğini sağlayan, haklarını muhafaza eden, Ege ve Doğu Akdeniz’deki milli menfaatlerimizi koruyan ve Ortadoğu’da macera aramayan duruşundan hiçbir şekilde taviz vermemelidir.” diye konuştu.

Kıbrıs çıkışı: Milli güvenliğimizin ayrılmaz parçasıdır

Kuzey Kıbrıs’taki güncel gelişmeleri de değerlendiren Bağcıoğlu, “Kıbrıs konusundaki yaklaşımımız tutarlı, kararlı ve uzun yıllardır değişmeyen temel ilkelere dayanmaktadır. Ada’da kalıcı bir uzlaşıya ulaşılabilmesi; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edildiği çözüm anlayışının esas alınmasına bağlıdır. Bu gerçek dikkate alınmaksızın ortaya konulacak hiçbir plan ya da müzakere zemini, Kıbrıs Türk halkının meşru iradesini yansıtamayacağı gibi, Doğu Akdeniz’de kalıcı barış ve istikrara da katkı sağlayamaz. Kıbrıs Türklerinin kazanılmış haklarını görmezden gelen, Ada’daki hassas siyasi ve güvenlik dengesini zedeleyecek her türlü girişim kabul edilebilir değildir. 6 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin huzuru ve güvenliği, Türkiye’nin millî güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Garantörlük statüsünden doğan hak ve sorumluluklar ile uluslararası hukukun tanıdığı yetkiler doğrultusunda, geçmişte olduğu gibi bugün de Kıbrıs’ta barışın, güvenliğin ve istikrarın korunması için kararlılıkla hareket edilmelidir.” dedi.

Konsepte dayalı üretim yapmalıyız

Bağcıoğlu, Türk Savunma Sanayii’nin üretim konseptine dair ise, “Savunma sanayisinde temel yaklaşım, Konsepte dayalı ihtiyaç sistemidir. Savunma sanayimiz son yıllarda önemli bir ivme kazanmış, birçok firmamız dünya standartlarında yüksek teknoloji ürünleri geliştirmeyi başarmıştır. Ancak savunma gücü yalnızca yeni platform üretmekle artmaz. Esas olan; geliştirilen sistemlerin konsepte dayalı ihtiyaç sistemi kapsamında belirlenen harekât ihtiyaçlarına uygun olması, bunlara ilişkin doktrinlerin, eğitim sisteminin, teşkilat yapısının ve harekât planlarının eş zamanlı geliştirilmesidir. Başarı; çok sayıda prototip üretmek değil, bunları kısa sürede olgunlaştırarak seri üretime geçirmek ve geleceğin harekât ortamında etkin kullanılabilecek bütünleşik askerî kabiliyet oluşturmaktır.” şeklinde konuştu.

Ayyıldız Karargahı’nı sordu: Yapımı neden bu kadar uzun sürdü?

Yapımı geçtiğimiz günlerde tamamlanan ve kuvvet komutanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığı’nın taşınacağı Ayyıldız Karargahı hakkında konuşan Bağcıoğlu, “Ankara’da yeni tesis edilen Ayyıldız Karargahı’nın, komuta-kontrol ve koordinasyon fonksiyonlarının daha etkin şekilde icra edilmesine ve kuvvetler arası müştereklik anlayışının pekiştirilmesine önemli katkılar sağlayacağı değerlendirilmektedir. Ancak bu yeni yapılanma hayata geçirilirken, her kuvvet komutanlığının yerleşik usulleri, kurumsal gelenekleri ve yıllar içinde oluşmuş işleyiş kültürü korunmalı; müştereklik hedeflenirken kurumsal teamüllerden taviz verilmemelidir. Ayrıca kamuoyunun cevap beklediği bazı önemli sorular bulunmaktadır:

-Ayyıldız Karargahı’na taşınma tamamlandıktan sonra, şehir merkezinde bulunan mevcut karargâh binaları ve arazileri hangi amaçlarla değerlendirilecektir?
- Özellikle İstanbul’da geçmişte yaşanan örnekler dikkate alındığında, bu değerli askeri arazilerin yüksek rant getiren imar ve ticari projelere açılması söz konusu olacak mıdır?
- Böylesine büyük ölçekli projeler için kaynak oluşturulabilirken, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin uzun süredir devam eden barınma ve lojman sorunlarının çözümüne neden aynı öncelik ve kaynak tahsis edilmemektedir?
- Ayyıldız projesinin yapıldığı alana çok yakın bir bölgede, 17 Eylül 2025'te temeli atılan Dışişleri Bakanlığı Yerleşkesi inşaatı çok kısa bir sürede tamamlanma aşamasına gelmişken, stratejik öneme sahip Ayyıldız Projesi’nin yapım sürecinin bu denli uzun sürmesinin gerekçeleri nelerdir?” dedi.

NATO’daki 32 devletten yalnızca Türkiye'nin askeri hastanesi yok

Bağcıoğlu ayrıca, son günlerde MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yeniden gündeme getirdiği askeri hastaneler hakkında da şu ifadeleri kullandı:

“Bölgemizde yaşanan savaşlar ve çatışmalar, yalnızca silah sistemlerinin değil, askerî sağlık sistemlerinin de savaşın sonucunu doğrudan etkileyen stratejik bir kuvvet unsuru olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ankara’daki NATO Zirvesine katılacak 32 devletten sadece Türkiye ve İzlanda’nın askeri sağlık sistemi yoktur. Diğer 30 devletin değişik ölçeklerde askeri sağlık sistemi / birimleri idame edilmektedir.”