Gamze ESKİKÖY/Dijital Gaste– İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bulunan Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. 44 yaşındaki öğretmen Fatma Nur Çelik, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybederken, iki öğretmen ve bir öğrenci de yaralandı. Olayın ardından eğitim sendikaları okullarda artan şiddete dikkat çekmek amacıyla iş bırakma kararı aldı. İzmir’de öğretmenler bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
Eğitim-Şen’in çağrısıyla Konak YKM önünde bir araya gelen Hürriyetçi Eğitim Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü. Yürüyüş boyunca “susma haykır, okullarda şiddet var, karanlığa teslim olmayacağız” sloganları atıldı. Eğitim Sen İzmir şubeleri adına basın açıklamasını Hamdi Çalık okudu.
"Bu saldırı münferit değildir"
Eğitim Sen İzmir şubeleri adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan biri olan Fatma Nur Çelik arkadaşımız tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir. Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Yaşamını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz.
Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir”.