Zaman sofrasındaki insan israfına dikkat

Abone Ol

Ramazan ayının manevi değeri sembolik olarak yüceltilirken, maddi karşılığı tam olarak israfı temsil ediyor. Bu israf sadece yeme içmede değil; insanın insana yaptıklarında da geçerli. Sözleriyle, davranışlarıyla hatta düşünceleriyle israf külliyet haramdır. İnsanın tümden israf edilmesi de dâhil!

Bedenî ibadet kabul edilen oruç şahsidir. Vekâlet verilerek başkasına yaptırılamaz, sağlıklı kişiler için farz olan oruçtan umulan sevap da başkasına devredilemez. Önce kişinin manevi dünyasını imar etmesi için orucun hakkıyla tutulması gerekir.

Oruç tutmaya niyet edenlerin zaten bu değerlerle yaşadığı öngörülür.

Bu yüzden ramazan aylarında bolluk, bereket gibi manevi beklentiler yanında saygı, sevgi, hoşgörü ve dayanışma gibi değerlerin canlanması umut edilir.

Ancak bugün yaşadıklarımızda dinden, inançtan, manevi hayattan kopuk görüntü sergileniyor.

Dinî terminolojiyi kullanarak pek çok konuda güven istismarının yaşandığı bir gerçek.

Ramazanın birleştirici, sosyal dayanışmayı artırıcı, kin ve nefret duygularının tamir edildiği bir dönem kabul edilmesi gerektiğinin söylemde kaldığı da inkâr edilemez bir hakikat.

TEKKEDE DERVİŞ, KALABALIKTA KABALIK!

Bazı kişilerin karakteristik özelliğidir. Bireysel ilişkilerinde son derece zarif, ancak kalabalıklar içinde hoyratlıkla davranan bu kişiler genellikle politik tutumlarının esiridir. Manevi yanı güçlü olduğu için “Derviş gibi insan” diye tanınan bir kişi, kitleler içinde kabalıkta sınır tanımayabiliyor.

Böyle yaklaşınca aklıma başka bir şey geldi.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin son meclis toplantısından bir görüntü kaldı zihnimde…

AK Parti Torbalı Meclis Üyesi Gizem Akyüz Duman, yarım kalan belediye binası üzerinden önce Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir’i eleştirdi.

Duman ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a, “Torbalı’yı geldiniz, beddua edip geri döndünüz. ‘İzmir için kim kötülük düşünüyorsa ayakları birbirine dolansın’ dediniz. O saatten sonra da sanırım sizin Karşıyaka’da ayaklarınız birbirine dolandı.” sözleriyle yüklendi.

Tugay, her zamanki zarafetiyle “Ramazan günü yapılmayacak bir şey… Allah’a havale ediyorum” demekle yetindi.

Seküler tutumuyla bilinen Başkan Tugay’la muhafazakâr siyaset anlayışını temsil eden üyenin durumunu mukayese ettiğinizde iletişimin kusurlu yolunu kimin seçtiği net!

SÖZÜN VERDİĞİ MESAJLA VARDIĞI HEDEF

Sözlerin hedefi daima sağlıklı iletişimin tamamlanmasına yöneliktir. Ancak sözün yerini ve ortamını hesap etmeyen kişiler genellikle sağlıksız iletişim kurarlar. Sözün amacı, hedeflenen kişinin amacıyla ortak değilse çatışma kaçınılmazdır.

Genç siyasetçi Gizem Akyüz Duman, son günlerde hızlı çıkışları, heyecanlı konuşmalarıyla dikkat çekiyor. Belki taraftarlarının gözünde siyaseten hedeflerine yaklaştığını düşünüyor. Ancak siyaset iletişiminde bazı ihmaller geri dönüşü olmayan yol kazalarına sebep olur.

Siyasetin içine dinî terminoloji ekleyerek inandırıcılığınızı artıramazsınız. Samimiyet noksanlığı, kazandığını sandığınız tüm sempatinizi silebilir.

Her neyse ben olayın başka tarafındayım.

Siyaset yaptığınız partiniz muhafazakâr tutumda, rakibiniz de daha seküler görünümde ise “Ben dindarım, kutsal değerlerde atıfta bulunurum.” güvencesi geçerli olamaz. Zira inanç alanı kimsenin malı değildir.

Nitekim, Başkan Tugay’ın daha birkaç ay önce Kâbe’ye gitmişliği var. Bu ortaya çıkınca da gizli saklı bir iş yaparken yakalanmış gibi bir mahcubiyet içinde açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Yani kimsenin gözüne sokmadan, dindarlık projesi ve yarışı içinde değil; maneviyatının tezahürü olarak yapıyordu.

Ben bu sahneye bayıldım. Zira insanların kutsal bildikleriyle baş başa kalırken huzur duyması ne büyük nimet!

Diğer yanda, dindarlığı kendi kullanım kılavuzu gibi ele alıp kendi dışındakilerin duygu, düşünce ve sözlerini “mekruh” gibi göstermek en basit ifadeyle “Ramazan gününde yapılmayacak bir şey…”

Başkan Tugay da bunu söylemişti zaten…

NEW YORK’TA İFTAR

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, bir iftar yemeği verdi, dillere destan. Bizim İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın iftar yemeği gariban yemeği kalır. Gösterişi bile yere sofra kurularak inanç motifleriyle süslendi.

Farklı milletlerin insanlarını, “Müslümanım” diyen herkesi kucaklayan bir iftar buluşmasının görüntüsü yansıyor.

Burada ne olup bitti tam bilemeyiz. Nihayetinde Başkan Mamdani konuşuyor:

“Kim olduğumdan ve inancımdan utanmıyorum. Kent tarihimizin ilk Müslüman belediye başkanı olmaktan da utanmıyorum. Hiçbir ırkçılık beni bu şehri yönetme biçimimden ve New Yorklulara olan bağlılığımdan vaz geçiremez.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, iftar programlarında manevi atmosfere uygun konuşmalar yapıyor. Ramazanın paylaşma ayı olduğuna işaret ederek iyilik, dua ve dayanışmanın önemine dikkat çekiyor.

Baştaki diyaloğa dönersek, siyaseten yaşanan sorunları dinî bir argümanla yorumlayıp Tanrı’nın cezası gibi göstermek yakışıksız bir durum.

Ramazan geldi geçiyor. Bir yıl sonra ramazan ayını görecekler belki biraz da bu açıdan bakar. Zaman geçerken oruç tutanlar, oruçluyken hissettiklerini, ne yaşadıklarını belki hatırlamayacak. Ancak başkasına ne yaşattıkları…

İşte o kişiler yaşatılanları unutmayacaktır.