Hayatın bana öğrettiği en önemli gerçeklerden biri şudur: İnsan, yolculuğu boyunca birçok kişiyle karşılaşır ama herkes yol arkadaşı olamaz.
Yol arkadaşlığı; aynı masada oturmak, aynı fotoğraf karesinde yer almak ya da aynı projede bulunmak değildir. Yol arkadaşlığı, iyi günde alkışlayan değil; zor günde omuz veren insan olmaktır. İşte bu yüzden dostluk, zamanın değil, yaşanmışlıkların sınavından geçer.
Günümüzün en büyük eksiklerinden biri de galiba vefa… Her şey çok hızlı değişiyor. İnsanlar, ilişkiler, dostluklar, hatta değerler bile… Dün omuz omuza yürüyenler, bugün birbirini tanımaz hâle gelebiliyor. Bunun en büyük sebebi ise bazen makam, bazen para, bazen de insanın gözünü kamaştıran yeni çevreler oluyor.
Oysa hayat, kimsenin düşündüğü kadar uzun değil. Bugün sahip olduğumuz hiçbir unvanın, hiçbir makamın, hiçbir şöhretin ömür boyu garantisi yok. Kalıcı olan tek şey, insanların kalbinde bıraktığımız izdir.
Yıllar içinde şunu gördüm; bazı insanlar, önlerine yeni kapılar açıldığında eski kapıları sessizce kapatıyor. Kendilerine emek verenleri, birlikte hayal kurduklarını, zor günlerinde yanlarında olanları unutuyorlar. Belki bunun adına değişim diyorlar, belki ilerlemek… Ama ben buna eksilen insanlık diyorum.
Hayat elbette yeni insanlarla tanıştıracak bizi. Yeni dostluklar kuracağız, yeni iş birlikleri yapacağız. Buna kimsenin itirazı olamaz. Fakat yeniye kavuşurken eskiyi yok saymak, insanın kendi geçmişini inkâr etmesidir. Çünkü insanı bugün olduğu yere getiren sadece kendi emeği değildir; ona inanmış insanlar, uzanan eller, edilen dualar ve paylaşılan ekmektir.
Anadolu’nun güzel bir sözü vardır: “Ağaç köküyle ayakta durur.” İnsan da öyledir. Kökünü unutursa, ilk fırtınada savrulur. Kök dediğimiz şey ise vefadır, sadakattir, hatır bilmektir.
Ben hep şuna inanmışımdır: Başarı; kaç kişiyi geride bıraktığınla değil, kaç kişiyi incitmeden yol alabildiğinle ölçülür. Çünkü zirveye tek başına çıkmak marifet değildir. Asıl marifet, zirveye çıktığında aşağıya bakıp sana el verenleri unutmamaktır.
Ne yazık ki günümüzde en çok duyduğumuz cümlelerden biri şu: “Yola çıktıklarını, yolda gördüklerine değiştirdi.” Oysa bu söz sadece bir sitem değil, aynı zamanda bir hayat dersidir. İnsan, geçici hevesler uğruna kalıcı dostluklarını feda etmemelidir. Çünkü menfaatin ömrü kısadır, vefanın ömrü ise insanın ardından bile yaşamaya devam eder.
Bir gün alkışlar biter. Işıklar söner. Kalabalıklar dağılır. Telefonlar eskisi kadar çalmaz. İşte o gün insan dönüp arkasına baktığında, yanında kimlerin kaldığını görür. O gün yanında kalanlar; makam için değil, insan olduğun için seni sevenlerdir.
Hayat bana şunu öğretti: Güzel insan olmak, başarılı olmaktan daha değerlidir. Vefalı olmak ise güçlü olmaktan daha kıymetlidir. Çünkü başarı alkış kazandırır, vefa ise dua…
Yolumuz uzun, ömrümüz ise tahmin ettiğimizden kısa. Gelin; birbirimizi tüketmek yerine kıymetini bilelim. Yeni dostluklar kurarken eski dostlarımızı unutmayalım. Bize omuz veren omuzları, bize inanan yürekleri hatırlayalım.
Çünkü insan, ardında bıraktığı malıyla değil; vefasıyla, sözüyle ve dostluğuyla hatırlanır.