Kaybedenler Cumhuriyeti


Yıllardan 1982, aylardan Eylül. Yer, Nazilli’de bir köy okulu. Ege’nin sıcağı freni patlamış Ford kamyon gibi sonbaharı altına almış sürüklerken bahçe işlerinden bıkmış ırgatlıktan öğrenciliğe terfi eden çocukların keyfi yerinde. Okulların açılması demek köylerde çocuklar için özgürlüğün, yeniliğin, oyunun veya öğrenmenin başlaması demek. Bir nevi sıkıcı köy hayatına renk gelir eylüllerde. Okulun ilk haftası ana kuzusu birinci sınıfların ağlamaları dışında herkes neşeyle koşturmakta okul bahçesinde. Okulumuzda beş sınıf ve beş öğretmen var. En yaşlı öğretmen müdürlük de yapıyor.

 Bazı günler köy meydanına eski bir Amerikan cipiyle gelip kimlik kontrolü yaparken gördüğümüz askeri üniformalı bir astsubayın öğretmenler odasına girmesiyle bir anda öğretmenleri bir telaş ve korku sardığını hepimiz fark ediyoruz. Bir yandan müdür tüm öğrencileri toplarken diğer öğretmenler de depodan bayrakları çıkarmaya başlamalarıyla günün sıra dışı bir gün olacağı belli olmuştu.

Dakikalar içinde tek sıra halinde okulun yakınındaki Denizli-Aydın karayolunun kenarına sıralandık. Öğretmenler yettiği kadar bayrakları elimize tutuşturdular. Müdür : ‘’Çocuklar ben işaret verince geçen arabalara el sallayacaksınız bayrakları da sallamayı unutmayın’’. Dedi. İlk dakikalar eğlenceli gelse de öğle sıcağı ve yoldan geçen kamyonların kaldırdığı toz nefes almayı zorlaştırıyordu. İki saatin sonunda bayılan bir kız öğrenci iyice keyifleri kaçırdı. Kız öğrenciyi ayıltmaya çalışan müdürün ağzından öfkeyle karışık Kenan Evren adını duyuyoruz. Beklediğimiz ‘’sözde’’ devlet başkanıymış, Denizli’den Aydın’a geçecekmiş ve biz de onu selamlayacakmışız.

Üç saatin sonunda Aydın istikametine doğru bir askeri helikopterin geçtiğini görünce müdürümüz yine sinkaflı bir şeyler söyleyip sigarasından derin bir nefes çekti. Yarım saat sonra Paşa’nın karayolunu tercih etmediği haberi gelince Müdür ‘’Çocuklar hadi evlerinize gidin’’ demesiyle mecalsiz bir halde dağıldık. Her akşam TRT’de gördüğümüz kurtarıcımızın aslında sözünü tutmayan bir adam olduğunu konuştuk arkadaşlarla. Öğretmenlerimizin de Kenan Evren’i pek sevmediğine şahit olmuştuk.

 Neyse, bunları düşünecek vaktim de pek yoktu zaten. İlk gençliğimi rüzgara verdiğim yıllarımdı.

Beş yıl sonra 1987’de arkadaşlarla sinemaya, Selamsız Bandosu filmine gittiğimizde bu filmin benzerinde beş yıl önce oynamıştık deyip gülüştük. Tavşanlı’da çekilen bu dram filmi, Anadolu’nun unutulmuş bir kasabasının kurtuluşu kasabadan trenle geçecek devlet başkanını konuk etmesinde görmesi üzerine geçiyor. Filmin finalinde ciddiye alınmayanların hayal kırıklığı ve hüznü var.

Selamsız halkının hayal kırıklığını ve kaybeden oluşunu biz beş yıl önce yaşamıştık gerçek hayatta. Film içimizi pek acıtmadı çünkü bu duyguyu yaşamıştık.

Filmin yönetmeni Nesli Çölgeçen de zaten kaybedenlerin yönetmeni olarak biliniyordu. Kardeşim Benim, Züğürt Ağa, Selamsız Bandosu ve İmdat ile Zarife hep kaybedenlerin hikayesiydi. Bizim de toplum olarak daima ‘’Kaybedenlerden’’ olduğumuzu ta ki üniversite yıllarında anlayacaktım.

 12 Eylül darbesi sonucu; 14 bin yurttaşlıktan çıkarılmış insan, 30 bin mülteci, 50 idam, 300 kuşkulu ölüm, 171 işkenceden ölüm,299 cezaevinde ölüm, 650 bin gözaltı ve 50 milyar dolar maddi hasar vardı on yılın sonunda.

O yıllarda kimi cesurlar sinemayla, tiyatroyla ya da kitaplarla anca fısıldayabiliyorlardı kaybediyor oluşumuzu. Ulaşabildikleri sınırlıydı, ulaşabildiklerinden kimileri de darbe havasından faydalanıp kişisel ve siyasi menfaat peşinde olanlardı. Yani kaybedenlerin omuzlarına çıkanlardan ya da krizi fırsata çevirenlerden bahsediyorum.

2016 ‘nın 15 Temmuz’unda filmi tekrar başa sarmaya kalkanlara gereken cevap verilmişti. Başta kazanmış ve darbeyi püskürtmüş gibiydik ama oluşan olağanüstü iklimi arkasına alıp kişisel/politik menfaat hesabı yapanlar ve krizi fırsata çevirenler yine aramızdalar. Cüzdanlarını ve midelerini doldurdular ve akıl veriyorlar kaybedenlere.

Kaybedenler cumhuriyetinin kazananları onlar, dikkat edin.

 

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Ara

Her şey sorularla başlar

23Eyl
16Eyl

Kapanmayan yara Adnan Menderes

02Eyl
27Ağs

Lider sıkıntısı