Geçenlerde sosyal medyada bir görüntü dolaşıyordu. Videoda İsrailli kadın bir asker, yerde gözü bağlı bir biçimde uzanan başörtülü kadının üzerine çıkıp ona eziyet ediyordu. İlk saniyede görüntünün gerçek olmadığını, suni bir video olduğunu hemen anladım.
X'i aşağı kaydırdıkça görüntünün bir sürü hesaptan paylaşıldığını gördüm. Bazı 'gazeteciler', 'siyaset bilimciler'; editörü, muhabiri, yazı işleri müdürü belli olmayan 'malum haber sayfaları' art arda bu videoyu paylaşmıştı... Yayıldıkça yayılmıştı. Yorumlarda herkes küfür kıyamet koparmıştı. Aralarında çok küçük bir azınlık videonun sahte olduğunu belirtiyordu.
Doğrulama/yalanlama platformu olan Malumatfuruş da görüntünün sahte olduğunu şu açıklamayla paylaştı:
“İsrailli kadın askerin, yerde gözü bağlı şekilde uzanan başörtülü kadına üzerine çıkıp botlarıyla eziyet ettiği ana ait olduğu sanılarak paylaşılan görüntü (süre, ses, İbranice yazılardaki bozukluk, teknik inceleme, Gemini filigranı gibi detaylardan anlaşılacağı üzere) yapay zekâ aracıyla hazırlanmış.”
Şu bir gerçek ki İsrail yıllardır Filistin'e zulmediyor. Biz de daima Orta Doğu’da direnen, siyonizm denen pisliğe karşı çıkan her duruşun yanındayız. Bu politik bir görüşten öte, bir insanlık görevidir. Ancak bunun için sahte videolar üzerinden duygu sömürüsü yapmaya, gerçeğin üstünü örmeye, eğip bükmeye hiç ama hiç gerek yok. Bu meselede hakikat zaten yeterince kanlı, yeterince vahşi ve tüm çıplaklığıyla ortada değil mi?..
Gözümüzün içine baka baka, âdeta "Ben sahteyim!" diye bağıran bir gerçeklik var ortada. Kabak gibi önümüzde duran bir yapay zekâ üretimi. Ve biz, ekran karşısında bu absürtlükleri "İnanılmaz!" nidalarıyla paylaşan devasa bir kitleyi hayretle, şaşkınlıkla izliyoruz.
Nasıl oluyor da bu kadar bariz bir sahtelik, saniyeler içinde yüz binlerce beğeni alabiliyor? Hakikati gerçeklikten ayırt etmek bu kadar zor mu?
Yapay zekâ faydalı mı? Kesinlikle. Kullanmayı bilen, aklını kiraya vermeyen insanlar için mükemmel bir araç. Fakat hayatımıza girdiğinden beri asıl yüzleştiğimiz acı gerçek teknolojinin kendisi değil, suni görüntülerle manipüle edilen, kandırılan ve istenilen yöne kolayca sürüklenen kitlelerin acınası hâli.
İnsanların gördüklerine anında inanma eğilimi yeni bir şey değil. Lakin bir videonun, hiçbir süzgeçten geçirilmeden, en ufak bir şüphe kırıntısı barındırmadan 'kesin bilgi' etiketiyle elden ele dolaşması tam bir akıl tutulması ve aptallık. Videolar yayıldıkça yayılıyor, paylaşıldıkça meşrulaşıyor ve gitgide büyüyen kar topu gibi önüne kattığı her rasyonel itirazı ezerek çığa dönüşüyor. Bu kitleye "aptal" demek az bile… Tehlike arz eden şey, bu insanların düşünme yetilerini bir kenara bırakmış olmaları.
Bu devasa problemin başrollerinde ise ne yazık ki 'kanaat önderleri' var. Binlerce, milyonlarca takipçisi olan, sözüm ona 'topluma yön vermesi beklenen' bu isimler, çoğu zaman etkileşim uğruna bu sahtelik sirkinde palyaço gibi. Teyit etme gereği bile duymadan, sırf kendi yankı odalarına hitap ediyor diye bir yapay zekâ üretimi olan videoları/görselleri kitlelere pompalıyorlar. Hakikati aramak yerine, kendi inançlarını doğrulayan sahte görüntülere sarılıyorlar. Onların bu bilinçsizliği, yalanın ömrünü uzattıkça uzatıyor.
Şunu net olarak söylemekte fayda var: Hakikat ‘flu’ değildir. Modern çağın getirdiği bu teknolojik illüzyonlar, dikkatli bir göz ve sorgulayan bir beyin tarafından kolaylıkla ayırt edilebilir, zor değil. Öte yandan bu yapay zekâ videoları furyası hakkında doğruyu yanlıştan, hakikati sahteden ayırmak için medya okuryazarlığına da ihtiyaç var.
Gördüğümüz her şeye atlamadan önce durup düşünmek, kaynağını sorgulamak, "Bu gerçek olabilir mi?" sorusunu sormak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde kendi yarattığımız algoritmaların ve sentetik yalanların içinde boğuluruz. Buna da mahkûmuz!
O yüzden gözünüzü açın. Gerçek, kabak gibi ortada.