Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanları, çocuk ve ergenlerde artan yeme bozuklukları ile obezite riskine karşı ailelere uyarılarda bulundu. Uzmanlar, kilo sorununun yalnızca beslenmeyle açıklanamayacağını, psikolojik süreçler, ekran süresi, uyku düzeni ve aile tutumlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Hastanede görevli Uzman Psikolog Sibel Özgür Vatansever, çocuklardaki yeme bozukluklarının sadece kilo üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirterek, bozulan beslenme alışkanlıklarının gelişim sürecini doğrudan etkilediğini söyledi. Vatansever, sağlıksız beslenme ve kilo artışının hormonal dengeyi bozabileceğine dikkat çekti.
ERKEN ERGENLİK ÇOCUKLAR İÇİN TRAVMATİK OLABİLİR
Hormonal bozulmaların çocuklarda erken ergenlik belirtilerine yol açabildiğini ifade eden Vatansever, “Hormonal bozulmayla birlikte çocuk çok küçük yaşta ergenliğe giriyor. 5 ya da 6 yaşındaki bir çocuğun vücudunda ergenlik belirtilerinin olması, onun için çok korkutucu ve travmatik bir durum haline gelebiliyor. Psikolojik destek sürecinde bu kaygılarla da çalışıyoruz” dedi.
Çocukların başvurularında çoğu zaman bedensel zorlanmalar ve akran zorbalığı şikayetlerinin öne çıktığını belirten Vatansever, kilonun tek başına hedef haline getirilmemesi gerektiğini söyledi. Vatansever, “Çocuğa kilosundan neden rahatsız olduğunu sorduğumda, ‘Merdiven çıkarken zorlanıyorum’ diyor ya da okulda arkadaşları tarafından zorbalığa uğradığını, kilosuyla dalga geçildiğini anlatıyor. Asıl konu kilo değil, dalga geçiliyor olması ve çocuğun öz şefkatini kaybetmesi” diye konuştu.
KOŞULLU KABUL YEME BOZUKLUĞUNU TETİKLİYOR
Çocuklarda beden algısının aile tutumlarıyla yakından ilişkili olduğunu dile getiren Vatansever, koşulsuz sevgi ve kabul gören çocukların beden imajıyla daha sağlıklı ilişki kurduğunu belirtti. Vatansever, “Biz duygusal sorun yaşayan çocuklara kilonun bir amaç değil, sadece bir sonuç olduğunu fark ettirmeye çalışıyoruz. Koşulsuz sevgi ve kabul gören bir çocuğun beden imajıyla sorunu olmaz. Ancak koşullu kabul görmüş çocuklarda yeme bozuklukları ve kendini sevmeme eğilimi baş gösteriyor” ifadelerini kullandı.
PAKETLİ GIDA VE EKRAN SÜRESİ SİSTEMİ BOZUYOR
Aşırı kilo alımı ya da kaybının yanlış kurulmuş bir yaşam düzeninin sonucu olabileceğini söyleyen Vatansever, çocuklarda kilo sorunu görüldüğünde uyku, ekran süresi ve paketli gıda tüketiminin de sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Vatansever, “Bir çocukta kilo sorunu varsa, orada mutlaka uyku sorunu, denetlenemeyen ekran süresi ve aşırı paketli gıda tüketimi de vardır. Çocuklar ellerinde paketli ürünlerle ekran karşısında saatlerce vakit geçiriyor, ev hayatına dahil olmuyor ve aileler bir süre sonra çocuklara söz geçiremez hale geliyor” dedi.
Tedavi sürecinde doğrudan kiloyu hedeflemediklerini belirten Vatansever, uyku düzeni, melatonin hormonu, ekran süresinin sınırlandırılması ve yaşam disiplini üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Vatansever, 0-7 yaş grubunda aileyle, 7-14 yaş arasında çocuk ve aileyle birlikte, 14 yaş sonrasında ise ergenlerin bireysel iradesini öne çıkaran bir yöntem izlediklerini söyledi.
EN SIK GÖRÜLEN TABLO OBEZİTE
Hastanede görevli Diyetisyen Aliye Güç ise yeme bozukluklarının toplumda çoğunlukla aşırı zayıflık arzusu ya da seçici beslenme olarak bilindiğini, klinikte ise çocuk ve ergenlerde en sık obezite tablosuyla karşılaştıklarını söyledi.
Güç, “Nadiren de olsa aşırı zayıf görünme isteğiyle karşılaşsak da, çocuk ve ergenlerde en sık gördüğümüz yeme bozukluğu tablosu, fazla enerji alımına bağlı olarak gelişen obezitedir. Bu durumun altında tek bir neden yok ancak pandemi ve sonrasında evde geçirilen sürenin artması, fiziksel aktivitenin azalması ve online yemek uygulamalarının yaygınlaşması fast food ile paketli gıdaya erişimi çok kolaylaştırdı” dedi.
ÇOCUKLAR SÖYLENENİ DEĞİL GÖRDÜKLERİNİ UYGULAR
Sağlıklı beslenmenin geçici bir diyet listesi olarak görülmesinin kilo verme sürecindeki en büyük engellerden biri olduğunu ifade eden Güç, kalıcı çözümün sürdürülebilir alışkanlıklardan geçtiğini belirtti.
Güç, “Sağlıklı beslenme geçici bir liste değil, sürdürülebilir bir yaşam tarzıdır. İnternetteki bilimsel temeli olmayan hızlı kilo verme vaatleri motivasyon kaybı yaratıyor. Stres, yoğun okul temposu, yetersiz su tüketimi ve uykusuzluk da kilo vermeyi zorlaştırıyor. Çözümün temeli yasaklar koymak değil, doğru alışkanlıklar edindirmektir” diye konuştu.
Anne ve babaların çocuklar için rol model olması gerektiğini vurgulayan Güç, “Çocuklar ebeveynlerinin söylediklerinden ziyade gördüklerini uygularlar. Bu yüzden anne ve babaların iyi birer rol model olması gerekir. Özellikle akran zorbalığının yoğun yaşandığı 12-17 yaş arası ergenlik döneminde beden algısı kırılganlaşıyor. Daha küçük yaşlarda ise okuldaki abur cubur, kızartma ve hamur işi tüketimi obeziteyi tetikliyor” ifadelerini kullandı.
SAĞLIKLI HEDEF HAFTADA YARIM İLA 1 KİLO
Beslenme planlarını çocuklarla konuşarak ve sevdikleri besinleri kademeli biçimde sisteme dahil ederek hazırladıklarını belirten Güç, sağlıklı kilo kaybında haftalık hedefin yarım ila 1 kilo arasında olması gerektiğini söyledi.
Güç, “Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi doğrultusunda haftalık yarım ila 1 kilo arasında kayıp hedefliyoruz. Aylık kontrollerde hastalarımızın sağlıklı bir şekilde 2 ile 4 kilo arasında vermelerini bekliyoruz” dedi.
```