İzmir Haberleri

Tahtalı Barajı’nda 30 yıl sonra bir ilk: Su seviyesi kesintisiz her gün yükseldi

Prof. Dr. Doğan Yaşar, Tahtalı Barajı’nda 1 Ocak’tan bu yana kesintisiz artış yaşandığını belirtti. İzmir’in içme suyu kaynaklarında doluluk oranları yükselirken, Tahtalı Barajı yüzde 54,37 seviyesine ulaştı. Uzmanlara göre İzmir’de temel sorun yağış miktarı değil, mevcut suyun doğru yönetilmesi ve tarımda verimli kullanılması

Abone Ol

İzmir’in içme suyu kaynaklarında yıl başından bu yana dikkat çeken bir yükseliş yaşanıyor. TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Tahtalı Barajı’nda 1 Ocak’tan bu yana su seviyesinin her gün arttığını belirterek, bunun barajın 30 yıllık tarihinde ilk kez yaşandığını söyledi.

İzmir’de ocak ayından bu yana etkili olan yağışlar, barajların aktif doluluk oranlarına yansıdı. Kentin önemli içme suyu kaynaklarından Tahtalı Barajı’nda doluluk oranı yüzde 54,37’ye yükselirken, Balçova Barajı yüzde 97,6, Gördes Barajı yüzde 41,56, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı yüzde 78,48, Ürkmez Barajı ise yüzde 97,96 seviyesine çıktı.

TAHTALI BARAJI’NDA KESİNTİSİZ ARTIŞ YAŞANDI

Prof. Dr. Doğan Yaşar, Tahtalı Barajı’nın 1996 yılında kurulduğunu hatırlatarak, 30 yıldır ilk kez su seviyesinin kesintisiz şekilde her gün yükseldiğini ifade etti. Yaşar, bu artışın baraj tarihinde daha önce görülmediğini vurguladı.

Yaşar’a göre ocak ayının sonlarına kadar artış sınırlı kaldı çünkü toprak uzun kurak dönemin ardından suyu emdi. Toprağın doygunluğa ulaşmasının ardından baraj seviyesinde günlük artışlar hızlandı ve bazı günlerde yüzde 1 ile 4 arasında yükselişler görüldü.

GÖRDES VE TAHTALI İÇİN 2 YILLIK İHTİYAÇ VURGUSU

Gördes Barajı’ndaki son duruma da değinen Prof. Dr. Yaşar, barajdaki teknik sorunun giderildiğini ve su seviyesinin yüzde 40’ların üzerine çıktığını belirtti. Yaşar, Gördes Barajı’nın Tahtalı’dan daha büyük bir kapasiteye sahip olduğunu hatırlattı.

Yaşar, Tahtalı ve Gördes barajlarındaki mevcut su seviyesinin İzmir’in yaklaşık 2 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek seviyeye geldiğini söyledi. Bu değerlendirme, kentte uzun süredir tartışılan su güvenliği açısından önemli bir gelişme olarak öne çıktı.

2026 İÇİN YAĞIŞLI YIL BEKLENTİSİ

Prof. Dr. Yaşar, geçmiş yıllardaki kuraklık ve yağış döngülerine dikkat çekerek 2008’in son 60 yılın en kurak, 2009’un ise son 60 yılın en yağışlı yılı olduğunu hatırlattı. Kurak yılların ardından genellikle yağışlı dönemlerin geldiğini belirten Yaşar, 2026 için güçlü yağış beklentisini dile getirdi.

Temmuz ayından sonra “Süper El Nino” etkisinin görülebileceğini söyleyen Yaşar, El Nino’nun sıcaklık artışının yanı sıra yağışlı hava koşullarını da beraberinde getirebildiğini belirtti. Yaşar, sonbaharda ciddi yağışlar yaşanabileceğini ve 2026’nın son 80 yılın en yağışlı yıllarından biri olabileceğini ifade etti.

SU SORUNU DEĞİL, YÖNETİM SORUNU

Yaşar, İzmir ve Türkiye açısından temel meselenin yağış miktarından çok suyun nasıl yönetildiği olduğunu söyledi. “Türkiye’de su sorunu yok, su yönetimi sorunu var” değerlendirmesinde bulunan Yaşar, mevcut kaynakların doğru kullanılması halinde uzun yıllar ciddi bir su sıkıntısı yaşanmayabileceğini belirtti.

Çiğli arıtmasından çıkan suyun tarıma kazandırılması gerektiğini ifade eden Yaşar, böylece tarımda yer altı suyuna olan ihtiyacın azaltılabileceğini söyledi. Bu yöntemle yer altı su rezervlerinin korunabileceğini ve İzmir’in su yönetiminde daha güçlü bir noktaya taşınabileceğini dile getirdi.

YAĞIŞ AZ AMA YETERLİ

Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yağışın miktarından çok kullanılabilir hale getirilmesinin kritik olduğunu belirtti. Yaşar’a göre kentte az ancak yeterli yağış bulunuyor; asıl ihtiyaç ise bu suyu depolamak, arıtmak ve doğru alanlarda değerlendirmek.

Barajlardaki yükseliş, İzmir’in su kaynakları açısından rahatlatıcı bir tablo ortaya koyarken, uzmanlar kalıcı çözüm için suyun planlı yönetilmesi, arıtılmış suyun yeniden kullanılması ve yer altı kaynaklarının korunması gerektiğine dikkat çekiyor.