Senin gibi düşünmeyenleri tuhaf görüyorsun değil mi?

Abone Ol

Güzelbahçe Belediyesine düzenlenen operasyonda Başkan Mustafa Günay gözaltına alındı.

Sebep: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı açıkladı. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma, rüşvet, görevi kötüye kullanma ve imar kanununa muhalefet suçlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında…

Başkan Mustafa Günay ile birlikte gözaltına alınanlar eşi Nermin Günay, Güzelbahçe Eski Belediye Başkanı Mustafa İnce, Belediye Meclis Üyeleri Gizem Göçtü ve Sezgin Kuş, Mirya Grup yetkilisi Şamil Göçtü, İmar ve Şehircilik Müdürü Özgür Bayraktar.

Dijital Gaste’nin haberinden ayrıntıları okuyabilirsiniz.

Öte yandan İzmir’de meydanlarda hareketli saatler başladı.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in, İzmir’de miting yapacağı haberi üzerine partililer toplandı. İzmir Valiliği, Cumhuriyet Meydanı’nın miting alanı olmadığı gerekçesiyle toplanılmasına izin vermedi. Ancak heyecanına yenilen partililer, engeli aşmaya kalkışınca polisin sert müdahalesiyle karşılaştı.

Dijitalgaste.com muhabiri Gamze Eskiköy, olayların tam ortasından ayrıntıları aktarırken biber gazından payına düşeni aldı.

Haberlerin ayrıntılarının Dijital Gaste’den okuyabilirsiniz.

Şimdi bu konularla yakından uzaktan ilgili bir fikrimi savunacağım.

YA BİZ YANLIYORSAK…

Bütün zamanların ruhuna sirayet edip engin bir hoşgörüye sahip olmayı kim istemez ki… Misal, İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda CHP Konak İlçe Örgütü yöneticileriyle kolluk kuvvetleri arasındaki müzakere dikkat çekti. Parti üyelerinden biri, polis ekiplerine, “Ben karıncaya basmam, size ne yapacağım?” diye seslendi.

Bu söze bakarak polisin, “haklısın” deyip geri çekilmesi beklenemezse; birinin “şimdi hepinizi dağıtırım” diye tehdit etmesi de genellemeye dâhil edilemez. Toplumsal hareketlerin yönü, bireysel tutum ve davranışlara göre ilerlemez.

Çünkü böyle coşku ve heyecanın sürüklediği topluluk ortamlarında kişiler, rasyonel düşünüp makul davranamayabilir.

Böyle kalabalıklar içine girdiğinizde herkesin sizin gibi düşündüğünü tahayyül edebilirsiniz. Hatta dünyada bütün insanların sizin gibi düşünüp sizin gibi davranması gerektiğine de inanabilirsiniz.

Bu duygu ve düşüncenin sonunda sizin gibi düşünmeyenleri “tuhaf” olarak değerlendirebilirsiniz.

İtiraf edin: Pek çok konuda siz de öyle düşünmüyor musunuz?

Sizin inandıklarınıza inanmayan, sizin kelimelerinizle konuşmayan, sizin hareketlerinize eşlik etmeyen, savunduğunuz fikirlere iştirak etmeyenler gerçekten tuhaf insanlar mı?

Eğer buna gerçekten inanıyorsanız; onların da sizin için aynı şeyi düşündüğünden emin olun. İnanın onlar da sizi tuhaf diye nitelendiriyordur.

“BİLİYORUM” DEMEKTEN VAZGEÇİN!

Bizi bütün zamanların hoşgörü timsali hayranlık duyduğumuz, huzurla yaşamını sürdüren insanlar gibi olmaya heveslendiren şey de tam olarak bugün yaşadığımız gerçeklerdir.

Bir yanda suç işlediği gerekçesiyle adalet karşısına çıkarılanlar, diğer yanda kişisel kusurlarını olgunlukla karşılayıp düzenleme gayretine yetecek gücü bırakmayan olaylar yüzünden içimize dönüp bayramı coşkuyla karşılama imkânı da kalmıyor.

Bu keşmekeş içinde yine de bayramı ruhuna uygun kutlama fırsatımız var. İnanın var. Ancak yeterli olgunlukla ve gereksiz vesveselerden bir nebze uzaklaşarak yapabiliriz.

En önemlisi de insanlara ve olaylara önyargısız yaklaşarak…

Psikolog Lee Ross ve arkadaşları tarafından 1977 yılında bir araştırma yapılmış. Konunun başında belirttiğim “kendin gibi düşünmeyeni tuhaf bulma hâli”ne ilişkin dayanak bu araştırmada ortaya çıkıyor.

Hatalı uzlaşı etkine göre, insanlar kendi davranışlarını standart olarak kabul edip farklı davrananları sıra dışı ve hatalı görme eğilimindedir. Hayatın her alanında bu saçma düşünce ne yazık ki çaresiz hastalık gibi çevremizi sarmış…

Sonuca gelelim; ister kişisel ister sosyal hayatımızda olsun safsatadan ibaret olan “benim gibi düşünmeyen hatalıdır” diyerek tuhaf bulduğumuz insanlar da inanın bizi aynı şekilde görüyor.

Hayat bizim görüp bildiğimizden çok farklı. Dünya bizim tahminlerimizden daha kalabalık. Bu hayattan başka yok. Bunu idrak ederek bayramın hakkını veriniz. Sevdiklerinize hak ettiği sevgiyi verirseniz karşılığını alırsınız. Hayata, gerçekten hak ettiği değeri verirseniz hak ettiklerinizi alabilirsiniz.

Kimse bizim gibi düşünmek zorunda değil. Eğer böyle düşünüyorsanız hayatınızı bir vehme kurban etmiş sayılırsınız.

Bayramınız kutlu olsun.

Sosyal hayatta, siyasette veya ikili ilişkilerde kurduğumuz doğrusu bu gibi ifadeler aslımda bir safsatadan ibaret çünkü dünya sizin zannettiğinizden çok daha kalabalık.

Kim bunları destekliyor, oy veriyor? Her şey ortadayken, herkes bizim çevremizdeki insanlar aynı düşünürken bunlar ne düşünüyor?

Kendi görüşlerinin normal ve doğru olduğunu tahmin ettiğini ortaya koyan bir deney var. Joe’nun yerinden yemek yiyin tabelasıyla kampüs içinde dolaşmalarını teklif ettiler. Kabul edenler, "Ne olacak, herkes takar." diyor; kabul etmeyenler ise "Asla böyle bir rezilliği kimse kabul etmez!" diye düşünüyor.

Her iki grup da kendi seçimlerinin normal ve çoğunlukta olduğunu düşünüyor.

Çünkü kendi seçimlerimizin ve tepkilerimizin mantıklı olduğunu düşünüyoruz. Sadece olması gereken şeyleri yaptığımıza inanıyoruz ve çevremizi genellikle kendimize benzeyen insanlarla dolduruyoruz.

Bizden farklı düşünenleri ise yanlış düşünen ya da mantıksız insanlar olarak etiketliyoruz.

Karşımızdaki şaşırırken unuttuğumuz bir şey var: Karşımızdaki kişi de bizim için tam olarak aynı şeyi düşünüyor.